Yalnız ve parlak bir yaşam!

Elton John yetmişlerde başladığı kariyerinde o kadar çok şarkıya imza attı ki, yaşamımızın bir yerinde kendilerini hatırlatır. Yaşamını anlatan müzikal biyografi “The Rocketman”, tam bir Rock Opera havasında akıyor. Yaşanan anları anlamlandıran bir şarkısı, abartılı kostümleri içinde rock dünyasının ışıltılı dünyasını canlı tutuyor. Bunların ardında sevgi arayışı içinde, acı çeken yalnız şarkıcı portresine tanık oluyoruz. ‘Bohemian Rhapsody’de, Brian Singer’ın ayrılmasıyla final bölümlerini yönetmiş olan Dexter Fletcher, bu kez baştan sona kendisine ait ‘The Rocketman’de görkemli anlar yakalamış. LA ünlü Troubadour kulübünde Crocodile Rock ile açılan ilk büyük konseri, ‘Your Song’ın kaydının yapıldığı stüdyo çekimleri, piyano üzerinde havalandığı sahneler unutulmaz olmuş.

Yalnız ve parlak  bir yaşam

Açılışta Londra yakınlarında, Pinner kasabasında sorunlu bir ailenin oğlu olarak doğmuş Reginald Kenneth Dwight ile tanışıyoruz. Oğluna bir kere bile sarılmamış asker bir baba, sevgiyi dışarda arayan anne Sheila ve kendisine sahip çıkan bir anneanne ile büyüyen mahcup ve piyanoya yetenekli bir çocuk. Anneanne ilgisiyle Royal Academy’de piyano eğitimi alan Reginald, mahalle barlarında yeteneğini sergilemeye başlar. Diplomadan iki hafta önce okuldan ayrılır ve etkilendiği Elvis Presley gibi Rock’n Roll çalmaya başlar. Tüm şarkılarının sözlerini yazan Bernie Taupin ile tanışması yaşamını tümden değiştirir. Barlarda çalan bir Blues grubuyla birlikte ilk turne, ilk besteler... Saksafoncu Elton Dean ve John Lennon’dan etkilenerek adını Elton John yapar, sonradan araya Hercules’i ekler. Yapımcı Dick James onun yeteneğinin farkına varır, ilk albümü “Empty Sky” ticari olarak başarısız olsa da ona şans vermeye devam eder. İçinde “Your Song” şarkısı olan ikinci albümü 72’de İngiltere ve ABD’de çok sevilir. Sonunda “Rocket Man” Amerika ve tüm dünyada 1 numara olur. Tüm konserleri kapalı gişe sanatçı kategorisine girmesi gecikmez. Şöhretin bedelini yavaş yavaş ödemeye başlar; doksanların başında uyuşturucu, alkol, seks ve yediğini kusma hastalığı nedeniyle tedaviye gider.

Oyunculuklara gelince Taron Egerton canlandırdığı Elton John’u oynamıyor, yaşıyor. Şarkıları da kendi sesiyle okuyan genç Egerton, kendisini iyi oyuncu sınıfına atlatacak bir performans göstermiş. Oscar’lara kadar ne kadar akılda kalır göreceğiz. Kariyerinin en başından itibaren şarkılarının sözlerini yazmış olan Bernie Taupin’i oynayan Jamie Bell gayet iyi. Richard Madden duygusal yarattığı travmayı, profesyonelce bir ilişkiye çeviren içten pazarlıklı menajer Reid rolüne uyumlu.

Şarkıcının cinsel tercihlerine oldukça geniş yer veriyor yönetmen Fletcher. Freddie Mercury filmi bu yönde topa girmemekle eleştirilmişti.

İkinci yarıda çocukluk travmasına sık dönüş yapılması öyküyü biraz sığlaştırıyor. Elton John’un hayatında bildiğimiz bir çok olay var; Watford Kulübü başkanlığı, Diana cenazesinde seslendirdiği “Candle In The Wind” veya eşi Daniel ile tanışması, taşıyıcı anneden iki çocuk gibi konulara hiç girilmemiş.

Dans ve konser sahneleri tek kelimeyle mükemmel çekilmiş. “The Rocketman” hikayesi ve görselliğiyle izleyeni yakalıyor, izleyin.