Burçin Usta, Süleyman Demirel’in aşçısından el almış...

“Şans hazırlıklı olana gülermiş...”
Rahmetli arkadaşım Müslüm’den duymuştum bu sözü. O gün bugündür önüme çıkabilecek güzelliklere hazırımdır hep. Şans deyince aklınıza para gelmesin hemen. Güzel bi insan da, güzel bi manzara da, güzel bi yemek de şanstır çoğu zaman. Eğer ummadığınız bir anda, ummadığınız bir şey çıkıyorsa karşınıza ve bu sizi mutlu ediyorsa işte budur şans. Burçin Usta, Süleyman Demirel’in aşçısından el almış...
Bayramın ikinci günü böyle bi gündü benim için.
Sabah erken saatte Efe’nin çizgi film sesiyle uyandık eşimle birlikte. Sert bi filtre kahvenin ardından güne dair konuşmaya başladık. Eşim Ebru benimle plan yapmanın sıkıntılarını bildiğinden hemen en hayır diyemeyeceğim yerden vurdu. “Hadi çıkıyoruz Fedo, yol bizi nereye götürürse” deyiverdi.
Her zamanki gibi bagajımızın acil ihtiyaçlarını çantamıza koyduk ve çıktık yola. Önceki günlerde Foça tarafına gitmiştik. Bu sefer de Çeşme’ye doğru gidelim dedim.
Dedim ama otobandaki trafiği görünce yönümü ilk çıkıştan Urla Çeşmealtı’na çevirdim. Bu arada, yavaş yavaş gittiğimizden ve yoğun trafikten dolayı saat 13.30 oldu bile. Yani arabanın içinden “acıktık, acıktık” sesleri yükselmeye başladı.

İstikamet Lokum Restaurant

Hatay’da oğlum Efe’yi derse götürdüğümde iki lafın belini kırdığımız Erol Amca (Bertecene) aklıma geldi. Sohbetlerimizde Urla Çeşmealtı’nda ‘Lokum Restaurant’ diye bi yerleri olduğundan ve oğlunun yaptığı ekşili kalamardan, levrek külbastıdan bahsedip öve öve bitiremezdi. Eh Çeşme planı yattı, otoban çıkışından en yakın yer de Çeşmealtı, yapacak bi şey yok. Şans, hazırlıklı olana güler deyip sürdük arabayı Lokum Restaurant’a.
Sahilde, sıra sıra dizilmiş restoranların ortalarında bi yerde Lokum. Yani hangi restorana girseniz aynı, havasında bi yer. Öyle değilmiş!
Bi kere şunu söylemeliyim... Bir restoranın lezzeti garsondan başlar. Eğer tatlı dilli, güler yüzlü değilse garsonunuz, dünyanın en şahane yemeği bile en kötü oluverir bi anda.

Ekşili kalamar, levrek külbastı

Restoran girişinde, yemeklerimizi servis ederken sohbet ettiğimiz Uğur Bey karşıladı bizi. 45 yıllık bir sektör geçmişi varmış. Burçin Usta, Süleyman Demirel’in aşçısından el almış...
Bizimkiler denize sıfır mavi örtülü masalarına otururken, ben de ivedi yemeği ve mezeleri söylemeye doğru garsonumuzun peşine takılıyorum. Tabii, boş durmayıp ne yenir, ne içilir diye de sormayı ihmal etmiyorum.
Garson abimiz, “Ustamızın eli lezzetlidir. Mezelerimiz güzeldir, tazedir. Ama buraya gelmişken bi ekşili kalamar ve levrek külbastı yiyin derim” deyince kararım kesinleşiyor. Ekşili kalamar ve levrek külbastı yenecek.
Mezeleri seçerken tanışıyoruz Lokum Restaurant’ın hem aşçısı, hem de sahibi olan Burçin Bertecene’yle. 5 yıl olmuş restoranı açalı. Kız kardeşi Gülsen Yazıcı’yla birlikte çalışıyorlar. Dükkânın her işi onlarda. Genelde Yunan adalarında sıklıkla karşılaştığımız ve sıcaklığını öve öve bitiremediğimiz bir aile işletmesini görmek pek keyiflendiriyor beni. Keşke daha çok olsa böyle yerler diye geçiriyorum aklımdan.
Neyse, biz gelelim yemeğimize. Dediğim gibi şirin, denize sıfır masmavi bi yer burası. Duvarlarında rakıya, muhabbete dair özlü sözleri olan sıcak, şirin bi yer.

Lakerdasını kendi yapıyor

Uzun uzun mezelerini anlatmayacağım, genelde bildiğiniz mezeler. Fakat lakerdasını pek beğendim. Gerçi biraz ince kesmişler ama olsun, güzeldi. Burçin Usta, kendisi yapıyormuş lakerdayı. “Torikler İstanbul’dan geliyor, burada işliyorum. Sonra da misafirlere ikram ediyorum” diye anlatıyor.
Ohoo, ben içeride gevezelik ederken mezeler masaya gelmiş Efe ve Ebru açlıklarını biraz olsun bastırmışlar bile. Ben de masaya ilişip masamızdaki sübyeden, lakerdadan, isli midyeden, palamut mezesinden ve mantarlı mezeden tadarak en sevdiklerimle birlikte olmanın keyfini çıkarıyorum.
Biraz sonra bu keyfin üzerine eklenecek keyiften habersiz dalıyoruz denizin, teknelerin seyrine.
İşte güler yüzlü garsonumuz, elinde ekşili kalamarla görünüyor. Biraz meraklı, “Tadın bakalım, beğenecek misiniz?” diyerek masaya bırakıyor kalamarı.
Hemen bi çatal alıyorum. Ardından çatalı bırakıp bi parça ekmekle şamandırayı daldırıyorum bu enfes lezzete. Kalamarı yerken aklımdan geçen şu: “Buranın adı kesinlikle bu kalamar nedeniyle lokumdur, başka bir şey olamaz.” Sevgili dostlar, uzun zamandır böyle lokum, böyle lezzetli bir kalamar yemedim. Kesinlikle denenmesi gereken bir lezzet.

Ustadan el almış

Maaile biz ekşili kalamarın içinde şamandıralarla gezinirken bu sefer Lokum Restaurant’ın aşçısı Burçin görünüyor ufukta. Gevrek gevrek gülerek, elindeki levrek külbastıyla bize doğru geliyor. Anlaşılan, kalamarı beğendiğimiz haberi çabuk ulaşmış kendisine.Burçin Usta, Süleyman Demirel’in aşçısından el almış...
Üzeri kekikli levreğimiz masaya geldiğinde iyot kokusuna bir de şahane balık kokusu ekleniyor ki, sormayın gitsin.
Lezzetine gelince... Genelde hep ızgara, kızartma tercih edilen balığın külbastı hali pek lezzetli, pek keyifli olmuş. Hem balığı yiyor hem de sohbet ediyoruz.
“Ee usta, hangi okuldan mezunsun bakalım?” diye soruyorum Burçin’e.
“Biz ailece yemeye düşkünüz, ki şekil şemal de bunu gösterir. Bi okul okumadım. Alaylı bi aşçıyım. Fakat önemli bir ustadan el aldım. Bununla da gurur duyuyorum. İstanbullu bir aileyiz biz. Orada çalışırken, rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in aşçılarından Mehmet Usta’dan el aldım. 2,5 sene bildiklerini öğretti bana. Son 5 yıldır da kardeşim Gülsen Yazıcı’yla birlikte Lokum Restaurant’ta misafirlerimizi ağırlıyoruz.”
Yazımın başında söylemiştim, sevgili Erol Amcam “Ekşili kalamar ve levrek külbastımız şahanedir” dediğinde, “Deneriz, inanıyorum” demiştim.
İyi ki Çeşme’ye giderken yolumuzu değiştirmişim, iyi ki Efe ve Ebru’nun karnı acıkmış ve iyi ki Urla Çeşmealtı’nda Lokum Restaurant’a gidip yemek yemişiz.
Yoksa bu şahane insanları, şahane yemekleri ve şahane manzarayı nerede bulacaktık. Di mi?
Bizi dostluğunuz ve şahane lezzetlerinize ortak ettiğiniz için teşekkürler.
Şansınız bol olsun...
Ne demiştik başlarken “Şans hazırlıklı olana güler.” Hazır olun o zaman. Size de gülsün...
Tel: 0532 762 42 21