Obama ‘Esad gitsin’ diyor

Obama ile Suriye’nin geleceği konusunda görüş ayrılığımız yok. ABD sistem olarak transatlantik gibi hareket ediyor. Departmanlar arasında görüş farklılıkları olabiliyor ancak Başkan hangi yöne doğru gidilebileceği konusunda belirleyici olacak...

G20 Zirvesi’ne katılan ve dönem başkanlığını devralacak olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk kez çok taraflı bir toplantıda dünya liderleriyle bir araya geldi. Başbakan Davutoğlu ABD tarafından gelen talep üzerine Başkan Barack Obama ile yan yana oturdu. ABD Başkanı Obama ile öğle yemeği boyunca sohbet eden Başbakan Davutoğlu, sohbetin konusunun ağırlıklı olarak Suriye, Irak ve IŞİD olduğunu belirtti.
Suriye konusunda Başkan Obama ile ortak bir perspektifleri olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “ABD ile Suriye’nin geleceği konusunda görüş ayrılığımız yok” dedi.
Davutoğlu, ABD’nin sistem olarak transatlantik gibi hareket ettiğini, departmanlar arasında görüş farklılıkları bulunabileceğini ancak Başkan’ın hangi yöne doğru gidilebileceği konusunda belirleyici olacağını kaydetti. Davutoğlu, başlangıca göre ABD’nin pozisyon değiştirdiği mesajını verirken, “IŞİD’i halledelim rejime sonra bakarız” diyen Washington’un hem Esad hem IŞİD gitsin noktasına geldiğini belirtti.
Başbakan Davutoğlu’nun çabaları sonucu G-20’nin sonuç bildirgesine Suriye’de yaşanan olaylar kastedilerek “insani krizlerden etkilenen ülkelere, -Ebola salgını ve Ortadoğu dahil olmak üzere- uluslararası toplumun yardım etmesi” maddesinin konulması konusunda mutabakata varıldığı öğrenildi.
Başbakan Davutoğlu, AB liderlerini de “AB’yi sadakate çağırıyorum” diyerek Türkiye’yi olumsuz etkileyecek ikili anlaşmalar konusunda uyardı. Başbakan Davutoğlu’nun sorularımızı yanıtlarken ortaya koyduğu görüşler özetle şöyle:

‘Obama ile görüş ayrılığı yok’
“Başkan Obama ile konuşmamız Irak ve Suriye’ye odaklandı. Ancak ondan önce ben Başkan Obama’ya Myanmar’da Müslümanlara verdiği destekten dolayı teşekkür ettim. Obama, ‘ben yakından takip ediyorum son derece haklı bir talep, takip etmeye devam edeceğim’ dedi. ABD ile Suriye ve Irak konusunda her düzeyde çok yoğun bir temas trafiği var. Açıkçası, aramızdaki görüş ayrılığı yok. Bir ortak perspektif var aslında, bugün ortaya çıktı... Esas itibarıyla Amerika ile Suriye’nin geleceği konusunda bir görüş ayrılığımız yok. Onlar da Esad’ın gitmesi gerektiğini eskiden beri söylüyorlar. IŞİD’in gitmesi gerektiğini de söylüyorlar, biz de söylüyoruz. Fakat bazen senkronizasyonda tabiri caizse, zamanlamada birbirine ayarlamalarda farklı şeyler doğabiliyor, çünkü ülkelerin kaygıları ve karşı karşıya kaldığı riskler farklı. Türkiye olayı en yakından hissettiği için meselenin bir an önce çözülmesini ve bir an önce sınırlarımızda istikrar olmasını istiyor. Üç senedir bunu istiyoruz. Telaşla panik anlamında demiyorum, birçok risk alarak Esad’la görüşürken yaklaşan fırtınayı hissettiğimiz için Esad’ı ikna etmeye çalışıyorduk. Esad’dan sonra da dönüşüm bir an önce tamamlansın diye Özgür Suriye Ordusu ve ılımlı gruplara destek verdik, daha IŞİD ortada hiç yokken o zaman Amerikalılara Avrupalılara hep söyledik, Brezilya Cumhurbaşkanı sordu: ‘Şehir Selefilik, Vahhabilik nereden çıktı?’ diye. Bu IŞİD ortada şehir yok eden baskı uygulandı şehirler yok edildi. Humus’u gördüğümde yüreğim cız etti, bizim Kocaeli depremindeki gibi görüntüler vardı.

ABD’nin kaygısı
Güvenli bölge talebini ilk kez 2011 sonunda ortaya attık. Biz tehlikeyi yakından hissettiğimiz için bir an önce çözelim bu meseleyi diyoruz. Amerika’da ise açıkça kaygı; Irak’ta bir savaş yaşadıkları için yeni bir müdahaleye Suriye’de sıcak bakmadılar. Yeni bir müdahaleye sıcak bakmamaları anlaşılabilir bir şey, ama daha başından Esad’ı gayrimeşru ilan ettiler, biz görüşürken. Şimdi fark ediyorlar, dört ay önce dedikleri şuydu: IŞİD yok edilmeli, rejime sonra bakılır... Ama şimdi rejimin bu koruyu istismar ettiğini çok iyi görüyorlar. Rejimin Halep’e dönük son dönemdeki saldırılarını da yakından gördükleri için Obama da bugün açık bir şekilde, ‘Esad da gitmeli’ diyor. Toptan bir dönüşüm olmadan istikrar olmayacağını öngörüyorlar.”

Önce IŞİD sonra Esad
Başbakan Davutoğlu, “Yani Obama Esad gitmeli diyor mu?” sorusu üzerine şöyle konuştu: “Esad’ın gitmesi gerektiğini bugün de ifade etti, ama sıralama farklıydı, ‘IŞİD’i halledelim, Esad sonra gitsin’ diyorlardı, ama Halep’e yönelik bu saldırılar gösterdi ki, IŞİD gitse bu kez yeni bir mülteci dalgası olacak. Ben de şunu söyledim: ‘Halep düşse ve güvenli bölge olmazsa bize ne kadar yeni mülteci gelecek tahmin edebiliyor musunuz?’ Bu soruyu soruyoruz hepsine. Kobani’de lokalize edilmesi büyük resmin görülmesini engelledi. Biz iki aydır bunu anlatmaya çalışıyoruz. Suriye’nin büyük resmi kayboldu, Kobani’ye odaklanıldı. Obama değil, bir başka ülkenin lideri bana, ‘Kobani’ye müdahale edebilir miydiniz?’ diye sordu. Dedim ki, Kobani’ye Kürtleri korumak için girmiş olsak. Bayırbucak’a da Türkmenleri korumak için girmemiz gerekir. Halep’e de Arapları korumak için girmemiz gerekir. Çünkü bizde hepsinden, Arap, Kürt ve Türkmen kökenli vatandaşımız var.
Amerika’nın bir başka önemli sıralama farkı, Amerika ‘önce Irak’ diyor, ‘bir ordu var, peşmerge var orada toparlayalım durumu’ diyor. Biz ise Irak ve Suriye’de birlikte olmazsa, ortak bir strateji geliştirilmezse Irak’tan çekilen IŞİD’in Suriye’de daha büyük bir bela, güç olacağını düşünüyoruz. Bu hattı, madem ki (Irak ile Suriye arasında) sınırlar kalkmış, Irak için de sınırlar kalkmış, o zaman bizim bütün bu hatta ortak bir şey takip etmemiz lazım. Aradaki önemli nüanslar buralarda... “

Nüanslar daralıyor
Başbakan “Bu nüanslar daralıyor mu?” sorusuna da şu karşılığı verdi:
“Daralıyor, bunu hissediyorsunuz, çünkü şeyi görüyorlar. Çok açık bir tablo var. IŞİD öyle kolay tasfiye olmayacak ama bu arada Esad, Halep’i yerle bir ediyor. Bunun getirdiği tezadı görmemeleri mümkün değil. Bunları açık yüreklilikle konuştuk. Zaten aramızda yoğun bir görüşme mekanizması var. Joe Biden da gelecek. Ortak mutabık kaldığımız husus, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve ılımlı güçleri en kısa sürede daha hızlı bir şekilde desteklemek. Yani alanda üçüncü bir alternatif güç olmadan, yani üçüncü bir alternatif olmadan Suriye krizinden çıkmak mümkün değil. Yani Suriye halkının Esad ile IŞİD arasında kıskaca alınmasına izin vermemek lazım. Bu konuda bugünden tabloyu daha kapsamlı gördüklerine dair güçlü işaretler var. Ama bu yarın hemen şu olacak anlamına gelmez...”

ABD transatlantiğe benzer
Başbakan Davutoğlu “Ortak bir eylem planı var mı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Amerikan sistemi büyük bir transatlantik gibidir. Yön değiştirmesi biraz vakit alıyor. Amerikan yönetimi içinde değişik departmanların farklı görüşleri olabiliyor. Önemli olan Başkan’ın bütün bu görüşler arasında hangi yöne meylettiğidir.”
Başbakan Davutoğlu, “Bugün ABD Başkanı ile yüz yüze görüştüğünüzde bu translatlantiğin başında bulunan kişinin yönünün döndüğünü düşünüyor musunuz?” sorusunun yöneltilmesi üzerine “Döndü, evet, onu hissediyorsunuz tabii” yanıtını verdi.

‘Elimizi taşın altına koyarız’
Davutoğlu, sıralamada onlar önce IŞİD diyor da, Beşir Esad’ı ikinci planda tutuyorlardı, bugün aldığınız izlenim, Amerika’nın sıralamayı değiştirdiği, “Hem Esad hem IŞİD pozisyonuna geçtiğini söyleyebilir miyiz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Evet, oraya doğru geçiyor, bir de şu var; Bizim hep ısrarla söylediğimiz entegre bir strateji lazım. Biz o zaman elimizi taşın altına koyarız. Entegre bir stratejiyi görmemiz lazım. Noktasal, taktiksel hamleler değil, yani Kobani için Türkiye şu desteği versin. Bir dakika, peki Kobani sonrasında ne olacak diye soruyoruz. Ondan sonra nereye gidecek bu iş? O entegre strateji konusunda daha fazla ortak parametreler olduğunu söyleyebilirim. Başbakan Davutoğlu, “Bu konuda ABD ile Türkiye bir mutabakat içinde görünüyor mu?” sorusuna da “Tespitte daha yakın ama teknik olarak daha çok çalışma yapılması lazım. Tespitlerde bir farklılık yok” karşılığını verdi.
“Bu sahaya ne zaman yansır?” sorusu üzerine de Davutoğlu, “Aslında yavaş yavaş yansımaya başladı. Tabii onun detayları var” diye konuştu.


Obama ‘Esad gitsin’ diyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu gazetelerin genel yayın yönetmenlerinin sorularını yanıtladı.

Tony Abbott’ın öğle yemeğinde liderlere hazırlanan menü şöyleydi:
- Kral karidesleri ve midyesi
- Tütsülenmiş baharatlı kuzu
- Tazmanya okyanus alabalığı
- Hem Avustralya hem de Yeni Zelanda’nı sahiplendiği pavlova tatlısı. Kremalı bir tatlı olan pavlova ismini 1920’li yılların ünlü Rus balerini Anna Matveyevna Pavlova’dan alıyor.

Suriye sonuç bildirgesinde
G20 zirvesinde Suriye konusunun mülteciler bağlamında de ele alındığı öğrenildi. Başbakan Davutoğlu’nun bu konuya sonuç bildirgesinde yer verilmesi gerektiğini savunmasına karşın özellikle BM Güvenlik Konseyi üyesi ve G-7 ülkelerinin “G-20’yi siyasallaştırmayalım” diyerek karşı çıktıkları bilgisi yansıdı. Ancak Başbakan Davutoğlu’nun ısrarı üzerine, Suriye’nin adı geçirilmeden “insani krizlerden etkilenen ülkelere, -Ebola salgını ve Ortadoğu dahil olmak üzere- uluslararası toplumun yardım etmesi” ifadesinin yer alması kararlaştırıldı. Öte yandan Başbakan Davutoğlu, “Ebola için biz de 5 milyon dolar yardım yapıyoruz” dedi.

AB’ye sadakat çağrısı yaptı
Başbakan Davutoğlu’nun, başta ABD olmak üzere AB’nin üçüncü ülkelerle yapacağı anlaşmalar konusunda uyarıda bulunduğu bilgisi de yansıdı. Davutoğlu’nun özellikle ABD ile AB arasında gümrük birliği sistemini etkileyecek anlaşmalar yaparken Türkiye‘nin olumsuz etkilenmesi konusuna dikkat etmesi gerektiğini belirttiği vurgulandı. Davutoğlu bu konuyla ilgili olarak “AB’yi sadakate çağırıyorum” çağrısı yaptığını söyledi.

Talep-enflasyon çelişkisi yanlış
Zirvede bazı ülkelerin ekonomik krizi aşmak için talep artışı sağlanması gerektiğini savunurken, bazı ülkelerin ise mali disiplin uygulanarak anti-enflasyonist politikalara ağırlık verilmesini savundukları öğrenildi. ABD ve İngiltere’nin başını çektiği bir grup ülke, talep artışından, Almanya ise mali disiplinden yana tutum sergiledi. Başbakan Davutoğlu’nun ise bu çelişkinin doğru olmadığını vurgulayarak bir taraftan talep artışıyla ekonomi canlandırılırken, diğer taraftan mali disiplinin de taviz vermeden uygulanabileceğini savunduğu bildirildi.
Öte yandan Başbakan Davutoğlu, bir süre önce açıkladığı Orta Vadeli Ekonomik Program kapsamında 9 plan ve 1250 eylem projesinin zirvede ilgi gördüğünü kaydetti.

Cameron’la Kıbrıs sohbeti
Başbakan Davutoğlu, İngiltere Başbakanı Cameron ve Almanya Başbakan Merkel’le görüşme hakkında da şu bilgiyi verdi: “Merkel ile de Türkiye’deki değişim, Almanya’daki gelişmeler ve Irak konusunu ele aldık. Hem Merkel hem Obama önümüzdeki hafta yapacağım Irak ziyaretim hakkında bilgi aldı. Merkel ve Cameron ile epeyce Kıbrıs’ı konuştuk.”