Kayserili neden ölür?

Kayseri
Milliyet’in Kayseri Business eki nedeniyle düzenlediğimiz yemekte Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı uğurladıktan sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız kürsüye geldi:
- Kayserililerin ticaretteki başarısını Kayserililere anlatmama gerek yok. Bu ticari yetenek, milattan önce 4000 yılına kadar dayanıyor. Gültepe Kaniş Karum arkeolojik kazı bölgesinden tam 22 bin adet tablet çıktı. Bu tabletler, ticari senetler. Milattan önce 4000 yılında Kayserili vadeli satış yapmış, düşünün artık.

“Ya börekten ya senetten”
Yıldız, Kayseri topraklarından 6000 yıllık senetler fışkırdığını söyleyince Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de dayanamayıp kulağımıza eğildi:
- Kayserili neden ölür bilir misiniz?
- Hayır.
- Kayseri’de kadınlar kekten-börekten, erkekler çekten-senetten ölür, derler.
Belediye Başkanı Özhaseki’nin özlü deyişiyle, Kayserili erkeklerin ticari zekâsından sonra, kadınların mutfak becerileri de masada hak ettiği yeri böylece buldu; kadın-erkek eşitliği kuruldu...

Temel rekoru
“Daha bitmedi” dedi Özhaseki, mikrofonu eline aldığında:
- Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Erdoğan Bayraktar erken ayrıldı. Bakanımız Trabzonludur. Eğer ayrılmasaydı, ona bir fıkra ile takılacaktım. Şimdi kendisi yok ama ben yine takılacağım:
Rekor için Orhan Hocamızı davet ettik, o da bir noter bir de imamla geldi. 139 temel attığımızı gördü ve rekoru tescil etti. Bu da haber oldu. Trabzonlular haberi okumuşlar. Demişler ki, şu işe bak; Kayserililer Temel rekoru kırmış. Nasil oldi bu, Temel bizumdur, da... Hemen ertesi gün Trabzon’da 140 Temel’i getirip deniz kıyısına dizmişler. Tek tek denize atmışlar. Sonra da demişler ki, ‘Kayseru’nun Temel rekorunu kirduk.’
Salon kahkahaya boğuldu...
Erdoğan Bayraktar salonda olsa buna mutlaka bir Kayseri fıkrasıyla cevap verirdi, diye sesler yükseldi ama Bakan havaalanına çoktan varmıştı.

“Küçük oğlan da geldi mi?”
Özhaseki de bu sesleri duymuş olacak ki, Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar yerine kendisi bir Kayseri fıkrası anlattı:
“Kayserili yaşlı bir tüccar artık ölüm döşeğindeymiş. Ailesiyle vedalaşıyor. Sormuş:
- Büyük oğlan burada mı?
- Buradayım baba, emret!
- Ortanca oğlan?
Ortanca oğlan, hemen önünü ilikleyip gelmiş yanına:
- Buradayım baba, bir emrin var mı?
- Peki, küçük oğlan da geldi mi?
Küçük oğlan fırlamış:
- Gelmez olur muyum baba, buradayım, emret!
Baba, şöyle üçüne de bir göz gezdirmiş, “ulan” demiş:
- Dükkânı kime bıraktınız!

“49’u batmış, 1’i kalmış”
Kayseri’nin temel kurumlarından biri Kayseri ve Civarı Elektrik Türk Anonim Şirketi (KCTAŞ) 86 yıllık bir kurum...
Kayseri’de sanayileşmenin ilk tesisi sayılıyor. Kuruluş belgesini oluşturan imtiyaz belgesinde Atatürk’ün imzası var.
Bu belge, KCTAŞ Genel Müdürü Şadi Büyükkeçeci’nin makam odasında baş köşede duruyor. Kayserililerin gurur belgelerinden biri.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da uzun süre genel müdürlük yaptığı KCTAŞ’ın öyküsünü hem Büyükkeçeci’den hem Belediye Başkanı Özhaseki’den dinledik:
Cumhuriyet’in ilk yıllarında 50 elektrik şirketi kurulmuş. 50 şirkete imtiyaz hakkı verilmiş. Bunlardan biri de KCTAŞ. Kayserililer şirketi kurup, elektrik üretmeye başlamışlar. Ancak, yeterli elektrik abonesi yok. Üretilen elektrikten çok azı kullanılıyor, gerisi boşa gidiyor.
Kayserililer KCTAŞ’ta toplanmışlar, ne yapsak da elektrik tüketimini artırsak diye. Biri söz almış. “Ben” demiş:
- Bir şey duydum. İstanbul’da elektrikle çalışan ütü varmış diyorlar. Zenginler ütülerini bununla yapıyorlarmış artık, közlü ütü kullanmıyorlarmış.
“Eee” demiş bir diğeri:
- Ne yapalım, diyorsun?
- Gidip İstanbul’dan kamyonla ütü getirelim, Kayseri’nin zengin evlerine verelim. Mecburen eve elektrik bağlatırlar.
Ve öyle de olmuş...
İstanbul’a gidip kamyonlarla ütü getirmişler Kayseri’ye...
Hali vakti yerinde olanların kapısını çalmışlar...
Hem ütüleri satmışlar hem de abone sayısını ikiye katlayıp şirketi kurtarmışlar.
1926’da kurulan diğer 49 elektrik şirketi batmış, bir tek Kayseri’nin KCTAŞ ayakta kalmış...