'Önce medeni olun'

Ne yaptın Süreyya!



Hiçbir mutluluk sonsuza dek süremez. Sürse, olağan durum haline gelir, rutin olur, tanımı "mutluluk" olmaz.
Yani, gün gelecek Beşiktaşlılar da mutsuzluğu tadacak.
Peki o "kaçınılmaz hayal kırıklığı" ne zaman yaşanacak?..
Futbolu kuyumcu terazisi ile tartanlar, "en erken" gelecek sezonları işaret ediyorlar.
Öyle, "biz BMW, onlar Şahin" türünden lümpen teşbihler dışında; kaliteli bir hoca, oturmuş bir takım, yerinde takviyeler ve durumu meçhul rakiplerle, yeni mutlu sonlara hazır Beşiktaş... Tabii hesapta olmayan terslikler yaşanmazsa.
Açık söyleyeyim, ben böyle bir hatayı takımdan, hocadan, menajerden değil; yönetim kurulundan bekliyorum.
"Umuyorum" demedim... Endişeyle bekliyorum.
Çünkü ipuçlarını yakalayabiliyorum.
Mesela Sayın Mete Düren'in "Ülkemizde tel örgüler, ancak futbol seyircimiz medeni bir şekilde maç izlemeyi öğrendiğinde kalkabilir" küçümsemesi.
"Tel örgüler kaldırılınca taraftar medenileşmez. Taraftar medenileşince tel örgüleri kaldırabiliriz ancak" hakareti.
Bunlar bumerang gibi laflar.
Bu tespit, bence sayın Özkan Sümer'in Fenerbahçe taraftarına "terörist" demesinden daha vahimdir. Bilindiği gibi terörizm medeniyetle ortaya çıkmış bir virüstür ve Sayın Sümer hiç olmazsa rakip taraftarların medeni insanlar olduğunu kabul etmektedir.
Oysa Sayın Düren, "medeni olma durumunu" kendi taraftarlarına bile yakıştıramamakta, İnönü Stadı'ndaki tel örgülerin ancak "insanlar medeni bir şekilde maç izlemeyi öğrendiği zaman" tamamen kaldırılacağını açıklamaktadır.
Ne?.. Öküzün altında buzağı mı arıyorum?.. Hayır bu bir örnek. Şampiyonlukla çalkalanıp, kabarıp taşan Beşiktaş Yönetim Kurulu üyelerinin özgüvenlerine güvenmiyorum ben. Bu konuşkan baylardan biri, bir gün çıkıp öyle bir laf edecek ki, "hesapta olmayan terslik" tüm hesapları alt üst edecek korkarım.

Ne yaptın sen Süreyya?.. Arkanda silahlı külahlı adamlar olmadan, sırtını asırlık bir forma ile sağlama almadan, taraftar adı verilen kalabalıkların yakın korumasını sağlamadan, büyük bir camianın kanatları altına sığınmadan şöhret oldun bu ülkede...
Hem de sporda.
Deli misin kızım? Burası Türkiye!..
Şöhretleri kemirerek şöhret olanların ülkesi.
En sırtı kalından, en gözü karasına, diş geçiremedikleri kimse var mı ki, bir de sen çıktın ortaya.
Seni çerez yaparlar Süreyya.
Dünya şampiyonu olsan da farketmezdi ya... Sen misin ikinci gelen?.. Kendilerini vekil tayin ederler ve Allah'ın sana verdiği yeteneğin hesabını bile isterler işte.
Sen ideal bir malzemesin. Anadolu'dan geldin. Hocan, kocan, yoldaşın, hepi topu bir adam. Madalyan ise muazzam. Oyun hamuruna çevirirler bilesin.
Demeye kalmadı, bunu en hüzünlü tarafından öğrendin. Lakin, regl periyodunu masaya yatırdıkları için şaşırma. Konu "kanlı" olduğu için, bu mesele de onların ilgi alanında.
Allah kolaylık versin.

Diyelim ki, siz de Tahkim Kurulu'ndasınız. Ne devlet memurusunuz, ne parti üyesisiniz. Bağımsız ve vicdanı hür bir hukukçusunuz... Önünüze Fenerbahçe'ye verilen saha kapatma cezası geldi. O sırada da ülkenin başbakanı "bu ceza haksızdır" dedi.
Ne yaparsınız?..
Elbette, verilen cezanın dayanakları olan raporlar ve belgeler ışığında adaleti işleteceksiniz. Ama belgeler ve raporlar terazinin kefelerini eşit kılıp kararınız sadece vicdanınıza kalırsa, "bu ceza haksızdır" demeden önce iki kere düşünmez misiniz?..
Emir alan veya iktidara yaltaklanan bir konuma düşmek sizi rahatsız etmez mi?
Diyeceğim o ki, Tahkim Fenerbahçe'nin cezasını reddederse Sayın Erdoğan sayesinde, onaylarsa sorumluluğu Sayın Erdoğan'ın omuzlarında olacak bu saatten sonra.
Suç şahsidir
Gelelim Fenerbahçe'ye verilen cezanın, adalet ölçüsüne.
Bir kere kurala uygunsa, tartışmaya bile gerek yok. Oturup kuralları tartışsın kıymetli yöneticiler. Mesela "suçun şahsi"liğini ve ancak suçu işleyene ceza verilebileceğini hatırlatsınlar Federasyona ki, kurallar yeniden yazılsın.
Yabancı bir sahada, bırakın futbol yönetmeliklerini, ceza yasası kapsamında yıkım yapan bir avuç insan, polis tarafından tek tek dışarı alınırken hüviyetlerine de el konulsun o zaman.
Artık hasar mı ödetilir, maç mı yasaklanır bilemem. Ama ceremeyi İstanbul'da milyarlık kombine almış adamın çekmesinden çok daha adildir.

Akçaabat Sebatsporlu futbolcu, hakem Mutlu Çelik hakkında söylediklerini mesela Ali Aydın için iddia etse; kim inanırdı ona?..
Ya da diğer otuz hakem için?..
Peki şu anda neden kimse Sebatsporluların söylediklerinden şüphe etmiyor da, en iyi niyetliler bile "söylemiştir ama espri yapmış olabilir" diyorlar.
Yoksa Mutlu Çelik'in bir "defo"sunu mu biliyorlar?
Öyle olsa, koskoca Federasyon Başkanı canciğer olur mu "emrindeki" adamla.
Göreceksiniz bakın, belki yarın Sebatsporlu futbolcular Bay Mutlu'ya bir iyilik yapıp, söylemlerini yumuşatacaklar. İyilik yapıp denize atacaklar; hani "Çelik bilmezse, Haluk bilir" hesabı... Bir iki suya sabuna dokunmaz raporla bu olay "balık hafızamız"ın unutma katsayısına emanet edilecek.
Örnekleri daha önce de yaşandı.
Sayın Ulusoy, dostlarını sokakta bulmadı beyler. Onları bir iki şaibeli maçla size yedirmezler!..

Daum büyük hoca!.. Hele bir de Fenerbahçe'yi şampiyon yaparsa; o zaman "deha".
Var mı böyle haksız rekabet ya?..
Rekabet, Daum ile Yılmaz Vural'dan Samet Aybaba'ya kadar bizim hocalar arasında.
Hangisi Hooijdonk gibi bir ustayla çalıştı bugüne kadar. Hangisi Ümit Milli Takım'ın sekiz yıldızını bir arada gördü. Hangisine bir tane lazımken beş stoper alınıverdi. Hangisinin Tuncay'ı kanata kaydıracak kadar lüksü vardı?
Şu hale bakın...
Fenerbahçe mağlup duruma düştüğünde bile oyun disiplininden kopmuyormuş. Kazanmaya gayret ediyormuş. Çok gol pozisyonuna giriyormuş. Şampiyon olamasa da böyle gayretli oynaması tüm Fenerbahçeliler'i ziyadesiyle memnun ediyormuş. Gençlerle Fenerbahçe'nin geleceği kuruluyormuş.
Yahu o gençleri, o haksız rekabetin kurbanları yarattı. Siz kaymağı sıyırıp Daum'un ekmek kadayıfına koydunuz. Daha ortada fol yok yumurta yok; adama "üstün insan" muamelesi yapıyorsunuz.
Haksızlık olmuyor mu bizim hocalara?
Düşsel teorisi
Aslında benim bir teorim var ve size fazla düşsel gelebilir... Bence yerli hocalardan sakınılan fırsatın nedeni sayın Fatih Terim'dir. Yerli ve yetkin bir hoca, özellikle yollar ayrılınca yöneticilere kabus gibi gelebilir. Kimse ikinci bir Fatih Terim istemiyor artık. Veya ikinci bir Mustafa Denizli. O yüzden yabancılar, "normal"ken "süper" muamelesi görüyor. Kovulunca ülkesine dönüyor ve mesele de kalmıyor.
Ömür boyu İstanbul'da dolaşacak yeni bir karizma!.. İşte bundan korkuluyor.





SPOR


GİZLİ KAHRAMAN!
At yarışları
Avrupa ligleri
Altının anahtarı!
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
ABD tam gaz
Bayanlardan tarihi çağrı
Rüştü ültimatomu
Kapalı Çarşı!
Rebrov planı tutmadı
Kaçan 'boğa' büyük
Özkan Sümer topa tuttu
Sıra geldi temele
Yavuz'un eli açık!
Rövanş Brüksel'de
Haber turu...
'Önce medeni olun'