Güzel döneri her yerde bulurum...

Manisa’yı oldum olası severim. Hatta ilçesi Akhisar’ın lezzetlerinin âşığıyım. Köftesi, çorbacıları, katmeri, şambalisi, kokoreci, hepsi de ayrı güzeldir.

Güzel döneri her yerde bulurum...

Hatta o kadar ki, zaman zaman sevgili dostum Özgür Zümrüt’le (@bugünbiraradayız) lezzet kaçamakları yaptığımız çok olur.
Geçen çarşamba günü, bir dost ziyareti için yolumuz Manisa’ya düştü. Aslında görüşmemiz öğleden sonraydı. Malum, İzmir-Manisa arası çok kısa bir yol olduğundan yarım saat önce yola çıkmayı planlıyorduk. İşlerimiz bitince Manisa’ya daha erken gidip orada vakit geçirmeye karar verdik.
Atladık aracımıza, çıktık yola. Yakın dostlarım bilir, karnım açken aklıma gelmedik yemek kalmaz.
Daha yeni yapılan Manisa tüneline girerken başladım homurdanmaya... Karnım acıktı, acaba köfte mi yesek, yok Manisa kebabı mı yesek, saat erken Akhisar’a mı gitsek...
Konuştukça konuşuyorum. Birlikte seyahat ettiğim arkadaşım bir iletişimci. Ama az konuşan iletişimcilerden. Daha da kötüsü, o aç olduğunda yanındakiyle kavga edenlerden... Tünel çıkışında şöyle bi göz göze geldik. Anladım ki bana çemkirecek. Tamam, dedim. Tamam kardeşim, bence şu Organize Sanayi’ye girelim. Orda kesin güzel bi şeyler bulur yeriz.

Tadı tuzu yerinde

Bilinçsizce daldık sanayiye... Dolanırken, Keçiliköy mevkii diye bir yere geldik. Tam geri dönelim diye aklımdan geçirirken ‘Yer 236’ diye bir tabela dikkatimizi çekti. İkimiz de hiç birbirimizle konuşmadan, usulca aracı park ettik ve dükkândan içeri daldık. Kuytu bir masaya oturduk. Ben bu arada lavaboya gitme bahanesiyle etraf nasıl, neler pişiyor burada diye bakınmak için masadan kalktım. İlk dikkatimi çeken, kokusu da burnuma gelen döner oldu. Etrafa bakınırken, sohbet esnasında dükkân sahibi olduğunu öğrendiğim Fatih Yerkazan’la karşılaştım. Ayaküstü yaptığımız sohbette, döneri denememiz gerektiği kanaatine vardım. Açıkçası döneri ilk gördüğümde, yakın zamanda kaybettiğimiz dönerci Mehmet Usta’nın döneri aklıma gelmişti, kokusunu ilk duyduğumda rahmetliyi aklımdan geçirmiştim. Yani zaten döner yemeye karar vermiştim.
Birer porsiyon sipariş verdik. Siparişimiz masaya geldiğinde aldığım koku beni yanıltmadı. Tadı tuzu yerinde, damakta bıraktığı lezzet akılda kalıcı türdendi.
Hiç konuşmadan dönerimizi, salatamızı yedik arkadaşımla. Açlığımızı bastırıp kendimize geldiğimizde bi on dakika önceki halimize kahkahalarla güldük. Tabii sonrasında döner kritiği, dedikodusu da yaptık elbet. Yemek sonunda elinde çaylarla masamıza geldi dükkaân sahibi Fatih Yerkazan. Öğrenciliğinde bir gezi dönüşü Spil’den aşağıya inerken, araçlarının karıştığı bir trafik kazası sonucu başladığı yemek serüvenini anlattı bize. Biz de açkenki huysuzluğumuzdan bahsettik. Tesadüflerin hoşluğundan söz ettik. İkinci çaydan sonra birer porsiyon daha döner yememek için arkadaşımla birbirimizi zor vazgeçirdik.
Kalkarken sözümüz, en kısa zamanda, daha erken saatte ‘Yer 236’ya gidip döner yemek oldu.
Sevgili Fatih Yerkazan, dönerin yanındaki ikramlardan tatlınızı deneyemedik. Bi tatlı alacağımız var, haberiniz olsun...

Tel: 0532 355 83 73

Elleri güzel, yemekleri güzel çocuklar...

Güzel döneri her yerde bulurum...

Okulların aşçılık bölümlerinde balık muhabbetimiz, İzmir Konak Gültepe Nene Hatun Çok Programlı Anadolu Lisesi ve Alsancak Nevvar Salih İşgören Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’yle sürdü bu hafta.

Türk ve dünya mutfağında balığın yerini, tüketim alışkanlıklarını ve pişirme tekniklerini konuştuk. İzmir Su Ürünleri Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği’nin gönderdiği balıklarla en sevdiğimiz işi yaptık. Yemek yaptık. Sonunda da yaptığımız balıkları hep birlikte yedik. Harika sohbetler yaparken, zor ayrıldık birbirimizden. Yolunuz açık olsun genç şefler...

Bugün Dünya Kokoreç Günü!

Güzel döneri her yerde bulurum...

Üç kafadar influencer, çok sevdikleri kokorecin de bir günü olsun diye ortaya atmışlar ‘8 Kasım Dünya Kokoreç Günü’nü...

Instagram’da ilk paylaşımlarını yaptıklarında binlerce insan kokoreç gününü paylaşıp sahiplenmiş. Sonrasında da Türkiye’nin önde gelen zincir mağazaları bu güne özel kokoreçte indirim yapmış. Kokorece sahip çıkmak, kültürümüze ait bu güzel yemeği başka yerlere kaptırmamak ve ileride lezzetli organizasyonlara sebep olacak bir ürünü sahiplenmek adına boş bir davranış olduğunu kabul etmek gerek. Bu konuda daha önce de yazdığım gibi, kokoreci önce kokoreç yapan işletmelerin sahiplenmesi gerek.
İnancım odur ki, bir gün, başka ürünlerde de olduğu gibi komşu bir ülke sahip çıkarsa hiç şaşırmam.
Evet, bugünü ben Dünya Kokoreç Günü olarak kabul ediyorum. Birçok kokoreççi ve zincir mağazanın da bu günü benimsediğini biliyorum.
Şimdi sizler bu satırları okurken ben en yakın kokoreççide iri kesim kokorecimi yiyor olacağım...
8 Kasım Dünya Kokoreç Günü kutlu olsun...