SÜS PÜS DEYiP KÜÇÜMSEMEYiN

Eklenme Tarihi21.12.2014 - 2:30-Güncellenme Tarihi20.12.2014 - 20:30

Yeni yıla dair hiçbir yerde en ufak bir kıpırdanma yok... Geçen yıllarda tüm yılın yorgunluğunu aralık ayında atmaya alışık olanlar bile gayet sakinler.
Halbuki şu sıralar, gözde semtlerde lale devri yaşanır, iş-güç, dertler tasalar askıya alınırdı. Minicik bir cadde tüm şehirde yaşayanların sosyalleşmesini sağlardı. Şimdi bakıyorum da herkesin yüzünden mutsuzluk akıyor.
Enerji deseniz yerlerde     sürünüyor. Hali vakti         yerinde olanların bile hiç mi hiç neşesi yok.

İSTANBUL’UN EĞLENECEK HALİ KALMAMIŞ
 İstanbul gerçekten yoruldu mu? Şehrin yorgunluğu yaşayanların üzerine çökmüş. Minik bir değişiklik bile şehri ayakta tutmaya yetiyordu. Nişantaşı’ndaki süsleme sadece bir ışıktan ibaret değildi. Şehirli olmanın, şehirde yaşamının farkına varılıyordu. Nişantaşı gibi lüks bir semte ayak basamayanların ilacı oluyordu. Yıl sonu yorgunluğu o minicik caddedeki süsleme ile gidiyordu. Enerji tüm şehre yayılıyor, şehirde yaşayanlara özel olduklarını hissettiriyordu.
Bakmayın siz Nişantaşı’nda oturanların homurdanmalarına, 20 yıldır Nişantaşı’nda yaşayan biri olarak, İstanbul’un dört bir yanından akın eden insanları görmek şahaneydi. İnsanlardan rahatsız olmak resmen ayrımcılıktır! Bu elitist yaklaşım ancak kompleksli beyinlerin ürünüdür.
Semtteki enerjiyi içlerinde hissetmek için, onlarca kilometre kat ederek gelenlerden rahatsız olmak ahmaklıktır.
Bu yorgun şehirde mutlaka insanların farklı ve özel olduklarını hissettirecek bir şeyler yapılmalı. Süs püs diyerek küçümsenmemeli, kulak arkası yapılmamalı. Yorgun İstanbul’a renk katılmalı.

SON DÖNEMDEKİ EN İYİ PARTİ

 Son yıllarda parti mevzularında tüylerim diken diken oluyor. Gereksiz bir kalabalık, sahte selamlaşmalar, samimiyetsiz sohbetler...
Partilerde yaşananlar bunlar olunca gitmemek en akıllıca seçenek.
Geçen gece 1841 Teras’ın açılışı için verilen davete de tanıdık hatrına gittim. İyi ki gitmişim, son zamanlarda gördüğüm en iyi parti buydu. Bir kere gelenlerin birçoğu tanıdık olunca samimiyetsizlikten eser yoktu. Sohbet deseniz şahaneydi, tüm mekandakilerin enerjisi öylesine yüksekti ki, kimseler davetten ayrılmayı düşünmedi. Pera’daki 1841 Teras’a geçen kış gitmiş ve hiç beğenmemiştim. Bu yıl ise ünlü mimar Engin Özmen’in elleri değmiş; Pera’da gizli bir cennet yaratmış. Aşağıda da Ali Sayar kabine geçip döktürmeye başlayınca, eğlence zirveye ulaştı. Ben onların yerinde olsam bu partileri ayda bir kez tekrarlarım.

KLASİK EĞLENCE NASIL OLUR?

 Yemek klasik hale gelir, hatta hiç değişmeden yüzyıllar boyunca devam eder. Ancak eğlence öyle değildir; her daim güncellenir.
Popüler olduğu için tüketilmek üzerine kuruludur. Kısa zamanda tüketilir modası geçip gider. Bu yüzden gece kulüplerinin ömrü çok uzun olmaz. Popüler kültürün dışında kalmaya görsün; kısa bir süre sonra kapılarını kapatmak     zorunda kalır.  
 Hafta içi yenilenmiş Reina’daydım. Mekanın temel dekorasyonu değişmiyor, sadece renkler ve kumaşlarla oynanıyor. Aslında en doğrusunu yapıyor. Göz aşinalığını hiç bozmuyor. Bir ara şarkılar dikkatimi çekti, 12 yıl önce de bu şarkılar Reina’da çalıyordu, bugün yine çalıyor ve hiç kimse de yadırgamıyor. Gayet eğleniyorlar.
Gece hayatında ‘Şamdan Müziği’ diye algı vardır. Hatta DJ’lere bazen “Şamdan müziği yapsana” diye ısrar ederler. Şimdi de ‘Reina Müziği’ kavramı var.
Aman dikkat edin derim; Şamdan’ın müzik tarzını birçok yerde çalabilirsiniz fakat Reina’nın müziğini farklı bir yerde çalmaya kalkarsanız epey tepki alabilirsiniz.
Müzik öylesine Reina’ya özgü olmuş durumda ki, sadece Reina’da dinlediğiniz zaman eğlenebilirsiniz.

NOPA’NIN PAHALI ALGISI

Nişantaşı Atiye Sokak’ın en gizli mekanı olan Nopa için son günlerde gelen hesaplar yüzünden ciddi homurdanmalar başladı. Hafta içi arkadaşlarım buraya gidiyor ve öyle abartı hiçbir şey yiyip içmiyorlar. Yemek ve içeceklerin hepsi standart, standart olmayan tek şey hesabın sonunda yazan bin 100 TL. Dört kişi için, hele ki Atiye Sokak’ta bir mekan için aşırı pahalı bir hesap.

HAFTANIN TOP 5’İ

1-Cahide Salonika Akaretler: İlk açıldığında listedeki yerini almıştı. Bu hafta ise zirveyi salladı. Solonika hızlı bir girişle bu hafta ilk sırada yer aldı. Haftanın en çok konuşulan ve eğlenilen işletmesi oldu.
2-Karaköy Colonie: Karaköy’ün şu sıralar en gözde yerlerinden biri; yemek sonrası burada takılmak en popüler şeylerden oldu.
3-Rudolf: Hollandalı şefin kendi adını verdiği restoranı bu hafta da listede kalmayı başardı. Farklı yemek stiline sahip olan Rudolf’un  başarısının sırrı, 20 yıllık tecrübesi.
4-Nişantaşı Hardal:
    Uğur Karabayır’ın    Hardal’ı haftanın en iyi kafe zinciri oldu. Yaptığı etkinliklerle gündeme gelen Hardal’ın Nişantaşı şubesindeki enerjisi görülmeye değer.
5-Kuruçeşme Desibel:  Canlı müzik performanslarıyla gece gezginlerinin iştahını kabartan Desibel’in üçüncü en iyi haftası oldu.