Katiliyle buluştu mu?

Katiliyle buluştu mu?



İşadamı Üzeyir Garih'in hunharca katledilmesi büyük üzüntü yarattı. Sadece iş dünyasında değil bütün toplumda başarıları, kişiliği ve hoşgörüsüyle saygın bir yere sahipti. Sadece kendi işiyle değil ülkenin tüm sorunlarıyla ilgilenen, çözüm yolları üretmeye çalışan iş dünyasının örnek isimlerindendi Garih. Yokluğunun başta iş dünyasında olmak üzere kolay doldurulamayacak bir boşluk yaratacağı kuşkusuzdur. Yakınlarına ve dostlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Garih cinayetindeki sır perdesi henüz kalkmadı.
Cinayet günü gözaltına alınan, 13 yaşında boyacı bir çocuğun en güçlü zanlı hatta hatta, katil olduğu yönünde verilen bilgi ve oluşturulan havanın doğru olmadığı bir gün sonra anlaşıldı.

İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, katil zanlısı konusunda neden böyle aceleci bir yansıtma yapıldığına ilişkin sorumuzu yanıtlarken şöyle dedi:
- Benim böyle bir beyanım olmadı. Yanlış algılandı. Arkadaşlar olayı soruşturmayı sürdürüyorlar.
Bu tür olaylarda polisin suçluyu kısa sürede bulduğu veya yakaladığı yönünde verilen bilgi ve yapılan imaların toplumda daha büyük düş kırıklığı yarattığına yakın geçmişten birçok örnek vermek mümkün.
Polisin hep söylediği ancak yaşama geçiremediği, "zanlıdan delile değil delilden zanlıya gitmek" yönteminin ciddiyet ve titizlikle uygulanması gerekiyor. Ancak, Garih olayında bir kez daha görüldü ki, polis delilden zanlıya yürümek yerine ilk zanlıdan delil üretmeye ve onu yorumlamaya daha yatkın çalışıyor.

İlk gün kamuoyuna en güçlü olasılık olarak sunulan 13 yaşındaki çocuğun katil olduğu izlenimi doğru çıkmayınca, farklı senaryolar gündeme gelmeye başladı.
Üst düzey emniyet yetkililerinin verdiği bilgiler ışığında gündeme gelen ve yanıtı aranan sorular ve muhtemel senaryolar şöyle özetlenebilir.
Emniyet üst düzeyinin, olayın çözümünün Garih'in her hafta düzenli olarak yaptığı söylenen mezarlık ziyaretinin aydınlatılmasıyla ortaya çıkacağı düşüncesinde olduğunu söyleyebiliriz.
Üzeyir Garih gibi büyük ve tanınmış bir iş adamının yanına, hiç kimseyi almadan mezarlık ziyareti yapmasının büyük bir tedbirsizlik olduğunu düşünen yetkililer, Garih'in bu 'gizlilik ve yalnızlığa' neden bu kadar özen gösterdiğini çözmeye çalışıyorlar.

Kesinleşen bilgilerden biri Garih'in cep telefonunun kendine ayırdığı bu saatlerde başından beri kapalı olduğu.
Her cumartesi yaptığı söylenen bu ziyaret sırasında Garih'in telefonunu başından itibaren kapalı tuttuğu aile üyelerince de teyit edilmiş durumda. Garih'in böyle bir ziyaret sırasında telefonunu kapalı tutmaya özen göstermesi de polisi düşündürüyor.
Garih'i öldüren kişi veya kişilerin maddi değeri yüksek saatini, cüzdanındaki paraları almamış olmaları da yetkililerde cinayetin 'adam soyma' amacıyla işlenmediği izlenimi yaratıyor.
Keza adli tıp raporuyla saptanmış olan 10 kadar bıcak darbesinin derinliği, şekli, sayısı da cinayetin küçük yaşta bir çocuk tarafından işlenmediğini, birden fazla ve yetişkin insanlarca yapılmış olabileceği olasılığını güçlendiriyor. Sağlıklı, zinde, güçlü bir kişi olduğu bilinen Garih'in bu yaşlarda tek bir çocuğun saldırısından kendini koruyabileceği, bu nedenle de basit bir saldırı olayı olmadığı düşüncesi ağır basıyor.

Üzerinde durulan olasılıklardan biri de Garih'in katil ve katilleri tanıyor olması.
Garih'in bu saatler arasında yalnız ve korumasız olduğunu bilen kişi ve kişilerin veya Garih'in yanına yaklaşmasında sakınca görmediği kişi ve kişilerin söz konusu olabileceği olasılığı da değerlendiriliyor. Bu senaryo içinde Garih'in mezarlık ziyaretinden sonra başka bir yere gidip gitmediği, başka insanlarla buluşup buluşmadığı da araştırılıyor. Her hafta aynı saatlerde korumasız, tek başına ve telefonu kapalı şekilde kendine ayırdığı bu saatlerde mezarlık ziyareti dışında bir aktivitesi olup olmadığı merak ediliyor.

Bıçak darbelerinin niteliğinden varılan bir diğer sonuç da cinayetin profesyonelce işlenmediği yolunda. Bıçak kullanarak adam öldürenlerin, bu yöntemle çalışan kiralık katillerin insanı genellikle bir bıçak darbesiyle öldürdükleri ve bu amaçla yapılmış özel bıçaklar taşıdıkları anımsatılıyor. Garih'in vücudundaki bıçak yaralarının ise bıçağın özel yapım olmadığı, sıradan bir bıçak olduğunu gösterdiği vurgulanıyor. Hırs, öfke, sapıklık ifadesi olarak yorumlanan ona yakın bıçak darbesinin çok profesyonel bir iş olmadığı üzerinde de duruluyor.
Ayrıca Garih'in öldürülüş biçiminin terör örgütlerinin kullandığı yöntemlere benzemediği de ifade ediliyor. Terör örgütlerinin genellikle ateşli silah kullandıkları ve örgüt propagandası amacıyla örgütsel bir delil bıraktıkları kaydediliyor.
Bütün bu bulgu ve akıl yürütmeler sonucunda polis, Garih'in yalnızlığa ve gizliliğe çok önem vererek gerçekleştirdiği haftalık ziyaretin tümüyle aydınlatılması üzerinde duruyor.