Kime gülüyorsak, o muyuz?

Eklenme Tarihi04.03.2010 - 0:19-Güncellenme Tarihi04.03.2010 - 0:20

Çok da eğleneceğimi, kahkahalarla güleceğimi tahmin etmemiştim açıkçası. Önyargıdan değil ama son zamanlarda seyrettiğim Türk filmlerinde intiharın eşiğine geldiğim için tuhaf bir refleks oluştu. Sıranın en başına, çıkışın hemen yanına oturuyorum ki, tehlike anında canımı kurtarabileyim. Hoşlanmadığım bir filmi, oyunu, konseri sonuna kadar takip etmenin ruh sağlığıma hiç de iyi gelmediğini öğrendim geçen zaman içinde. ‘Eyvah Eyvah’ bu anlamda beni eğlendirdiği kadar şaşırtan da bir film oldu.
Bu kadar bizden, saf ve naif karakterler beklemiyordum doğrusu, Hüseyin Badem ve filmin diğer karakterleri tam anlamıyla tanıdığımız, bildiğimiz kişiler. Sinemada özellikle bu tarz kahramanlara ihtiyaç var. İyinin kazandığı, başarılı olduğu, üzülmediği, kazıklanmadığı, başına türlü hinlik gelmediği, sevdiği ve karşılık gördüğü filmlere...
Hüseyin Badem’in dedesi ve ninesi, aşık olduğu kız, müzisyen arkadaşları, İstanbul’daki ahbabı, bar şarkıcısı, şarkıcının sevgilisi, hatta tek bir sahnede gördüğümüz ve kısacık sahnesinde kendini son derece başarılı ifade eden güya korkunç mafya babası bile son derece zarif karakterler.
Sinemayı hatta sıradan dizileri bile son derece ciddiye alan bir memleket olduk ya, öpüşen herkesin sevgili olduğunu düşünüyor, kavga eden herkesin arasında gerçek hayatta da husumet olduğunu sanıyor, dizide ölenlere ölüyor, doğanlara mevlit okutuyoruz.

Ben seri katil miyim?
Bu durumda da komik ve eğlenceli bir film olan ‘Recep İvedik’ serilerini de ciddiye almamız doğal, gülüp geçemeyiz. ‘Bizden biri’ olduğuna inanıyor, gülmeye sebep arıyor, kendimizle özdeşleştiriyoruz. Yine bu durumda benim korku, aksiyon ve bilim-kurgulardan ziyadesiyle hoşlanmam nasıl açıklanır? Ben uzaylı mıyım ki uzay konulu filmlere bayılıyorum, seri katil miyim ki seri katillere ve yöntemlerine hayranım, FBI’da mı çalışıyorum ki ajanlar hayatımın en inanılmaz kahramanları?
Yok böyle bir gerçeklik kavramı. Neticede madem seyirci sinemada kendini görmek istiyor; ‘bir avuç Recep İvedik yerine milyonlarca Hüseyin Badem’in yaşadığı memleketimizde sinemamızın anti değil, gerçek kahramanlara ihtiyacı var’ demek yerinde olur.
Yetenekli, okusaydı büyük adam olurdu dediğimiz, yüreğinde kötülük namına bir zerre bulunmayan Hüseyin Badem; eski Türk filmlerinin nostaljik kokusunu hissettiren ve seyirciyi tokatlamadan kendine getirecek bir kahraman. Gerçek kahramanların küfüre, silaha ve zoraki atraksiyonlara ihtiyacı yoktur ki! Hatta yakışıklı olmaları bile gerekmez, onları en göbekli halleriyle beğenir ve aşık olursunuz.

FİLMDEN NOTLAR
* Galada konuşulan ve birçok kişinin ağzından düşmeyen bir cümle vardı, acaba Ata, Şahan’ı geçer mi? Gişede ne olur bilinmez ama ‘Eyvah Eyvah’ tahmin edilenin üzerinde bir başarı elde edecek gibi görünüyor. Gülmek isteyen seyirci salonlardan mutlu ayrılacak, sinema tutkunu esprilerden ve oyunculuktan rahatsız olmayacak.
* Beklentilerimin üzerinde bir komedi olmuş diyebilirim, senaryo gayet başarılı, espriler güzel, seyirci eğleniyor, filmin tansiyonunun düştüğü sahne sayısı üçü geçmez ama Ata Demirer senarist ve oyuncu olarak kesinlikle sınıfı geçer.
* Demet Akbağ canlandırdığı bar şarkıcısı rolünde son derece tanıdık! Çakma DG çantaları, Victoria Beckham tarzı gözlükleri, kaynak ve sapsarı uzun saçları, leopar desenli mini kıyafetleri ve elbette bembeyaz tavşan dişleriyle; son dönem assolistlerinin karması gibi. Bacakları taş gibi bu arada ancak yüzüyle fazla oynamış bana kalırsa. 
* Fahir Atakoğlu’nun komedi filmle sağladığı uyum son derece dikkat çekici. Filmden ve müziklerden kimi zaman Bregovic- Kusturica tadı alıyorsunuz.

Gençlere hafta içi her gün bedava bilet
Duyduk duymadık demeyin; gcntrkcll üyeleri ‘Bir bilet alana bir bedava’ kampanyasından artık her gün faydalanacaklar. 49 ilde, 230 sinemada ve toplam 1263 salonda, 19.00 seansına kadar geçerli olan kampanya bir yandan gençlerin hayatına renk katıyor, bir yandan da sinema sektörünü kalkındırıyor.

Yazarın Diğer Yazıları