Cemil Tugay’la gastronomi konuştuk...

Biliyorsunuz, siyaset yazmıyorum köşemde. Fakat gastronomiye dair güzel şeyler yaparsa siyasiler, işte o zaman buradan dilim döndüğünce anlatıyorum.Cemil Tugay’la gastronomi konuştuk...

Geçen hafta şöyle bi Karşıyaka Çarşı’ya indim. Vapur iskelesinin karşısında bi öğle birası ve bir iki midye dolma götürdüm. Oradan da uzun süredir gitmediğimi fark ettiğim, çarşı içindeki meşhur Köfteci Erol’a doğru salına salına yürümeye başladım.

Balıkçıların karşısındaki hanın en dibinde bulunan Köfteci Erol’a geldiğimde nereye otursam diye şöyle bi bakınırken, tanıdık bi ses “Fedai Abi, böyle buyur” dedi. Eski dostum ve komşum İlker Çoban’dı seslenen. Hemen masadakilerle tanıştırdı beni. Masada sakin sakin köfte bekleyenlerden biri de CHP Karşıyaka adayı Dr. Cemil Tugay’dı. Eşi Öznur Hanım’la hararetli koşuşturmadan fırsat bulup Erol’a köfte yemeye gelmişler. İlker, hemen benim işimi, yaptığım yemekleri anlatıverdi hemen. Ee durum böyle olunca da hararetli bi yemek muhabbeti yapmak kaçınılmaz oldu. İvedi daldık muhabbete. Açık söylemeliyim Cemil Bey’in yeme içmeyle bu kadar alakalı olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Şaşırdım!

Piyaz soğansız olmaz

Önce biraz mekânında bulunduğumuz Erol’un köftelerini konuştuk. Sonra güzel İzmir’in gastronomik zenginliğini yatırdık masaya. Sonrada gastronomi açısından Karşıyaka’nın da zenginlikleri olduğundan, ancak bunların yeterince öne çıkamadığından, çıkarılamadığından konuştuk. Başkan adayı, eğer seçimi kazanırsa Karşıyaka’da gastronomiye dair çalışmalar yapacaklarını, bu yolla hem İzmir’den hem de tüm Türkiye’den ilçeye ziyaretleri artıracaklarını söyledi.

Sohbet sürerken köftelerimiz geliyor. Unutmuşuz, piyaz da söylüyoruz. Garson “Soğan ister misiniz?” diye sorduğunda Başkan seçim çalışmaları sebebiyle soğansız istiyor. Eşi Öznur Hanım tereddüt edince “Piyaz soğansız olmaz” diyor Cemil Bey ve hanımefendiye soğanlı piyaz geliyor. Ne var bunda diyebilirsiniz. Valla bende uyandırdığı intiba; başkan adayı yeme içme işinden anlıyor ki, bunu da Karşıyaka’nın gastronomisine yansıtacak.

Yemekten sonra çarşıda yürüyoruz birlikte. Samimiyetini orada da sergiliyor. Meşhur selfimizi de çektikten sonra vedalaşıp ayrılıyoruz. Ne diyelim, hayırlı olur inşallah.

‘Adım 0.008, Goldenia 0.008’

Çok zengin topraklarda yaşıyoruz çok!

Ve bu zenginliklerden en önemlisi de zeytinyağı.

Önceki hafta Sorella Evens’ten Benan Bilek Hanım aradı. Gerçekleştirecekleri zeytinyağı tanıtımına davet etti. Tereddütsüz evet dedim. Çünkü, bana zeytinyağı dendi mi akan sular durur.

O gün geldiğinde her zaman olduğu gibi, bi beş dakika da olsa geç kaldım tabii. Salondan içeri girer girmez biraz da psikolojik olsa gerek, buram buram yeşil kokan Cemil Tugay’la gastronomi konuştuk...zeytinyağı karşıladı beni. Ardından da Benan Hanım. Hızlıca başladı tanıtım ve tadım. Beni kapıda karşılayan mis gibi kokunun adının ‘Goldenia 0.08’ olduğunu masamdaki tanıtım kitinde görünce “Güzel kokuya güzel isim” diye aklımdan geçirdim. Sonra da uzmanlardan zeytinyağının faydalarını, insan için olmazsa olmazlarını dinledik.

Uyarılardan en önemlisi ise, tüketicilerin markalı ürünleri tercih etmeleriydi. Çünkü, maalesef her şeyde olduğu gibi zeytinyağında da sahtekârlıklar yapılıyormuş. Toplantının sonunda markanın yaratıcısı ve sahibi Erdal Yaşar’la ülkemizin de, özellikle zeytinyağının markalaşma süreci hakkında sohbet ettik. Goldenia 0.008’in neredeyse zeytinin anavatanı sayılabilecek Gömeçli olduğundan, bahçelerindeki asırlık ağaçlardan, ailesinin 100 yılı aşkın zeytin ve zeytinyağı tecrübelerinden bahsettik.

Adı gibi güzel zeytinyağlarına başarılar ve bol bereket diliyorum.


Ben olsam...Cemil Tugay’la gastronomi konuştuk...

Ücretsiz kamp alanları yapardım...

Geçen hafta Denizli Çameli Kar Festivali’ndeydim. Değişik illerden gelen arkadaşlarımızla festivalden bir gün önce kar kampı kurduk. İnanılmaz güzel iki gün geçirdik. Köylülerin, Turizm Müdürlüğü’nün ilgisinden pek memnun kaldık. Demem o ki; güzel İzmir’de de kamp yapılabilecek muhteşem yerler var. Ancak ne kadar değerlendiriliyor, tartışılır. Ben olsam; hem deniz kıyısında hem de denizden uzak, doğanın içindeki çevre köylerde ücretsiz kamp alanları yapardım. Hem kampçılar mutlu olurdu hem de kamp alanının çevresinde yaşayanlar.

Not: Fotoğraf Çameli Kar Festivali Kampı’nda çekilmiştir.