Kedi istiyorum

İzin verilmeyeceğini...
O da biliyordu.
Dört duvar arasında mutsuz olacağını...
Bilmesine rağmen mırıldandı.
“Kedi istiyorum...”
* * *
Kedi dediği, adını koyduğu Sakız’ıydı, sevdasıydı.
Sırdaşı, yoldaşı, yalnız yaşamındaki yanındaki nefesti.
Onu düşündüğü için, cezaevi otobüsüne bindirilirken yakınlarına acıyla gülümsemeyle iletti:
“Kedi istiyorum...”

Kedi istiyorum
Pervin Şenel Genç

* * *
İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Pervin Şenel Genç, 436 gündür sürgülü kapılar ardında.
Her duruşma öncesi özgürlüğe umudu vardı.
Her mahkeme sonrası yıkıldı.
Sabırla, inançla bekliyordu.
Artık tutsaklığın bittiğine inanıyordu.
Ama son duruşmada da 17 kaderdaşı salıverildi.
O tekrar küflü ranzasına gönderildi.
* * *
Kedi istiyorum
Nagehan Genç

“Kedi istiyorum” derken, içini yansıttı.
Evlenmemiş, çocuğu olmamasına rağmen her gün acıyı doğurduğunu...
Bulunduğu yerde soruların yanıtsız, sıkıntının tesellisiz kaldığını...
Akşam olunca özlemin burukluğunda herkesin kendine çivilendiğini...
Yenilmişlik hissinin çöktüğünü...
Yüreğindeki isyanın her saniye köpürdüğünü vurgulamak istercesine...
Israrla tekrarladı; “Kedi istiyorum...”
* * *
37 yıllık devlet memurluğunda başını işinden kaldırma
mış, anasız-babasız, sadece kız kardeşi ve kedisi Sakız’la paylaştığı yaşamında bir kez yurt dışına çıkan, “Kaçma” şüphesiyle salıverilmeyen Pervin Şenel Genç, anlamlı istemini mesaj olarak herkese gönderdi:
“Kedi İstiyorum...”
* * *
Gelmeyecek, mırıldanıp kendini sevdirmeyecek kedi, aslında bir hayaldi.
Özlemleri umutsuzca paslandığı için bunu söylemişti.
Çünkü...
Üzerine düşen karanlığın kimliğini okuyamıyordu.
Harfleri rakamla, noktayı virgülle karıştırmaya başlamıştı.
Bildiklerini unutma paniğindeydi.
Ne olduğunu sorgulama yetisi azalıyordu.
Onun için “Kedimi istiyorum...” istemine sığındı.
* * *
61 yaşında, zorunlu emekliliğe dört yıl kala yaşadığı haksızlıklara itiraz yeri gökyüzüydü.
Geceleri de yıldızlar.
Geçmişi gözünün önünden dizi film gibi geçiyordu.
Tekrarlanan sahnelerde farklı ayrıntıları keşfediyordu.
Bunu anlatacak birine ihtiyaç vardı.
Aklındakini paylaştı; “Kedi istiyorum...”
* * *
Ruhen zedelenmiş, belleği yara bere içindeydi.
Düşündü.
Tek kişilik çete, tek kişilik örgüt olarak çıplak kalmıştı.
Herkes gitmiş, bir tek o koğuşun kahredici dört duvarı arasına dönmüştü.
* * *
Alıştıkları ayrılmış, yeni arkadaşlar gelmişti.
Sonu nasıl olacak bilmiyordu.
Sadece dost, içten, somut bir nefes şarttı.
Ahhh bir kedisi olsaydı...
İstedi ama olmayacak, olamayacaktı.
* * *
Gerçeğin diğer yüzünü düşündü.
Hangi kedi buraya gelmek isterdi?
Özgürlüğü özleyecek, sürekli isyan mı dinleyecekti?
* * *
Kabullendiği yalnızlığıyla karar verdi:
“Kediyi evimde istiyorum...”