Okur - yazar

Okur - yazar


Okurun yazarı aştığı yerde iyi bir köşe yazarı olmak için iki şey yapabilirsiniz: Ya "allameyi cihan" olursunuz ya da köşenizi okurunuzla paylaşırsınız, yazıyı birlikte yazarsınız.
İkincisi daha kolay. Üstelik kaçınılmaz.
Türkiye'de satılan gazete sayısı gelişmiş ülkelere göre belki daha düşük.
Ancak, Türkiye'deki kadar ilgili, bilgili okur kitlesi de dünyanın az yerinde bulunur. Ülke ve dünya sorunlarına duyarlı, konulara eleştirisel gözle bakabilen, ileriye dönük, gelişmeye açık, aydın okurlarımız var.
Milliyet'te editörlük ve yöneticilik görevinde geçen 12 yıl boyunca en önemli gözlemim, okurun yüksek düzeyi ve her geçen gün artan ilgisi oldu. Mektup yazarak, telefon ederek, faks çekerek ya da gazeteye gelerek görüşlerini, eleştirilerini iletti, varsa hatalarımızı düzeltti.
Yazarken, en büyük güvencemiz işte bu okurumuz olacaktır.
Haftada üç gün bu köşede birlikte yazacağız. Bu köşede Türkiye'ye ve dünyaya açılan pencereden birlikte bakacağız. Üçüncü bin yılın ufkunu birlikte yakalayacağız.
Doğruları saptamaya, yanlışları göstermeye çalışacağız. Ama belki de daha önce, doğru sanılan ya da doğru diye dayatılan yanlışları gözler önüne sereceğiz. Kuşkumuzu dile getirecek, "acaba öyle mi?" diye soracağız.
İnsanoğlunun en büyük hatası, her söylenene körü körüne inanmak oldu. İnsanlar doğru denilen yanlışlara çabuk kandılar. Doğrunun ortaya çıkması ise o kadar hızlı olmadı. Yıllar, hatta yüzyıllar aldı.
Bilim tarihinin acı öykülerinden biri, eski Yunan filozofu Aristo'nun "düşme kanunu"dur. Milattan Önce 4'üncü yüzyılda Aristo ünlü kanunlarından birini ortaya atmış. Demiş ki: "Bir cisim kendisinin yarısı ağırlığındaki bir cisimden çok daha hızlı düşer." Bu görüş yüzyıllarca geçerli fizik kurallarından biri olmuş. Bir tek Allah'ın kulu çıkıp da "acaba öyle mi?" diye denemeye kalkmamış. Ta ki, Aristo'dan tam 2000 yıl sonra, 1600'lerde Galile, İtalya'da Piza Kulesi'ne tırmanıp aksini kanıtlayıncaya kadar. Galile, biri tahta, diğeri demir iki cismi kuleden atmış ve ikisinin de hemen hemen aynı zamanda yere düştüğü görülmüş. Bu basit fizik kanunu için insanlık 2000 yıl kaybetmiş.
Ne dersiniz, Türkiye'de de kulelerden atılması gereken "doğru bilinen yanlışlar" yok mu?
İşte bütün bunları birlikte ortaya çıkaracağız. Tabii ki burnumuzun dikine gitmeyeceğiz ama "Çizgi"imizi doğru çizeceğiz. "Aristo demişse doğrudur" ya da "Babam öyle diyo" mantığını insanlarımıza kabul ettirmek artık kolay olmayacak.
Pazartesi görüşmek üzere...



Yazara E-Posta: h.bila@milliyet.com.tr