Ölüme şaka yaparak gitti Turan Yavuz

Yön Annesi, eşi ve ablasıyla birlikte yatağını yoğun bakıma doğru yönelttiğimizde karnındaki şişkinliği tutup "İkiz mi acaba?" diye şaka yapıyordu. Yoğun bakımın kapısına geldiğinde el sallamaya başladı. Vedalaşıyordu...Biz vedalaşmayı kabul etmedik. Yoğun bakım doktorlarının yoğun gayreti sayesinde irtibatı sürdürüyorduk Turan'la.Giderek ağırlaşmasına rağmen haberleri detaylarıyla aktarıyordum. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Meclis'teki oylama, sağdaki birleşme, soldaki ittifak. Meclis'ten hastaneye koşturup iletiyorduk haberleri. Turan ölüyordu ama gazeteciliği yaşıyordu.Ablası Necla gelip, "Turan artık gazete göndermeyin, diyor" dediğinde anladım gerçekten "veda" ettiğini...Turan gazete istemiyorsa "veda" etmiş demektir. Güven Hastanesi'nin değerli doktorları Turan Yavuz'u yoğun bakıma götürmek zorunda olduklarını söylediklerinde bir daha odasına dönemeyeceğini anlamıştık. Turan da anlamıştı... Turan'ın güler yüzü, hep olumlu duruşu, acıya şakayla karşılık vermesi "hayatı ciddiye almaz" diye düşündürürdü arkadaşları...Eylül ayında odama girip "Kansermişim" derken rahatlığını görseniz siz de öyle düşünürdünüz. Hastanede "Neyiniz var?" diyenlere, "Gribim" der gibi "Kanserim" deyişini duyanlar, donup kalırlardı.Kansere küsmedi..."Nasılsın" dediğimde her zaman aynı karşılığı verirdi:"Dans ediyoruz işte...""Ne demek o?""Fikri Hoca öyle demişti ya..." diye devam ederdi:"Onunla dans edeceğiz..."Tedavisini yürüten Prof. Dr. Fikri İçli, "Kanserle dans edeceğiz Turan Bey"demişti...Turan da öyle yaptı...Ağır kemoterapi ve radyoterapi sonralarında "ölüm"den söz etmeden, yaşamdan konuşurduk Turan'la..."Hayat bu. Belli olmaz. Çok da ciddiye almamak lazım. Bir bakıyorsun sonuna gelmişsin işte" derdik birbirimize ama ikimiz de bilirdik ki:"İnsan hayatı ciddiye alır da hayat insanı ciddiye almaz." Yaşamı ciddiye almak Turan Yavuz sadece çok iyi bir insan değil, aynı zamanda örnek gösterilecek çok iyi bir gazeteciydi.Meslek yaşamı boyunca ne boynunu eğdi ne kalemini...Minik Pelin Su'ya en güzel mirası böyle bıraktı..."İşte Çiller'in ABD'deki serveti" haberiyle zirve yaptı mesleğimizde. Milliyet'in hep övündüğü bir gazeteci oldu. O yıl, yılın gazetecisi seçildi. Sedat Simavi Ödülü'nü aldı.Kısa yaşamına 4 önemli kitap, birincilik almış bir belgesel, bir film senaryosu sığdırdı. 5 yıl yönettiği TV 8'in kaliteli çizgisini o yarattı.Kanser vücuduna yayılmışken bile radyoterapi aralarında yeni bir televizyon kurmak için çalışıyordu. Senaryo ve kitap projeleri vardı...Hayatta dik durdu Turan Tavuz ve dimdik gitti...Mekânın cennet olsun kardeşim...Rahat uyu!.. fbila@milliyet.com.tr Dik durdu Turan