Gül’ün uyarıları

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis’te yeni yasama yılının ilk gününde yapacağı konuşmaya başlamadan önce iktidar ve muhalefet kulislerine uğradık.
İktidar tarafında yüzler gülüyordu. Bir gün önceki kongrenin morali sürüyordu. İktidar kulisinde bakanlar ve milletvekilleriyle sohbet eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da neşesi yerindeydi.
Muhalefet koridoru ise, Meclis’in ilk gününde Başbakan Erdoğan hakkında soruşturma açılması talebiyle meşguldü. Milliyet ekibini öğle yemeğinde konuk eden Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Hurşit Güneş dahil olmak üzere ana muhalefet partisi grup yöneticileri, gensoru, soruşturma hazırlıklarıyla yeni yasama dönemini açmaya hazırlanıyorlardı.

Liderlere üslup uyarısı
İktidar ve ana muhalefet koridorlarındaki nabzı tuttuktan sonra Cumhurbaşkanı Gül’ü dinlemeye geçtik. Gül, kısa ama uyarılarla dolu bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı’nın değindiği ilk konu, liderlerin üslubu oldu.
Gül, siyasi liderlere, birbirlerine empatiyle yaklaşmalarını salık verdi. Birbirlerini dışlayıcı, uzaklaştırıcı üslup kullanmaktan kaçınmalarını, “sözün gücü”nü unutmamalarını tavsiye etti.
Son günlerde liderlerin hep mahkemelere kadar uzanan sert üsluplarının ileride telafisi imkansız noktalara varabileceği uyarısında bulundu.

Tutuklu milletvekilleri
Cumhurbaşkanı Gül, tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmamasını da eleştirdi. “Seçildikleri halde bu yasama yılında da Meclis’te olmayan milletvekillerinin bu tablo içinde bir noksanlık oluşturduğunu belirtmek isterim” diyen Cumhurbaşkanı Gül, muhalefet sıralarından alkış aldı.
Gül, Meclis’te yapılan yasa düzenlemelerine karşın milletvekillerinin tutukluluk hallerini kaldırmayan yargıya gönderme yaptığı konuşmasında, “Seçimlere yasal olarak katılmış, halkın oyunu almış, milletvekili sıfatını taşımaya hak kazanmış herkesin, haklarında kesin yargı kararı ortaya çıkana kadar yasama faaliyetine katılması gerektiğini düşünüyorum” diyerek, yargıdan beklentisini ifade etti.

BDP’ye uyarı
Cumhurbaşkanı Gül, BDP milletvekillerini de açıkça uyardı.
Milletvekili yemininin, “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini” bölümünü okuyarak, bu yemine sadık kalınmasını istedi.
Terör ile demokrasinin hiçbir koşulda “kol kola” gezemeyeceğini, belirterek, BDP milletvekillerine, “Terörün kucaklanmasına, övülmesine ve meşru gösterilmesine müsamaha eden bir demokrasi de dünya üzerinde mevcut değildir” diye seslendi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması
Gül, BDP milletvekillerinin PKK’lılarla kucaklaşmasını eleştirmekle birlikte, dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı olduğunu da hissettirdi.
Gül, bütün sorunların çözüm yerinin Meclis olduğunu anımsatarak, “Meclis kompozisyonunda meydana gelebilecek her türlü noksanlık, geçmişte yapılanları tekrar etmekten başka bir işe yaramayacaktır” dedi. Gül, bu sözleriyle, 1994’te DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve cezaevine gönderilmelerinin yanlış olduğu ve bu yanlışın tekrarlanmaması gerektiği mesajı verdi.

AB vurgusu
Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasında Avrupa Birliği (AB) perspektifine de vurgu yaptı. AB değerlerinin, Türkiye’nin ekonomisini ve demokrasisini güçlendiren, vatandaşlarımızın hayat standardını yükselten pek çok reforma öncülük ettiğinin bir gerçek olduğunun altını çizdi. Gül, AB uyum yasalarına ve reformlarına yeniden öncelik verilmesini istedi.

Başkanlık sistemine temkinli
Cumhurbaşkanı, başkanlık sistemine ise temkinli yaklaştı. Gül, yeni anayasa sürecinde alternatif anayasal sistemlerin gündeme gelmesi, bu sistemlerin olumlu ve olumsuz yönlerinin irdelenmesinin sağlıklı olduğunu belirtmekle birlikte, “Bu sistemlerin dünyada başarıyla uygulandığı örnekler bulunduğu gibi ciddi sıkıntılara yol açtığı örnekler de mevcuttur” diyerek, uyarıda bulundu.

Basın ve ifade özgürlüğü
Cumhurbaşkanı Gül’ün uyarıda bulunduğu bir diğer konu da basın ve ifade özgürlüğüydü.
Gül, bir ülkede yazarların, düşünürlerin ve fikir adamlarının görüşlerini korkusuzca paylaşabilmelerinin o ülkeye itibar kazandıracağını vurguladı. Ayrıca gazeteciler, haberciler ve bir bütün olarak medya mensuplarının, halkı haberdar etme görevini yerine getirirken hiçbir engelle karşılaşmamalarının temel esas olduğunu anımsattı.
Cumhurbaşkanı, hiç kimsenin fikirleri ve fikirlerini medya yoluyla açıklaması yüzünden hapse düşmemesi gerektiğini de vurguladı. Şiddeti teşvik eden ile görüş açıklayan arasında kesin bir ayırım yapılmasını istedi.