CHP’nin üç önerisi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le yaptığı görüşmede tutuklu milletvekilleri sorununun çözülmesi için Adalet Bakanlığı bürokrasisinin devreye girmesi gerektiği görüşünü ilettiğini açıkladı.
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Gül’ün sorunun çözümü için samimi gayret içinde olduğunu ve CHP’nin görüşlerini de değerlendireceğini ifade ettiğini de belirtti.
Başbakan Tayyip Erdoğan ise “Başbakan çözsün” taleplerinin yersiz olduğunu vurgulayan bir yaklaşımla, “Başbakan ne yapsın, yani hâkimlere talimat mı vereceğiz” biçiminde özetlenecek bir tepki verdi. Başbakan, muhalefete “ister gelin ister gelmeyin, siz gelmeseniz de Meclis çalışır” diye seslendi. Bu arada muhalefetin teklifini ortaya koymasını ve bu tekliflerin de makul olması gerektiğini de söyledi.

CHP’nin önerileri
Kılıçdaroğlu’nun Çankaya Köşkü’nde vurgu yaptığı “Adalet Bakanlığı bürokrasisi” ne yapabilir? CHP’nin bu konudaki önerileri nelerdir?
Bu sorulara yanıt alabilmek amacıyla CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Süheyl Batum ve İzmir Milletvekili, AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen’le konuştum.
Batum, Adalet Bakanlığı’nın yapabilecekleri konusunda üç önerileri olduğunu, bunlardan birinin uygulanmasıyla sorunun çözülebileceğini söyledi:
1 - Adalet Bakanlığı’nın Anayasa’nın 90. maddesini anımsatan bir genelge yayımlaması,
2 - Adalet Bakanı’nın ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın kanun lehine bozma talebiyle konuyu Yargıtay’a taşıması,
3 - Bakanlık uzmanlarının bir yasa değişikliği hazırlamaları.

Çiçek’in genelgesi
Prof. Dr. Batum, Adalet Bakanlığı’nın genelge hazırlaması önerisini şöyle açtı:
“Adalet Bakanlığı zaman zaman bazı uygulamalarla ilgili genelge yayımlıyor. Örneğin Cemil Çiçek’in bakanlığı döneminde 2006 yılında bir genelge yapıldı. 2006/16 sayılı bu genelge ile 309. maddedeki kanun lehine bozma hükmüyle ilgili uygulama anlatıldı. Bugün de bu kez Anayasa’nın 90. maddesinin uluslararası sözleşmelere uyulması zorunluluğunu içeren hükmüyle ilgili bir genelge yayımlanabilir. Elbette, hâkimlere talimat niteliğinde değil. Zaten hâkimlere talimat verilemez. Ancak mevzuat hatırlatılır. Anayasa’nın uygulanması zorunluluğu hatırlatılır. Hâkimler bunu talimat olarak değil mevzuat bilgilendirmesi veya hatırlatması olarak algılamalıdır.”

“HSYK devreye girebilir”
Batum, “Hâkimlere talimat verilemeyeceğine göre böyle bir genelgeye uymayabilirler, o halde öneriniz nedir”, soruma ise şu yanıtı verdi:
“Bu durumda konu HSYK’ya taşınabilir. Çünkü hâkimler açık bir Anayasa hükmünü uygulamıyorlar. Genelge sonrasında da uygulamazlarsa bu gerekçeyle HSYK toplanır ve hâkimler hakkında değerlendirme yapabilir. Bu da bir çıkış yolu olabilir.”

Kanun lehine bozma
Batum, ikinci seçeneği ise şöyle anlattı: “Adalet Bakanı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 309. maddenin verdiği yetkiye dayanarak kanun lehine bozma yoluna gidebilirler. Konuyu böylece Yargıtay’a taşıyabilirler.”

Kanun değişikliği
Prof. Dr. Batum üçüncü yol olarak şu öneriyi yaptı:
“Eğer yargı yoluyla sonuç almak mümkünken Adalet Bakanlığı buna yanaşmayacaksa, o zaman -bizce gerek olmadığı halde- kanun değişikliğine gidilebilir. Adalet Bakanlığı uzmanları kanun değişikliği hazırlarlar, iktidar partisi Meclis’e getirir, bizim de görüşümüz alınır ve kanun değişikliği yapılarak da bu sorun çözülebilir. Ama dediğim gibi ilk iki yol varken buna gerek yok. Sebahat Tuncel örneği de var. Tuncel milletvekili seçildiği için serbest bırakılırken kanun değişikliği yapılmadı, aynı kanunlar yürürlükteydi.”

Türmen: “Siyasi irade şart”
CHP İzmir Milletvekili ve AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen ise birçok çözüm seçeneği bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu sorunun çözülmesi öncelikle iktidara bağlı. Çünkü iktidar bir siyasi irade göstermezse bir yol bulmak zorlaşır. Bu bir demokrasi sorunudur. İktidar partisi de diğer partiler de bunu böyle algılamak durumundadır. Bu yönde bir siyasi irade ortaya konulursa, çözüm yolu kolayca bulunur. Sayın Batum’un ifade ettiği seçenekler gündeme gelebilir. Fakat bu seçeneklerden veya başka çözüm yollarından birinin uygulanabilmesi için bu yönde siyasi iradenin ortaya çıkması şarttır.”