Ali Hoca’nın acemiliği

ÖSYM Başkanı Prof

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, derdini dün de Ankaralı gazetecilere anlattı. Ali Hoca’nın YGS sınavında şifreli veya şifresiz kopya olmadığını kanıtlamak için gösterdiği gayret dikkat çekmeyecek gibi değildi.
Sorulara samimiyetle yanıt vereyim derken; üniversite sınavının ve ÖSYM’nin ne kadar önemli olduğunu örnekleriyle anlatan yaklaşımı ile itiraf gibi sözleri ciddi çelişki yarattı.
Basın toplantısını açarken, “Gençlerin hayatını belirleyen en önemli sınavı” hazırlayan ÖSYM için, “gözbebeğidir” dedi. Gözbebeğinin korunmasının ne kadar önemli olduğunu vurguladı ama gözbebeği kurumun başkanı olarak, “Acemilik yaptık” deyince, Ankaralı gazetecilerin tepkisine neden oldu. “Madem” dedi, gazeteciler, “Bu sınav, gençler için yaşamsal önemdedir, nasıl acemilik yaptık, dersiniz?”

İşgüzar bir arkadaş
Ali Hoca’nın uzun ve teknik açıklamalarının ardından, deneyimli Ankara gazetecileri, iki basit soru sordular:
Basına dağıtılan kitapçıkta şifre var mı?
- Evet. Bir gerçek.
Basına dağıtılan soru kitapçığında neden şifre var?
- İşgüzar! Meteksan’ın bilgi işleminde bir arkadaş!
“Meteksan’da bir işgüzar arkadaşın işi” yanıtı da yine tepkiye yol açtı. Gazeteciler bu kez de, “Yani bu kadar basit mi?” dediler.
Ali Hoca’ya göre “Evet, o kadar basitti.”
Gazeteciler devam etti:
Bu işgüzar arkadaş hâlâ görevde mi?
- Tabii...
Gazeteciler şaşkın ifadelerle birbirlerine baktılar...

Mod-medyan’dan soru yok
Arkadaşlar sordular:
Sınavdan önce internet sitelerinde mod-medyan söylentisi yayıldı. Google’da en fazla sorulan mod-medyan oldu. Ne diyorsunuz?
- Bu söylenti bana da geldi. Soruları hazırlayan arkadaşlara mod-medyan’dan soru var mı, diye sordum. Yok dediler.
Meslektaşlarımız devam etti:
Ama mod-medyan soru çıkacak konu değil. Şifreli sorularda doğru seçeneği bulmak için kullanılan bir yöntem.
Ali Hoca, günlerdir tartışılan mod-medyan’ın da acemisi izlenimi verdi.

Doktorlar töhmet altında
ÖSYM Başkanı sık sık, “oyunları bozduk” savunması yaptı. Kendinden önceki dönemde toplu veya münferit kopyaları bildiklerini, bunlara karşı önlem aldıklarını ve başarılı olduklarını söyledi. Örneği doktorların Tıpta Uzmanlık Sınavı’ndan (TUS) verdi:
- Bu sene TUS’ta tuvalete gitme izni vermedik. Hiç kopya olayı bildirilmedi.
“Tuvalet önlemi”nin de önemini eski dönemde üniversite giriş sınavından verdi:
“Aday tuvalete gidiyor. Orada kendi kitapçığının türünü söylüyor. Yarım saat sonra tekrar tuvalete gidiyor, cevapları alıyor!”
Hoca’nın örnekleri, tuvalete gitme iznin verildiği dönemlerde TUS’a girmiş doktorları töhmet altında bıraktı.

PKK’nın sınavı
Gazeteciler sordular:
lSürekli oyunları bozmaktan söz ediyorsunuz. Söylentileri, oyunları bozulanların çıkardığını öne sürüyorsunuz. Kimdir bu oyunlarını bozduklarınız, kimi veya kimleri kastediyorsunuz. Kimdir? Nedir? Bu iddialar hep Güneydoğu’dan gelirdi. PKK’yı mı kastediyorsunuz?
- Toplu kopya girişiminde bulunanlar kimlerse, oyunları bozulanlar onlardır.
Ali Hoca “PKK” demedi ama çarpıcı bir örnek verdi: “Neler oldu geçmişte. Gözetmen sınav salonuna giriyor. Kapıyı kapatıyor. Önce soru kitapçıklarını dağıtıyor, sonra da cevap anahtarını dağıtıyor. Böyle sınavlar yapıldı. Mahkeme dosyalarında var bunlar.”

Türban ağırlıklı kız salonları
Ali Hoca’nın bazı salonlarda çoğunluğu türbanlı sadece kız adayların sınava girmesine ilişkin “harem-selamlık” uygulaması mı anlamı taşıyan soruya verdiği yanıt, şifre iddialarına ilişkin yanıtlarından daha az inandırıcı geldi:
- Bir bölgede 70 bin aday var. Ama sınav yapılacak salonlardaki sıra sayısı 40 bin. Bu durumda bazı adayların başka yerlere kaydırılması gerekiyor. Bilgisayar programı maalesef İstanbul’la Mardin’i ayırmıyor. Bir yerden bir yere gitmek söz konusu. Mardin’de ilden bir ilçeye aday aktarırken ne yaparsınız? Erkek öğrencileri gönderirsiniz.
Sınıflardaki sıra sayısını aşan adayların tamamının erkek olması; sıra sayısı kadar kalan adayların tamamının da kız olması inanılması zor bir tesadüf gibi göründü.
ÖSYM Başkanı, “acemilik yaptık” dediğinde, gazetecilerin “manşet bu” diyeceklerini öngöremedi. Basına dağıtılan soru kitapçığında doğru seçeneği sabit tutalım, yanlışların kaydıralım derken bir şifrenin ortaya çıkacağını öngöremediklerini itiraf etmesi gibi...
Ali Hoca, basının acemisiydi. Ne kadar iyi niyetle ve samimiyetle savunmuş olursa olsun, basın toplantısı bu acemiliğin kurbanı oldu.