Ayata’nın saptamaları

Prof. Dr. Sencer Ayata, Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi sosyologlardan biri olarak biliniyor. Ayata, Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle CHP Parti Meclisi üyesi oldu. Ayata, rotasını yoksulluğa çeviren Kılıçdaroğlu ve CHP’ye en fazla katkı sunacak isimlerden biri olacaktır.
CHP’nin son yıllarda bu kesimle yeterli temas kuramadığı eleştirileri de dikkate alınırsa Sencer Hoca’nın, Parti Meclisi’ne davet edilmesinin nedeni daha iyi anlaşılıyor.
Ayata’nın Radikal gazetesinde “Finansal Krizden Toplumsal Krize” başlıklı bir araştırması yayımlanıyor. Sadece CHP’nin değil bütün partilerin çok iyi okumaları gereken bir yazı dizisi. Kriz sonrasında yaygınlaşan işsizlikle birlikte geçim sıkıntısı içindeki kesimlerin davranış biçimlerini saptayan ve irdeleyen bu yazı dizisi Türkiye’deki temel sosyo-ekonomik sorunu da gözler önüne seriyor.

Sorunun boyutları
Sencer Hoca’nın saptamalarını şöyle özetleyebiliriz:
1- Krizin ilk etkisi işsizliğin artması oldu. Bunun en önemli nedeni küçük ve orta ölçekli işletmelerin ilk önlem olarak işten çıkarmaya başvurmaları.
2- İş arama süresi uzadı. İşsiz kalanların yeniden iş bulma süreleri giderek uzuyor.
3- İşsizliğe karşı devreye giren aile dayanışması başlangıçta idare edebiliyor. Ancak iş arama süresi uzayınca aile dayanışması da yetersiz kalıyor.
4- Asgari ücretin biraz üzerinde iş sahibi olanlar, kriz koşullarında, tüketimi asgari düzeye çekiyorlar.
5- Harcamalarını kısan aileler en fazla çocuklarının eğitimi sürdürmeye çalışıyor. Eğitim harcamalarını kısmaya direniyorlar. Ancak lise ve üniversite hazırlık kurslarıyla baş edemiyorlar ve istemedikleri halde çocukları önce kurstan, işsizlik halinde de okuldan almak zorunda kalıyorlar.
6- Yoksul kesim, en fazla kıyafet ve gıdadan kısıyor. Kısılan harcamalar şöyle sıralanıyor: Kıyafet (yüzde 24.4); gıda (yüzde 23.1); ısınma, elektrik ve su (yüzde 9.6); içki ve sigara (yüzde 6.9); eğlence (yüzde 6.1); ev ve cep telefonları, internet (yüzde 5.2) (Sencer Hoca bu bilgileri Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın araştırmasından aktarıyor) (Ailelerin içki, sigara, cep telefonu harcamalarından daha az, kıyafet ve gıdadan daha fazla kısmaları da son yılların tüketim kalıpları açısından üzerinde durulması gereken ayrı bir konu. Cep telefonundan vazgeçmeyip gıdadan vazgeçmenin izahı da sosyolojik açıdan ilginç olmalı.)
7- Bazı aileler elektrik tasarrufu için geceleri buzdolabını fişten çekiyor.
8- Aileler kriz öncesi aynı anda aldıkları gıda maddelerini sıraya koyarak almaya yöneliyor.
9- Tasarrufa en fazla kadınların katkısı oluyor. Mutfak harcamalarını en ucuza alabilecekleri yer ve ürünlere yönlendiriyorlar. Ayrıca ev hanımları börek, çörek ve benzeri yiyecekler yapıp sokakta satarak, ek gelir elde etmeye çalışıyorlar.
10- Erkek istihdamı düşerken, kadın istihdamı sınırlı bir artış gösteriyor. Kadınlar, temizlik, bakıcılık gibi işlerde düşük ücretle de olsa çalışarak, aile geçimini üstleniyorlar.

Yardım değil hak
Bu tablo, Türkiye’de halkın gerçek sorunlarını ortaya koyuyor. Sencer Hoca’nın özetlediği tüketim kalıbının değiştirilmesiyle, işsizlikle-yoksullukla mücadeleden kalıcı bir sonuç alınması mümkün değil. Bu tablo, insanları yardıma muhtaç hale getiriyor. Ancak bunun çözümü oy beklentisiyle, bu ailelere yiyecek, yakacak, giyecek yardımı yapmak değil.
Yoksul kesimin insanca yaşama standartlarına ulaştırılması sosyal devletin görevi. Bu görevin yerine getirilmesini istemek de yoksul kesimin hakkı. Geçinebilmeyi oy beklentisiyle yardıma bağlamak yerine geliri yeniden dağıtıcı mali ve sosyal önlemler almak gerekiyor.