Hanenin hali...

Hanenin hali...


       Hazır bütün ülkeyi cezaevine çevirip, tünel kazıp kaçan var mı, diye mahkum sayar gibi bir sayım yapma fırsatı yakalamışken, ülkenin ve hanenin hali ortaya çıkarılabilirdi...
       Sayım memurları her şeyi sordular da, "nasıl geçiniyorsunuz" diye sormadılar. Tabii sayımdan maksat, "orada kaç kişisiniz" sorusuna yanıt aramaktı, "haliniz nedir" sorusunun yanıtını aramak ise bir başka araştırmanın konusu diye bir savunma yapılabilir.
       Ama bu Türkiye'de gelir dağılımını, tahminden daha sağlıklı biçimde yakalama fırsatının kaçtığı gerçeğini değiştirmez.
     "Tuvalet ve borulu su var mı" sorusu sorulduğuna göre, yaşam standardına ilişkin "gelir" sorusu da sorulabilirdi.
       Bir bakıma "gelir" sorusu soruldu:
       - Ücretli misiniz, maaşlı mısınız, serbest kazanç sahibi misiniz?
       Bu soruların yanıtları alındı.
       Ancak nedense şu sorular sorulmadı:
       - Kaç lira kazanıyorsunuz?
       - İkinci bir işiniz var mı?
       - Hanede kaç kişi çalışıyor?
       - Hane halkının toplam geliri nedir?
       Bu soruların birisi bile, Türkiye'de çarpıklığın kuşku duyulmayan gelir dağılımı dengesizliğini ortaya koymaya yeterdi. Türkiye, yıllardır 1994 yılında yapılan Hane Halkı İşgücü Anketi'nin sonuçlarına dayanarak tahmini gelir dağılımı hesapları yapıyor. Buna göre açlık sınırı ilan ediliyor, buna göre asgari ücret talep ediliyor, buna göre gelir sınıfları tanımlanıyor, buna göre kaymak tabakası hesaplanıyor. Oysa nüfus sayımının sağladığı sokağa çıkma yasağı ülke gündeminden eksik olmayan "geçinme" sorununun boyutlarını yakalamak için değerlendirilebilirdi.
       Ücretli veya maaşlı kesimin, artık geceleri veya hafta sonunda ikinci bir işte çalışarak ev geçindirdiği sır değil. Tek kişinin çalıştığı hanelerde, karın tokluğuna bir yaşam sürdürüldüğü de çıplak gözle görünen bir gerçek. 12 - 13 yaşına gelmiş çocukların ev geçimine katkıda bulunmak için hasat mevsiminde köylere satıldığı haberleri görüntülü biçimde hafızalarda tazeliğini koruyor.
       Bütün sorulara doğru yanıt alınamasa da kaç kişinin sigortasız çalışmak zorunda kaldığı, çocuk işçi sayısı, özetle kayıt dışı istihdam konusunda gerçeğe yakın önemli veriler elde edilebilirdi.
       Bu veriler, başta hükümetler, siyasi partiler, milletvekilleri, valiler, belediye başkanları, üniversiteler tarafından Türkiye gerçeğinin görülmesine olanak sağlayacak net bir tablo ortaya koyabilirdi.
       Bir - iki soruyla, sadece hanedeki kelle sayısını değil, "hanenin hali"ni de saptamak mümkün olurdu.
       Hanedekiler hallerini zaten biliyorlar da, belki sorumlular da öğrenirdi...



Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr