Dünya Kokoreç Günü! Neden olmasın?

Ne yalan söyleyeyim, bunu ilk duyduğumda bıyık altı gülmüştüm. Fakat sonra biraz düşününce, bugün dünyada ve ükemizde bu ve benzeri o kadar çok gün var ki, kokoreç günü onların yanında ziyadesiyle çok daha anlamlı.

İşim gereği yemek mekânlarını çok geziyorum. Ve görüyorum ki, kokoreç mönülerde hak ettiği yeri alıyor.

İstanbul’da, Ankara’da kerli ferli restoranlar farklı kokoreç yorumlarını müşterilerine sunuyor. Kimileri hamburger bile yapıyor.

Gerçi ben kokoreçte ileri boyutta fanteziye giden yorumlara, uygulamalara karşıyım. Tıpkı lahmacuna Adana kebap sarıp üzerine ne idüğü belirsiz peynir akıtılmasına karşı olduğum gibi. Ama gene de kokorecin mönülere girmesi güzel.

Dünya Kokoreç Günü Neden olmasın


Bu işe gönül vermiş dostlarımdan biri diyor ki... Abi, düne kadar binbir bahaneyle kokoreç yemeyen insanlar bugün bizim en iyi müşterilerimiz oldu.

Doğru! Geçmişte kokoreç için söylenmeyen kalmamıştı. Tıpkı yumurta gibi. Ama şimdi daha önce bu açıklamaları yapanlar, yumurtayı nasıl temize çıkar-dılarsa, kokoreci de dost ilan ettiler.

Elbette ben kokorecin sağlığa olan etkileri hakkında bir uzman değilim. Ama sindirim sistemine olan katkısını oğlum vesilesiyle biliyorum.
Gelelim, 8 Kasım Dünya Kokoreç Günü’ne.

Bazı okurlarımın bıyık altı gülüşlerini görür gibiyim. Ama inanın bu iş önemli. Şöyle anlatayım... Baklava bizim, di mi? Ama bizden çok sesi çıkan Yunanlılar sahipleniyor. İşte yarın kokoreci de başkalarının sahiplenmesini, yakın adalara kokoreç festivaline gidilmesini istemiyorsak, kokoreci, adına ilan edilmiş günü dikkate almak, sahip çıkmak zorundayız. Elbette, kokorece önce kokoreççiler sahip çıkmalı. Peki sahip çıkıyorlar mı diyorsanız, üzülerek pek değil derim size.

Dünya Kokoreç Günü Neden olmasın


Hatta kokoreççilerden çok, büyük marketler sahip çıktı kokoreç gününe. (O gün sattıkları kokoreçte indirim yapanlar var.) Bu da 8 Kasım’ın bir kokoreç festivaline dönüşebileceğinin sinyali bence.

İzmir sahip çıksın

Festivaller konusundaki hassasiyetimi, özellikle Güzel İzmir’de, içinde lezzetin, kültürün, eğlencenin olduğu bir festival beklentimin olduğunu bilmeyen yok. Bunu da her yerde dile getiriyorum. Son olarak bu işin ne kadar önemli olduğunu, katıldığım Adana Lezzet Festivali’nde gördüm. Şehre, esnafa, insanlara katkısını yerinde gözlemledim. Kebapçısından şırdancısına, dükkân sahibinden seyyarına insanların öz kültürüne, yemeklerine nasıl sahip çıktıklarını gıptayla izledim.

Dileğim odur ki; İzmir de kokorecine sahip çıksın. Yarın kendisinden önce birileri kokoreci sahiplenirse, Niğde gibi söğüşünün peşine düşmesin!
Ve son olarak Güzel İzmir’in yöneticilerine seslenmek istiyorum: Eski fuarlar tadında festival istiyoruz.
Çünkü, bu şehrin misafirlerine anlatacak çok şeyi var!