Önlemler uzlaşmayla alınmalı

DİSK ve KESK'in öncülüğünde Ankara'da düzenlenen mitinge on binlerce kişi katıldı.
İşsizliğe, Yoksulluğa ve Zamlara Karşı Emek, Barış ve Demokrasi mitinginde işçi ve memur liderleri konuştular.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, kriz konusunda görüş ve önerilerini her yerde anlattıklarını, Başbakanlık'a ilettiklerini, ancak bir yanıt alamadıklarını vurguladı. Çelebi, hükümeti duyarsızlıkla suçladı ve mücadele edeceklerini söyledi.
Çelebi, ilk hedeflerinin zamları geri aldırmak olduğunu vurguladı.
KESK Başkanı Sami Evren ise hükümetin üzerinde durması gereken bilgiler verdi. Son bir yılda 250 bin kişinin işini kaybettiğini, 2008 yılının ilk 10 ayında 41 bin dükkânın kapandığını, 500 bin kişinin kredi kartı borcunu ödeyemediğini, 160 bin çekin karşılıksız çıktığını belirtti ve o da zamların geri alınmasını talep etti.

İş dünyasında durum
Evren, ayrıca IMF'yle pazarlıkların durdurulmasını, işten çıkarılmaların yasaklanmasını da istedi.
İşçi ve memurlar gibi işveren tarafı da hükümetten acil önlemler bekliyor. Başbakan Erdoğan, dün Kızılcahamam'da yaptığı konuşmada önlemleri uygulamaya başladıklarını, ancak bunu ambalaj içinde bir paket olarak sunmadıklarını belirtti.
Hükümetin bazı önlemler aldığı doğru. Merkez Bankası da duruma göre yeni pozisyonlar aldı. Yurtdışındaki ve yurtiçindeki kayıt dışı paraların getirilmesi için bir yasa çıkarıldı.

Uzlaşmayla yapılmalı
Ancak bunların iş dünyasını tatmin etmediği biliniyor. Beklenti, piyasayı daralmadan kurtaracak önlemler alınması. Kriz dikkate alınarak vergi yükünün hızla düşürülmesi, kredilerin zamanından önce geri çağrılmaması, talebi destekleyecek önlemlere de yer verilmesi.
Ayrıca iş dünyası, zaman yitirilmeden IMF'yle anlaşma sağlanmasını da istiyor. Böyle bir gelişmenin iç ve dış piyasayı olumlu etkileyeceğini, psikolojik olarak da Türkiye'ye güveni artıracağını savunuyor.
Krize karşı önlemlerin hükümetin tek taraflı kararlarıyla değil, işveren ve işçi temsilcileriyle uzlaşarak alınması çok daha etkili ve yararlı olur.
Krizin faturasının bir kesime kesilmesi çalışma barışını bozacağı gibi sosyal tepkinin artmasına da neden olur.
Sadece işçi çıkararak krizin aşılamadığı daha önceki dönemlerde görüldü. Bu nedenle hükümet, işveren ve işçi kesimleri bir araya gelerek birlikte çalışmalı ve birlikte önlemler geliştirmeli.
Sadece işçilere veya işverene kesilecek fatura sonuçta her kesimi de mağdur edecektir. Temel sorun, krizin yaratacağı daralma-işsizlik-daralma sarmalı olduğuna göre, sorunun iki taraflı olarak el alınması gerekiyor.
İşçilerin işlerini kaybetmemesi, şirketlerin yok olmamasıyla mümkün. Sadece şirketleri kurtarmak, işçileri atmak çözüm olmadığı gibi, işçileri kurtarayım derken şirketleri batırmak da çözüm değil. Çünkü şirketlerin batıp gitmesi de yine işsizlik demektir.
Kriz dönemlerinde soğukkanlı ve sağduyulu davranmak, uzlaşmayla ortak çözümler geliştirmek en iyi yoldur.