Baykal: AB asli hata yaptı

CHP lideri Deniz Baykal, iki sorunun "düğümlendiği" görüşünde. Baykal, dünkü görüşmemizde hem AB'nin hem de Türkiye'nin hatalı tutumları yüzünden, Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs sorununun daha da içinden çıkılmaz hale geldiğini, ikisine de düğüm atıldığını vurguladı. AB'nin 14 Aralık'ta yapacağı zirve öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve Almanya Başbakanı Merkel'in, Türkiye ile ilişkilerin en az 18 ay fiilen askıya alınması, bu sürede en az iki kez gözden geçirilmesi önerileri Ankara'da tepkiyle karşılandı. CHP lideri, AB'nin tutumunun değerlendirirken şöyle konuştu:"AB, Türkiye'ye diğer aday ülkelere koşmadığı özel koşullar öne sürerek sorun kaynağı oldu. Güney Kıbrıs'ı da sorunu çözmeden üyeliğe alarak, kendi deyimleriyle 'asli hata' yaptı. Avrupalılar, dini literatürlerinde buna peche original, yani asli hata, diyorlar. AB'nin yaptığı budur. Bu hata hem Türkiye-AB ilişkilerini çözümünü zor hale getirmiş hem de Kıbrıs sorununu çıkmaza sokmuştur. Şimdi kendilerinin bile kabullenmekte zorlandıkları bu hatanın sonuçlarını Türkiye'ye kabul ettirmeye çalışıyorlar. Gösterdikleri gayret bunun içindir." 'Asli hata' Baykal, Türkiye'nin hata yaptığını vurguladı ve hatayı şöyle izah etti:"AB hata yaptı, Türkiye de hata yaptı. Türkiye, 17 Aralık 2004'te imzayı atarak yaptığı hatayı, 29 Temmuz 2005'te Ek Protokol'e imza atarak devam ettirdi. Başbakan Erdoğan, birinci belgede Devlet Bakanı Beşir Atalay'a, ikinci belgede de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e imza attırdı. Şimdi bu hataların sancısını yaşıyor. Ek Protokol'e imza atarak limanların açılması taahhüdünde bulundu. AB, şimdi 'bunu yerine getir' diyor. Hükümet ise 'sen de izolasyonları kaldırma sözü verdin, onu yerine getir' diyor. Bizimki yazılı bir taahhüt ama AB'nin bize verdiği yazılı bir taahhüt yok. Türkiye açısından baktığınızda bu iki hata yüzünden hem AB ilişkileri hem de Kıbrıs sorunu 17 Aralık öncesine göre çok daha kötü bir duruma geldi." Türkiye'nin hatası CHP lideri, Chirac-Merkel zirvesinin sonucunu ise, "tarihi verilmemiş bir ültimatom" olarak değerlendirdi ve şu yorumu yaptı:"Chirac-Merkel zirvesinden çıkan sonuç, Türkiye'ye tarihi belirlenmemiş bir ültimatom vermiş olmalarıdır. Diyorlar ki, biz zamanı gelince limanları açacaksın diye karşınıza dikileceğiz. Şimdilik seni sıkboğaz etmiyoruz. Seçimlere kadar bekleriz, eğer yeniden iktidar olursan, bu ültimatomu dayarız ve limanları açmanı isteriz. Hükümete verilen mesaj budur." Ültimatom Baykal, bundan sonrası için Türkiye'nin "direnmesi" gerektiğini düşünüyor. Ankara'nın izlemesi gereken politikayı şöyle özetliyor:"AB'nin bu ültimatomu kabul edilir ve limanlar açılırsa, bunun arkası gelir. Bugün limanlar diyen AB, yarın Ege diyecektir, azınlıklar diyecektir, Güneydoğu sorunu diyecektir. Bunu demeye başladılar bile. Burası açık. Eğer Türkiye bir kez evet derse, arkasından bu taleplerle karşılaşacaktır. Bu nedenle Türkiye direnmelidir. Ankara, AB süreci ile Kıbrıs sürecinin birbirinden ayrılması için ısrar etmelidir. Kıbrıs, AB'nin konusu değildir. Müktesebatı kapsamında değildir. İki konu birbirinden ayrılmalıdır. Hükümet şimdi bizim başından beri savunduğumuz bu görüşü dillendirmeye başladı ama hatayı başında yaptı." fbila@milliyet.com.tr Türkiye direnmeli