İsimsiz önerilerin karşılığı var mı?

Simetri takıntısı olan bir dostum geçenlerde uğradı. Her zaman yaptığı gibi önce arkamdaki kitapları düzeltti, hepsini sırtı görünecek hale getirdi. Atatürk tablosuna karşıdan şöyle bir baktı. Birkaç küçük dokunuşla, kendine göre düzgün hale getirdikten sonra karşıma oturdu.
“İsmini vermeden AKP üzerinde ağırlığı olan bir siyasetçinin görüşlerini açıkladın ya” dedi.
“Evet” dedim.
“Peki o işin simetriği var mı?”
“Nasıl yani” dedim, “Ne simetriği olacak ki?”
İyi bir analist sayılan dostum, yine her zaman yaptığı gibi önüne bir kâğıt kalem çekti ve sayfayı yukarıdan aşağıya çektiği bir çizgiyle ikiye böldü...
Simetri takıntısından olacak, her konuyu sayfayı ikiye bölüp iki tarafa da şekiller çizerek anlatır...

‘Simetrisinde ne var?’
Yine öyle yaptı...
“Şimdi” dedi, “Sayfanın sol tarafına bakalım.”
“Ne vardı burada?” diye kendi sorup kendi yanıtladı:
“27 Nisan’da AKP’nin karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri vardı. (Sayfanın sol tarafına bir daire çizip içine TSK yazdı.) Askerler internet sitelerine bir bildiri koydular. Ağır bir bildiriydi.”
“Eee” dedim.
“Peki” dedi, “Simetrisinde ne vardı?”
“Ne vardı?”
“AKP vardı. (Bu kez sayfanın sağ tarafına bir büyük daire çizdi ve içine AKP yazdı.) Gerçi bu daire de tek bir daire değil. İçinde birbirine geçmiş birkaç daire var. Bir çeşit koalisyon gibi. Ama sonuçta AKP diye bir üst kimlik var ve onu kuvvetli bir şekilde temsil eden bir lider var: Başbakan Erdoğan. Asker bildiri yayımladı, ertesi gün simetrisinden hükümet bildiri yayımladı. Buraya kadar tamam mı?”

‘Bugün o simetri yok’
“Tamam” dedim, “Devam et.”
“Şimdi” dedi, AKP üzerinde ağırlığı olan siyasetçi ortaya bazı öneriler attı değil mi?”
“Evet.”
“Önemli öneriler. Birlikte durum değerlendirmesi öneriyor. Laiklik kaygısı duyanların bu kaygılarını gidermekten söz ediyor. ‘Yeni yasal düzenlemeler olabilir’ diyor. ‘Şikâyet edilen bakanlar değiştirilebilir’ diyor.”
“Evet, önerileri böyle.”
“İki konuda da dikkat çekiyor. ‘AKP kapatılırsa ekonomi reel krize girer’ diyor, bir. ‘Güneydoğu’yla DTP dışında siyasi bağ kesilir’ diyor, iki.”
“Evet, aynen böyle diyor.”
“Diyor da kime diyor?” diye bir soru sorarak devam etti dostum:
“Bu önerilerin simetriği var mı? Yani sayfanın bir tarafına AKP yazarsak, bu defa karşı tarafına ne yazacağız? TSK mı, CHP mi, MHP mi, Anayasa Mahkemesi mi? Hangisi?”
“Ben de” dedim, “Böyle bir yazı yazmıştım, ‘Bu önerilerin muhatabı kim?’ diye sormuş ve senin saydıklarını saymıştım. Sonuçta da muhatap Türk halkıdır, kamuoyudur, mutlaka bir kurumsal muhatap aramak gerekmez demeye getirmiştim.”
“Okudum ben o yazıyı ama katılmıyorum” diye sözümü kesti:
“Bu işlerin muhatabı öncelikle halk, kamuoyu olmaz. Bir öneri getiriliyor, simetriğinde karşılık verecek muhatap olması gerekir. Ama bu kez öyle bir muhatap görünmüyor. Bu nedenle de saydıklarımızdan birinin çıkıp ‘muhatap benim’ demesi lazım. Onu diyen de yok.”