Fikret Bila

Fikret Bila

fbila@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, referandum kampanyası boyunca Başbakan Tayyip Erdoğan’ı “havuzlu villa” sahibi olmak ve zenginleşmekle eleştirdi. Kılıçdaroğlu, kampanyasını bir bakıma “havuzlu villa” söylemine oturttu ve “ben havuzlu villada yaşamayacağım“ diyerek, oy istedi.
Ancak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Kılıçdaroğlu’nun Burhaniye’de havuzu da olan bir yazlık kooperatifte evi olduğunu açıkladı. Bu açıklama üzerine Kılıçdaroğlu’nun üyesi olduğu henüz tamamlanmamış yazlık kooperatif evinin görüntüleri, özellikle de ortak kullanılacak olan havuz görüntüleri basına yansıdı.
Kılıçdaroğlu’na dünkü görüşmemizde hem bu konuyu, hem de gündemdeki diğer konuları sordum. Kılıçdaroğlu’na sorduğum sorular ve yanıtları şöyle:

Bilerek başlattım
- Referandum kampanyanız boyunca “havuzlu villa” söylemini sık kullandınız. Başbakan Erdoğan’ı “havuzlu villa” sahibi olmak, lüks yaşamak ve zenginleşmekle suçladınız. Ancak sizin de havuzu da olan yazlık bir kooperatifte bitmek üzere yazlık bir evinizin olduğu basına yansıdı. Kampanyada bu söylemi öne çıkarmanızın hata olduğunu düşünüyor musunuz? Bu söyleme devam edecek misiniz?
- Hayır, hata olduğunu düşünmüyorum. Ben ‘havuzlu villa’ eleştirisini elbette bilerek başlattım. Yazlık ev, yazlık kooperatif üyeliğimi elbette biliyordum. Bir hata olarak görmüyorum. Havuzlu villa söylemine devam edeceğim. Benim üyesi olduğum yazlık kooperatif eviyle, Başbakan’ın yaşadığı havuzlu villa arasında uzaktan yakından bir benzerlik yok. Çok büyük fark var, aynı şey değil. Ayrıca bu yazlık bir kooperatif evi. Sürekli yaşanacak bir ev değil. Başbakan’ı bu konuda eleştirmeyi sürdüreceğim.
- Sonuçta Kılıçdaroğlu’nun da havuzlu villası var, daha halk tipi olması durumu değiştirmez eleştirileri yapıldı. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu eleştiriyi yöneltiyor. Hatta bu nedenle Kırşehir’de bu söylemi kullanmaktan vazgeçtiğiniz öne sürüldü?
- Söylemim devam edecek. Kırşehir’de söylemedim, ama Elmadağ’da söyledim. 24 saat söylemem de gerekmiyor. Başbakan’ın hayat tarzı ve villalarıyla, benim hayat tarzım ve sahip olduklarım arasındaki fark ortadır. Ben Başbakan’ın nasıl zenginleştiğini sorguluyorum.
- Yazlık ev kooperatifine ne zaman girdiniz, şu andaki değeri nedir?
- Milletvekili olduktan sonra girmiştim. Öyle çok pahalı bir kooperatif evi de değil.

“Satılığa çıkardım”
- Banka kredisi alarak girdiğiniz yazıldı. Ne kadar ödediniz veya ödüyorsunuz?
- Doğrusunu isterseniz ben inşaat halindeki bu evi satmak istedim. Satamadım. İki aydır arkadaşlar uğraşıyorlar, satamadık. Arkadaşlara rica etmiştim. Çünkü taksitlerini ödeyemiyorum, zorlanıyorum?
- Ne kadar taksit ödüyorsunuz, kaça satmayı düşünüyorsunuz?
- Bankadan kredi aldığım için aylık 1.500 TL taksiti var. Ancak ödemekte zorlanıyorum. Bir satış fiyatı düşünmedim. Ben, bugüne kadar yaptığım masrafı verecek biri varsa, ona satmaya hazırım. Sanıyorum bugüne kadar 163.000 TL civarında ödeme yaptım. Herhangi bir kâr almam söz konusu değil. Bu masrafı ödeyene satarım. Dediğim gibi, ev satılık ama henüz satamadık.

Mal varlığı
- İktidar partisi sözcüleri 8 daireniz olduğunu gündeme getirip, ayrıca bunu eleştiri konusu yaptılar?
- Benim hayatımda hiçbir zaman 8 dairem olmadı. Bu iddiayı gündeme getirenleri ispata davet ediyorum. Mal beyanımda da belirttim. Benim İstanbul’da bir evim var. Ankara’da şimdi oturduğum ev var. Onu da milletvekili olduktan sonra kredi ile almıştım. Ankara’da Çubuk yolunda yine bir kooperatif evim var. Tunceli’de babamdan kalma bir ev var. Şimdi konu edilen yazlık kooperatif üyeliğim var. İki kooperatif üyeliğim daha var; ama onlar aktif bile değil, ayda 20 lira ödediğimiz ama ilerlemeyen kooperatiflerdi. Benim hayat tarzım, gelirimin kaynakları, maaşlarım ortadadır. Hayat tarzım hiç değişmedi.

“Villasını açsın”
- Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakan’ın sözünü ettiğiniz villada kiracı olduğunu söyledi?
- Bu çok dikkat çekici. İyi, o zaman ev sahibi kimmiş? Başbakan kaç lira kira veriyormuş, onu da açıklasınlar, öğrenelim. Ayrıca benim üyesi olduğum kooperatif ortada, herkese açık. Görüntüleri de yayımlandı. Başbakan da sözünü ettiğim villasını basına açsın, nasıl bir villa olduğunu görelim.
- Üslubunuzun sertleştiği eleştirileri de var. Sizin politikaya yumuşak bir üslup getireceğiniz beklentisi vardı. Ancak şimdi sert ve ağır konuştuğunuz eleştirisi var. Örneğin Başbakan’a kalpazan demenize dikkat çekiliyor. Başbakan da bu sözünüze sert karşılık vermişti. Bu eleştirilere ne diyorsunuz?
- Üslubu sertleştiren ben değilim, Sayın Başbakan’dır. Başbakan bu kampanyada ne anamızı, ne babamızı bıraktı. Rahmetlileri bile işin içine kattı. Ben sert ve ağır sözlere cevap veren konumdayım. Ayrıca Başbakan tepki gösterince yeniden araştırdım. Kalpazan ifadesini ben ortaya atmış, kullanmış değilim. Başbakan hakkında TBMM’deki dosyalardan birinde bu suçlama var. Belediye biletleriyle ilgili olarak kalpazanlık suçlaması yöneltiliyor. Ben onu ifade ettim.

Baykal’a görev
- Bir eleştiri de parti içinden geliyor. Eski Genel Başkan Deniz Baykal’ı yalnız bıraktığınız, eski yöneticilere referandum kampanyasında görev vermediğiniz biçiminde. Ne diyorsunuz?
- Bu yanlış bir eleştiri. Şimdi biz her MYK üyesini bazı illerden sorumlu tuttuk ve o üyelere bağlı ekipler oluşturduk. Şimdi Sayın Baykal’a ben, şu üyenin altında şurada çalışacaksınız dersem, bu uygun olur mu? Nezakete sığar mı? Keza bir Onur Öymen’e şu üyenin altında görevlendirildiniz, denilebilir mi? Veya eski bir genel başkan yardımcısına, genel sekreter yardımcısına böyle görev vermek uygun düşer mi? Düşmez. Kaldı ki, bu arkadaşlarımız zaten referandumda bütün gayretleriyle çalışıyorlar. Böyle bir sorun yok.