Doktorların tamgün itirazları

Tamgün yasasının çıkarılması sırasında doktorlardan, özellikle de tıp fakültesi hocalarından yoğun itirazlar gelmişti. Yansıttığımız bu itirazlara Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ yanıt vermişti.
Doktorların itirazları yeniden gündemde. Nedeni ise söz konusu yasanın doktorlara karar vermek için tanıdığı sürenin ilerliyor olması. Örneğin devlet hastanelerinde çalışan doktorların temmuz ayında kararlarını vermeleri gerekiyor. Ya hastanede kalıp muayenehanelerini kapatacaklar ya da tersini yapacaklar. Tıp fakültesi hocaları da yılsonuna kadar kararlarını verecekler.
Değişik alanlardan bir grup tıp fakültesi öğretim üyesi profesör, dün gazetemizi ziyaret ederek, üniversitelerin döner sermayelerinin durumunu, tamgün yasasına itirazlarını aktardılar.
Tıp hocalarının itirazlarını şöyle sıralayabiliriz:

Söylenen para yok
1Tamgün yasasıyla öğretim üyelerinin ayda 17.000 TL’ye kadar maaş alacakları söylenmişti. Böyle bir maaş yok. Bir profesörün bu maaşı kâğıt üstünde bile alabilmesi için 2000 hastaya bakması veya 200 ameliyat yapması gerekir ki, bu fiziken mümkün değildir. Kaldı ki, üniversitelerin döner sermayeleri iflas noktasındadır. Hiçbir üniversitenin döner sermayesi, öğretim üyeleri için öngörülen tutarlarda para ödeyecek halde değildir. Zaten fiilen ödeyemez duruma gelmişlerdir. Üniversiteler, Sosyal Güvenlik Kurumu’yla (SGK) pazarlık yürütüyorlar ve “götürü” usulde anlaşma yapmaya çalışıyorlar.

Hasta, hoca seçemez
2Tamgün sisteminde hocaların hasta bakması veya sorunlu ameliyatlara girmesini özendirecek bir sistem yok. Hocalar ameliyat başına 35 TL veya 85 TL ile sorumluluk üstlenmek istemeyeceklerdir.

Aracılar türer
3Hasta güvendiği veya methini duyduğu hocaya bu olanaklarla ulaşmayacaktır. Bu durumda hastayı hocaya ulaştırmak için birtakım aracılar türeyebilir ve Türkiye eskiden çok yaygın olan el altından hasta ile doktor arasında para çevirme günlerine dönebilir.

Büyük ameliyatlar durur
4Şu anda bile çok azalmış olan büyük ameliyatlar tümüyle durabilir. Bunun nedeni döner sermayelerin eksiyle çalışmaları ve alanında uzmanlaşmış hocaların bu tür ameliyat sorumluluğunu üstlenecek ücret alamayacak olmalarıdır. Döner sermayeler zaten iflas ettiği için bugün organ nakli, baypas gibi büyük ameliyatlar üniversite hastanelerinde ya yapılamamakta ya da çok az yapılabilmektedir. SGK’nın para ödememesi nedeniyle bu ameliyat giderlerini ve malzemelerini döner sermayelerin karşılaması mümkün değildir.

Elimiz kolumuz bağlandı
5Söz konusu yasa hocaların elini kolunu bağlamış durumdadır. Üniversiteden ayrılmak isteyen öğretim üyelerinin özel hastanelerde çalışma olanakları sınırlandırılmıştır. Özel hastanelerin çalıştıracağı doktor için Sağlık Bakanlığı’ndan kadro onayı almaları gerekmektedir. Oysa tümüyle özel girişim olan özel hastanelerin böyle bir sınırlama ve onay mekanizmasına bağlanması, esas olarak üniversite hocalarını bakanlık tercihlerine mahkûm ve mecbur bırakmaya yöneliktir. Bu durum anayasanın güvencesinde olan çalışma özgürlüğü ve meslek icra hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca muayenehanesini tercih eden doktorların SGK ile çalışan özel hastanelerde ameliyat yapmaları yasaklanmakta ve çalışma özgürlüğü bu yönüyle de kısıtlanmaktadır.

Performans etik dışına itiyor
6Maaşların performansa göre artması etik dışı uygulamalara neden oluyor. Klinik şefleri veya hocalar kaşelerini asistanlarına veriyorlar, hastalara asistanlar bakıyor ama onların kaşesini vurarak, sanki onlar hasta bakmış gibi gösteriliyorlar. Böylece performansları yüksek görünüyor.

Ameliyat sayısında artış
7Bu sistem, gereksiz cerrahi müdahale, görüntüleme, tahlil gibi uygulamaların şişirilmesine neden oluyor. Performans uygulaması çıkmadan önce 2003 yılında 253 bin 992 olan ameliyat sayısı performans uygulamasından sonra 2008 yılında 1 milyon 34 bin 589’a ulaşmış durumda. Küçük cerrahi müdahaleler 4, orta cerrahi müdahaleler ise 2 kat artmış görünüyor. Cerrahi müdahalelerdeki bu artışa performans uygulamasının neden olduğu, performans artışı için gerekli olmayan bazı cerrahi müdahalelerin de yapıldığı öne sürülüyor.
Öyle anlaşılıyor ki üniversitelerdeki tıp hocalarıyla Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ arasında bu konu yeniden tartışılmaya başlanacak.