Gerçek Karadut suyunu Cemal Usta’da için derim

Eskiler boşuna dememiş “İş bilenin, kılıç kuşananın” diye. Şu benim size anlata anlata bitiremediğim Çanakkale, Kırklareli, Babakale gezimizin dönüşünde de çok güzel yerler, çok güzel insanlar gördük.

Bunlardan biri de yol üzerindeki Altınoluk Köyü’ndeki Cemal Usta’nın Yeri oldu. Yol arkadaşım Seçkin abiyle Adatepe’de çay keyfi yaparken eski dostum Bülent’in önerisiyle saptık bu güzel mekana.

Büyük çınarın altında çaylarımızı yudumlarken Bülent, “Abi ben dondurma da yapıyorum artık ve herşeyin en iyisini kullanıyorum” demesiyle geldi söz Cemal Usta’ya. Israrla dönüş yolunda serinlemek için mutlaka orada karadut suyu içmemizi önerdi.

Eh zaten yolumuzun da üzeri gideriz dedik. Adatepe’den üç-beş kilometre sonra soluklanacağımız yer. Kaçırmayalım diye navigasyonumuzu açtık, düştük yola. Hedefimize varıncaya dek Seçoyla epey bi yeri kaçırdık diye takıldık birbirimize. Ama bu navigasyondan bir şey kurtulmuyor arkadaş. Şak diye buldu Cemal Usta’yı.

Neyse, anayoldan biraz yukarıda eski Altınoluk diye anılan yerde arabamızı park ettik. Hafif bir yokuşun sonunda gördük malum karadutçu dükkanı. Adatepe’deki dostum Bülent’in tarif ettiği gibi dükkanın hemen solunda par duvarının üzerinde sarışın, tonton bir ihtiyar ayaklarını sallaya sallaya oturuyor. Öyle gelen gidene bakıyor, sohbet ediyor. Usulca yanına yanaşıp hoş beş olduk. Kendimizi hiç tanıtmadan daldık muhabbete.

İsmail Uyalcak amcanın adı. Tabir yerindeyse bu işi kendisi yaratmış resmen. Eskiden kahvehaneymiş bu mekan. Çocukları büyüdükten sonra iş değiştirmeye karar vermiş. O zaman oğlu 20’li yaşlardaymış. Ona demiş ki “Seni Cemal Usta yapacağım”. Önceleri oğlu kızmış ona ama sonra geçmiş işin başına. “İşte görüyorsunuz biz işe başlayalı 15 sene oldu. Oğlum artık Cemal Usta”. Ee ne diyelim haklı, buna dense dense ileri görüşlülük denir.

İsmail Uyalcak ve oğlu karadutlarını Havran ve Burhaniye yöresinden alıyor. İlk önceleri mevsiminde taze taze satmışlar. Şimdi de öyle yapıyorlar. Ancak teknolojiyi de kullanarak ellerinde ürün olduğunca bunu 12 aya yaymışlar. İsmail amcanın kızı da, eşi de bu işin içinde. Kızı kimya mühendisi. Onun önerisiyle epey bir uğraştan sonra tadını bozmadan dondurmayı başarmışlar karadutu. Şimdi hem gelen misafirlerine, hem de Türkiye’nin dört bir yanına taze taze gönderiyorlar.
Sohbet devam ederken meşhur karadutlarımız görünüyor uzaktan. Onca yolun üzerine buzz gibi, bi nefeste götürüyoruz gelen koca bardağı. İsmail amca oturtduğu duvarın üzerinde ayaklarını sallayarak “Nasıl beğendiniz mi?” diye soruyor.

“Evet beğendik, birer tane daha içeceğiz” derken. “Durun bi de koruk suyumuzu için diye birer bardakta koruk suyu söylüyor. O da enfes bişey olmuş. Ama benim aklım karadutta, bi tane daha içsem mi diye düşünürken İsmail amca aklımı hepten karıştırıyor. “Evlat herşeyi kendimiz yapıyoruz dükkanda, karadut nasıl doğalsa kendi yaptığımız mantı da o kadar el emeği, göz nuru. Mantının hastaları var, bi yiyin onu da” diyor. Ama nafile. Yiyecek bi gram yerimiz yok. Bi dahakine deyip düşüyoruz yine yolumuza. Dönerken dondurulup muhafaza altına alınmış birer şişe karadut alıyoruz Seçkin abiyle.

İsmail amcayı nasıl bulduysan duvarın üzerinde öyle bırakıyoruz yine ayaklarını sallarken. Yolunuz geçerse oralardan bir uğrayıp yol boyunca her yerde göreceğiniz meşhur karadut suyunun aslını için derim Cemal Usta’da...

Mavibahçe’de Gastronomi Festivali yarın başlıyor…

Yemek insanları birleştirir, kaynaştırır. Öyle takım tutar gibi yemek tutamazsınız mesela. Adınız, sanınız, titriniz ne olursa olsun aynı yemeği sevebilirsiniz. Bitmeyen askerlik muhabbeti kadar sohbetini bıkmadan usanmadan yapabilirsiniz. Bunları yaparken de hiçkimse size işiniz ne, siyasi görüşünüz ne diye sormaz. Aksine bunların dışında herşeyi konuşursunuz. Yani birleştiricidir yemek, anlaştırıcıdır, mutlu edicidir.

İşte bu güzel anları ve yemeğin muhabbetinin yapılacağı bir organizasyon gerçekleştiriyor MaviBahçe Alışveriş ve Yaşam Merkezi.

5-6-7 Ekim tarihlerinde Gastronomi Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Ünlü şeflerden yemek tarifleri, tadımlar, konserler, film ve belgesel gösterimleriyle festival, katılımcılara farklı bir deneyim yaşatacak.

Şöyle bir program ve etkinlikleri inceledim de, yok yok maşallah. Mesela diyetisyen Beyza Kuşçu, son günlerin en çok konuşulan konularından ‘Popüler Diyetler ve Doğru Bilinen Yanlışlar’ konusunda ziyaretçileri bilgilendirirken, Gazeteci Nedim Atilla, ‘Denizden Babam Çıksa’ isimli keyifli söyleşisiyle renk katacak festivale.
Uzman Turist Rehberi Sara Pardo, ‘Safarat Mutfağı’ , Arkeolog ve Gıda Mühendisi Ahmet Uhri ise ‘Ekmeğin Anadolu’daki Serüveni’ konulu söyleşileriyle izleyicileri lezzet yolculuğuna çıkartacak. İzleyiciler Dr. Dilşen Oktay’ın Zeytinyağı ve Sağlık söyleşisiyle zeytinyağı hakkında bilinmeyenleri dinleme fırsatı yakalayacak.
Sonra Balıkseverler içinde bir workshop var ki kaçırmayın derim.

Daha buradan yazamadığım bir çok etkinlik. Bu güzel organizasyonu kaçırmayın derken yine Güzel İzmir’in yöneticilerine seslenmek istiyorum. Anlı şanlı, Güzel İzmir’e yakışan Gastronomi şenliği düzenlemek hiç zor bir şey değil.