Dr. Emin Yeğinboy

Dr. Emin Yeğinboy

yeginboy@gmail.com

Tüm Yazıları

"Sen Kim-inle Dans Ediyorsun” benim için tam bir sürpriz oldu. Beklentilerimin çok üstünde bir komedi seyrettim. Türk komedi tarihinde TV dizisi olmasına rağmen bir kilometre taşı olan “Leyla ile Mecnun”da yönetmenlik yapmış olan Burak Aksak, dizideki komedi ruhuna benzer sinema dili kullanarak sinema yolculuğuna devam ediyor.

Absürt olayların ve karakterlerin hikaye içinde aniden ortaya çıkması, merkezdeki olaya bağlanmaları, komedinin gücünü artırıyor. Diziye aşina olanlar anımsayacaktır orada da aniden beliren aksakallı veya aniden devreye giren rüyalar anlatımı farklı bir mecraya akıtır, gerçekten koparırdı.

Haberin Devamı

Bu filmi kaçırmayın pişman olmazsınız

Bu kez gerçek üstü çok ön plana çıkmasa da Kötü Çocuklar, Pilavcı veya dam üstü sahneleri komediye başka bir boyut getiriyor. Hele sürekli dans eden “Grease”ten kaçma ‘Kötü Çocuklar’a bayıldım.

Senaryo gençleri ön planda olmasına karşın Binnur Kaya, inanılmaz yeteneğiyle rol çalıyor. Tüm varlığını hayallerini gerçekleştireceği bir dans salonuna yatıran Şengül karakterinde genç oyuncuları ve öyküyü bir lokomotif gibi çekiyor.

Bir dans yarışması etrafında şekillenen basit bir öykü kenar süslemeleriyle sıra dışı bir komediye dönüşmüş.

İzleyin pişman olmazsınız.

Hiçbir şey için geç kalınmış değil

Yavuz Turgul/Şener Şen birliktelikleri merakla beklenir. Bu kez 7 yıllık sessizlikten sonra “Yol Ayrımı” çıkageldi. Yaşamdaki pişmanlıklar, yaşanmamışlıklar üzerine güzel mesajlarla geldi. Geçirdiği bir travma sonrası, zenginliğinin kendisine mutluluk vermediğini fark eden Mazhar Bey (Şener Şen) her şeyini bağışlamaya karar verir. Malını, mülkünü yanında çalıştırdığı işçileri arasında paylaştıracaktır. Aile şirketi olarak tüm yakınlarının bu karara tepkisi Mazhar Bey’in ciddi şekilde başını ağartacaktır.

***

Öykünün akıcılığı, iyi işlenmiş karakterler üzerinden ustaca gidiyor. Otoriter anne figürü (Çiğdem Selışık Onat), babanın disiplini altında yaşamdan zevk almayı öğrenmemiş çocuklar (Mert Fırat, Defne Kayalar), Galatasaray Lisesi’nden sınıf arkadaşı bohem Altan (Rutkay Aziz), bir kafeteryada mutlu mesut yaşayan yaşamdan darbeli karak-terler, yaşamın ağır yükü altında ezilen kadın işçi Emine öyküyü çekip götürüyor.

Haberin Devamı

***

Turgul aynı zamanda kendisini çok etkileyen yazar Hasan Ali Toptaş, Gülten Akın, Cevat Çapan gibi şairlerden bir şekilde alıntılar yapıyor. Bir sahnede Altan Mazhar’a “Sen Tolstoy musun?” diye takılır. Mazhar’ın kararı da Tolstoy’un yaşamının son yıllarına benzer. Servetini, kitaplarının telif haklarını yoksul köylülere bağışlamak isteyen ünlü yazar ve karısı arasında servet savaşı başlar. Mazhar’ın kararı da ailesine karşı bir savaş deklarasyonu gibidir.

Tecrübeli oyuncuların hepsi gayet iyi. Şener Şen, karakteri için biraz yaşlı kaçsa da bir kez daha oyunculuğuyla parlıyor. Rutkay Aziz’e bayıldım. Tam bohem, frankofon bir karaktere bürünmüş. Anne de Çiğdem Selışık Onat yılların tecrübesini konuşturuyor.

Zengin yaşamların gözden kaçırdıklarını hatırlatan öykü Turgul/Şen birlikteliğinde klasik bir halka olmaya aday.