Böyle sevap olur mu?

Bu nasıl sevap işlemek diye sormadan edemiyor insan. Sözüm ona dini vecibeyi yerine getirmeye niyetlenen adam elindeki bıçağı herkesin gözü önünde boğanın arka bacaklarına sallayıp duruyor. Hayvan arka ayaklarının üzerine çökünceye kadar.
Beyefendi kaçan boğaya kızmış. Yakalandıktan sonra cezasını arka ayaklarını keserek veriyor ve hayvan can havliyle sağa sola sıçramaya çalışıyor, acı içinde...
Yoldan geçen vatandaşların müdahale etmesine aldırmadan bıçağı bir de hayvanın boğazına sallıyor. Müdahale edenlere de efelenmeyi elden bırakmıyor. Hayvana eziyet kavramıyla bile açıklanamayacak bir durum. Tam bir vahşet.

Cezası olmalı
Hayvandır diye her türlü vahşeti uygulamak Müslümanlığa sığar mı? İnsanlığa sığar mı? Böyle sevap olur mu?
Bunun bir cezası yok mudur? Hayvana her türlü eziyeti yapmak serbest midir?
Usulüne uygun olarak kurban etmesi gereken hayvanın arka ayaklarını kesmenin, değişik yerlerinden bıçaklamanın bir cezası olmalı.

Kan gölü
Her bayram aynı görüntüleri tartışıyoruz. Sokak ortasında kurbanlar kesiliyor. İstanbul’daki görüntüler yine içler acısıydı. Kaçak kesimler nedeniyle İstanbul’da sokaklar kan gölüne dönmüş, boğaz kanlar içinde kalmıştı. Oysa kurban kesimi için düzenlenmiş kapalı yerler hazırlanmıştı. Türkiye’de belediyeler yıllardır vatandaşları iknaya çalışıyor. Ama yine sokakta, yol ortasında, açıkta kurban kesimleri devam ediyor. Suudi Arabistan’da kurbanlar sadece kapalı özel yerlerde kesilebiliyor. Türkiye bu hizmeti sağlayacak mekânlara ve teknolojiye sahip.
Belediyelerin uygunsuz yerlerde kurban kesenlere uyguladığı ceza caydırıcılıktan çok uzak. Hem kaçak yerlerde kurban kesenlere hem de hayvanlara eziyet edenlere caydırıcı bir ceza uygulanmalı.

İlahiyat profesörleri
Özellikle boğanın arka bacaklarını kesen ve boğazına bıçak sallayan vatandaşımızın yarattığı vahşet görüntüleri basında geniş yer buldu ve tepkiyle karşılandı.
Haber Türk gazetesi dün bu konuda ilahiyat profesörlerinden görüşler almıştı. Hocaların hepsi hayvana eziyet ederek kurban kesenlerin sevap değil günah işlediklerini vurguluyorlardı.
Prof. Dr. Beyza Bilgin, “Zulümle ibadet olmaz” diyordu. “Kurban kesmek Allah’a yaklaşmak içindir. Allah’ın verdiği cana eziyet ederek Allah’a yaklaşılmaz” diyordu.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Yılmaz, “Hayvana eziyet etmek Peygamber’in tavsiyesine ters düşer. Suudi Arabistan da bile bu iş çok daha gelişmiş durumda, Türkiye de buna dikkat etmeli” çağrısı yapıyordu.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, “Hayvana vurmak, bıçak saplamak gibi uygulamalar günahtır. Böyle yapan kimse sevap işleyeceği yerde günah işlemiş olur” diye uyarıyordu.
Prof. Dr. Zekeriya Beyaz da, “İslama göre hiçbir canlıya zulüm yapma hakkımız yoktur. Bu bırakın sevabı günah getirir. Din ile işkenceyi, zulmü birleştirmek mümkün değildir. İbadetle zulmü birbirine karıştırmamak gerekir” yorumu yapıyordu.
Bu görüntüler Türkiye’ye yakışmıyor. Din adamları bu konuda aydınlatıcı, eğitici faaliyetlerini yoğunlaştırmalı, kamu görevlileri de önlemleri daha etkili kılmalılar.