Cemil Çiçek’in yeri

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, restore edilen Meclis Başkanlığı konutunda ilk kez Milliyet’i konuk etti.
7 Haziran’da Meclis Başkanlığı’na ve Meclis’e veda edecek olan Çiçek, hiç oturmadığı konutu, Türkiye Cumhuriyeti’nin iki numaralı koltuğunun yeni sahibi için hazırlamış durumda...
Cemil Çiçek, bir gazeteci olarak 30 yıldır izlediğim bir isimdir. Belediye başkanlığından milletvekilliğine, çeşitli hükümetlerde bakanlıktan Meclis Başkanlığı’na kadar siyasetin merdivenlerini hakkıyla tırmanmış, en deneyimli siyaset ve devlet adamlarından biridir.
Siyasette ve devlet yönetiminde sorumluluğu arttıkça, devlet adamlığı siyaset adamlığının önüne geçmiş, ulusal sorunlara siyaset üstü bakabilmiş biri olarak her zaman ağırlıklı bir yere sahip olmuştur.
Çözümün parçası
Rahmetli Turgut Özal’la çalıştığı yıllardan bugüne kadar Cemil Çiçek, hep sorunun değil çözümün bir parçası olmaya gayret etmiş bir siyasetçi.
Çalışkanlığı, görev anlayışı, güven veren uzlaşmacı kişiliğiyle başbakanların sorunlu alanlarda çözüm için akıllarına gelen ilk isim Cemil Çiçek olmuştur. Çözüm bekleyen alanlarda siyasi partiler arasında köprü işlevi görmek, hukuk ve siyaset reformlarında sorumluluk üstlenmek Çiçek’in olağan görevleri olarak görülmüştür.
Birkaç örnek vermek gerekirse...
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum süreci kapsamında, Türk Ceza Yasası, Medeni Yasa, Türk Ticaret Yasası, Ceza Muhakemesi Yasası gibi Türk hukukunun temel yasalarının düzenlenmesinde hem hukuki çalışmaları hem Meclis’teki çalışmaları koordine etmek ve bu yasalara parlamentoda muhalefetin desteğini sağlamak ilk akla gelenler olarak sayılabilir.
Keza Ak Parti’nin kapatılması davası sürecinde Yüce Divan’da hukukçu olarak yaptığı savunma, kamuoyunda siyasetçi olarak verdiği mücadele de siyasi tarihte kayda geçen önemli başarılardır.
Meclis Başkanı olarak sivil bir anayasa yapılması için 2 yıl boyunca gösterdiği gayret de kayda değerdir.
Tecrübenin önemi
Meclis Başkanlığı konutundaki kahvaltıda sohbetimiz boyunca zaman zaman siyasetin zorlu yıllarına dönüp eski yıllardan, tecrübelerden, tecrübenin öneminden konuştuk.
7 Haziran’dan sonra ne yapacağını sorduğumuzda verdiği yanıt örnek alınacak nitelikteydi. Şöyle dedi:
“Ben, siyasetten önce avukattım. Mesleğimi de çok severim. Çok şerefli bir meslektir. Ama benim için devlette yaptığım görevlerin manevi sorumluluğu her şeyin üstündedir. Bu görevlerden sonra her işi yapamazsınız.”
Sonra, “Ne yapabilirim?” diye sordu ve yanıtını da kendi verdi:
“Tecrübe satsak, dükkânın kirasını çıkaramayız! Türkiye’de tecrübeye önem vermezler. Görev devir-teslimlerinde, ‘Tecrübenizden yararlanacağız’ falan derler ama o hep lafta kalır.”
Oysa kalmaması gerekir.
Cemil Çiçek, siyaset ve devlet adamlığı birikiminden hükümetlerin, kamu diplomasisinin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının yararlanacağı bir isim olarak özel bir yere sahip olacaktır.