Buraya kadın eli değmiş

Eklenme Tarihi25.02.2010 - 1:23-Güncellenme Tarihi25.02.2010 - 1:30

Mimar Sinan Genim ile bir televizyon çekiminde birlikteydik, ‘Kadın ve Mekan’dan bahsedince hemen alıp okudum, sonrasında kitabın fikir ‘anne’lerinden mimar Ayşen Akpınar ile eserde yer alan tüm yazıları da içeren bir sohbet gerçekleştirdik.

'Kadın ve Mekan' fikri nasıl doğdu?
Batıda ağırlıklı olarak feminist literatürde yoğun biçimde ele alınan kadın ve mekan ilişkisine, Türkiye gerçeği bağlamında ve çok disiplinli bir yaklaşımla daha geniş bir perspektiften bakmayı düşündük. Kadın ve mekan ilişkisinin farklı boyutlarını değerlendirebileceğine inandığımız, farklı uzmanlık alanlarında sivrilmiş kişilere bir çağrı yaptık. Sonuç olarak kitap; antropolog, arkeolog, dilbilimci ve edebiyatçı, hukukçu, iktisatçı, kamu yöneticisi, mimar, ressam, romancı, sanat tarihçisi, tarihçi, sinemacı, siyaset bilimci ve sosyologlardan oluşan bir yazarlar grubunun katkılarıyla ortaya çıktı. 

Erkeklerin mekanlarla ilişkileri kadından daha mı farklı?
Kesinlikle. Örneğin Ebru Ergöz Karahan’ın araştırmasına dayanan yazısında belirttiği gibi, “Evin sizin için anlamı nedir?” sorusuna verilen yanıtlar, evin erkekler için bir barınak, kadınlar için ise özel yaşam alanı ve güvenlik ihtiyacını karşılayan bir yer olduğunu gösteriyor. Yine erkekler, konut sahipliğini statü aracı, kadınlarsa aile odaklı değerlendiriyor. Erkeklerle karşılaştırıldığında, ev sahibi olmak kadınlara daha fazla güvenlik hissi veriyor. Ev seçerken konutun tasarımına önem veren, komşuluk ilişkilerini vurgulayan yine kadınlar. Mimar Can Elgiz de, örneğin işyerlerinde bile erkeklerin çalışma alanlarıyla kadınlarınki arasındaki farka dikkat çekiyor ve erkeğin masasının genelde kadınınkinden daha kuru olduğunu, kadınların, 'buraya kadın eli değmiş' dedirtircesine mekanı kişiselleştirme eğiliminde olduklarına değiniyor. Kadınlar kendi yaşadıkları mekanlara kimliklerini yansıtıyor. 



Mekanı ev haline dönüştüren kadın hangi argümanlardan faydalanır, ev yapmak neden önemlidir?
Handan Dedehayır, kadınların aile içi ilişkileri geliştirmek, düzenlemek, yaşatmak ve sürdürmek sürecinde üstlendikleri rolleri ve bu rollerin ev mekanındaki izdüşümünü inceliyor. Mekanın ev olmasında kadının duygusal emeğine dikkat çekiyor. Ben aile içi ilişkilerin mekana yansımasına kırsal kesimde yaşayan kadının yaşamı üzerinden bakıyorum. Nihal E. Erkan biri kariyer, diğeri ev kadını olan iki farklı kadının yaşamına, birinin evine pek az vakit ayırabildiği, diğerinin  ise enerjisini sergilediği yegane ortam olan ev mekanına yükledikleri anlamlara değiniyor. Özlem Erkarslan bugünün orta ve üst sınıf kentli
kadınının evle ilgili yeni beklentilerinden söz ediyor ve toplumsal statü değerlerine değiniyor. Ebru Karahan, evle ilgili kararlarda kadının kimliği, beklentileri, önyargıları ve alışkanlıklarından söz ediyor; bir mekanın böylece ev oluşuna dikkat çekiyor. 

Osmanlı’da kadın ve hamam kültürü denince ne anlamalıyız? Sadece saraya özgü müdür hamam?
Hamam, ev mekanıyla sınırlanmış kadın yaşamlarına, ev dışına çıkma, sosyalleşme, güven içinde eğlenme ve iyi vakit geçirme, bir ölçüde de olsa, hayata katılma olanağı veren bir kadın alt kültürü. Zengin hamam ritüelleri, kadınların sınırlı yaşamlarına heyecan ve önemli bir renk katıyor. Geleneksel yaşam kültürünün tüm boyutlarını, giyim kuşam, yeme içme, raks, müzik, kız beğenme, düğün dernek gibi yaşamın her yönüyle de ilişkilendiriliyor. Bugünün kuaför salonları da bir ölçüde hamamın işlevlerini yerine getiriyor bile denebilir.

Yazarlar:
Ayşen Akpınar, Lale Aytaman, İnci Delemen,  Neslihan Dostoğlu, Erincik Edgü, Füsun Ertuğ, Hale Gezer, Sinan Genim, Sühendan Kumcu İlal, Serpil Çakır, Handan Dedehayır, Nihal Ekin Erkan, Özlem E. Erkarslan, Türkel Minibaş, Yekta Özgüven, Necdet Sakaoğlu, Ebru Ergöz Karahan, Aliye Pekin Çelik, Nermin Abadan-Unat, Zehra F. K. Arat, Tomur Atagök, Nurhan Atasoy,  Gönül Bakay, Can Elgiz, Nazan Moroğlu, Mine Özaşçılar, Nurten Özmelek, Halit Refiğ, Buket Uzuner, Adalet Yavuzer

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler