Ecevit güvencesi...

Ecevit güvencesi...


       Batık bankalar operasyonuyla ilgili olarak muhalefetin verdiği genel görüşme önergesi, yapılan öngörüşme sonucu kabul edilmedi. Muhalefet şimdi Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal hakkında gensoru vermeye hazırlanıyor. Ayrıca Bankacılık Üst Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel'e dönük bir yıpratma kampanyası da yürütüyor.
       Muhalefetin bu tavrında önemli çelişkiler var.
       Bankalar operasyonu, 40 yılı aşkın siyasi yaşamına hiçbir akçalı gölge düşmemiş Başbakan Bülent Ecevit'in siyasi güvencesi altında yürütülüyor. Üst Kurul'un oluşumuna ve "banka fareleri"nin takibine dayanak oluşturan yeni Bankalar Yasası'nın çıkarılması için gösterdiği gayret belleklerde tazedir. DSP azınlık hükümetinin gündeminde tutup, yasalaştırmaya çalıştığı tek düzenleme yeni Bankalar Yasası'dır. Yasanın Meclis'ten çıkmasından sonra ise Üst Kurul Başkanlığı'na Zekeriya Temizel'in atanması için ısrar etmesi ve karşılaştığı direnci kırması da unutulmamalıdır. Eğer Ecevit'in bu yapısı ve atamadaki isabeti olmasaydı, bugün banka boşaltan birçok ünlü ve güçlü kişiyi mahkeme kapılarında görmek mümkün olmazdı.
       Bu nedenle muhalefet, banka soyguncularının bir bir yakalanıp, yargıya teslim edilmesinden memnunsa, Ecevit'in ve hükümetinin izlediği politikayı desteklemesi gerekir.
       Bu politakanın ayırıcı özelliklerinden biri de banka soygunlarının siyasi bağlarının ortaya çıkarılmasının da hedeflenmiş olmasıdır. Başbakan ve hükümetin siyasi desteği ve kararlılığı, Bankacılık Üst Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel ve arkadaşlarının arkasında durdukça, siyaset - ticaret - banka ilişkilerinin belgeleriyle ortaya dökülmesi ve siyasi sorumluların da açığa çıkması güçlü bir olasılıktır.
       Bu açıdan da muhalefetin, hükümete ve Bankacılık Üst Kurul'una destek olması gerekir.
       Muhalefetin aksi bir tutuma girmesi ve Meclis'te engelleyici bir gayret göstermesi, başlatılmış ve mesafe alınmış olan banka soygunlarıyla ilgili operasyonları olumsuz yönde etkileyecektir. Hem bu operasyonlara güvence oluşturan siyasi desteği, hem de operasyonları yürüten uzmanları frenlemek Türkiye'nin yakaladığı bir fırsatı ortadan kaldırmaya yarar.
       İster iktidarda olsun, ister muhalefette, hangi partiye mensup olursa olsun, bütün Hazine bakanlarının Meclis kürsüsünde hesap vermeleri kamuoyunun beklentisidir. Önceki gün Meclis'te yapılan öngörüşmelerde sahnede sadece Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal vardı. Oysa, daha önce gensoruyla düşürülmüş olan, Etibank'ın devrine izin verip, sonra bankayı devralan kuruluşun yönetim kurulunda "milletvekili" sıfatı sürerken görev alan eski Hazine bakanı ortalıkta görünmedi. Oysa iddialara bizzat Güneş Taner'in yanıt vermesi beklenirdi. Kararlarda imzaları olan eski bakanlardan hiçbiri Meclis kürsüsüne çıkmadı.
       Durum böyleyken, temiz toplum için düğmeye basmış olan Ecevit'i ve operasyonu cesaret ve titizlikle yürüten Temizel'i eleştirmek, olsa olsa "hedef saptırmak" olur.
       Muhalefetin yapması gereken, bu operasyonlara destek verirken, banka soygunlarının siyasi bağlarının ve şemsiyelerinin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. Temizel ve ekibinin, talep ettiği yasal düzenlemelerin Meclis'ten geçmesini kolaylaştırmak ve halkın yıllardır boşaltılan bankalar yoluyla soyulmasına iktidarla birlikte "dur" demektir.
       Muhalefet, hükümet ve Üst Kurul'la birlikte şu sorunun yanıtını aramalıdır:
       - Soyadına güvenenler ve eski Hazine bakanını çalıştıranlar da dahil olmak üzere batık bankalardan toplam 6.1 milyar dolar boşaltanlar, bu paraları ne yaptılar?
       Türkiye, Ecevit hükümeti ve Üst Kurul'la bu soruların yanıtını bulma fırsatı yakalamıştır. Bu fırsat kaçırılmamalıdır.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr