Orhan Tokatlı’nın ardından

Orhan Tokatlı’yı kaybettik. Milliyet’le özdeşleşmiş bir isimdi Orhan Tokatlı. Çok uzun yıllar Milliyet’in Ankara Temsilcisi olarak görev yapmış; bu sürede ben de dahil birçok meslektaşımızın yetişmesine büyük katkıları olmuştu. Meslekte bizim kuşağın öğretmenlerindendi.

Sert görünümlü yufka adam
Orhan Tokatlı, tanımayanlar için pek gülmeyen, az konuşan, otorite sembolü, sert görünümlü bir meslek büyüğümüzdü. Ama o sert görüntünün altında yufka yürekli bir adam vardı. Herkesin derdini dinler, muhabirlerle, matbaa işçileriyle tek tek ilgilenir, yaptığı iyilikleri kimse bilmezdi.

Abdi İpekçi kuralları
Tokatlı, Türk basınında Milliyet ekolünü yaratan Abdi İpekçi’nin gazetecilik anlayışını genç kuşaklara aktaran isimlerin başında geliyordu.
Milliyet’in İzmir Caddesi’ndeki bürosunda göreve başladığım günlerde odasına çağırmış ve Milliyet’in habercilik ilkelerini anlatmıştı:
“Gazeteciliğin esası haberdir. Milliyet muhabiri olduğunu unutmayacaksın. Haberi aldığın zaman asgari iki kaynağa soracaksın, emin olunca yazacaksın. Haberin konusu bir kişiyse mutlaka ona da ulaşacaksın. Haberde bir iddia varsa iddianın muhatabını da bulacaksın, mutlaka cevabını alacaksın. Eğer telefonuna çıkmıyorsa, ısrar edeceksin, yine çıkmazsa, o zaman habere kendisini aradığını ancak cevap alamadığını da yazacaksın.”

Atladığın habere küsme
Orhan Tokatlı’dan aldığımız bir ders de haber atlatma ve atlama konusundaydı. Yılların deneyimiyle şu öğüdü vermişti:
“Mesleğin keyfi haber atlatınca çıkar. Hele manşetten atlatmışsan. Ama bu seni rehavete sokmasın, atlattığın haberin izini ertesi gün de sür. En çok üzüntü veren de haber atlamaktır. Ama atladığın habere sakın küsme. Tam aksine onun da izini sür, daha büyük bir habere ulaşır, atladığın konuda atlatırsın.”

Mola’da eğitim
Milliyet’in Ankara bürosu İzmir Caddesi’ndeyken, aynı caddedeki Mola Oteli, Tokatlı’nın uğrak yeriydi. Hemen her gün Mola’ya uğrar, siyasetin ve Milliyet’in ağır toplarını orada ağırlardı.
Milliyet’te göreve başladığım 1980’lerin ortasında, Tokatlı’nın Mola ekibinde Mümtaz Soysal Hoca, rahmetli Teoman Erel mutlaka olurdu. İstanbul’dan Altan Öymen, Bedri Koraman geldiğinde de mutlaka Mola’da sofra kurulurdu.
Mola sofraları o dönemin gençleri olarak bizler için uygulamalı gazetecilik dersleri gibiydi. Tokatlı’nın Mola sofralarında, bazen bir lider, bazen bir veya daha fazla bakan, bazen çok üst düzey komutan, bazen işadamı, bazen sendika liderleri ağırlanırdı. Tokatlı, yemek boyunca nabız tutar, haber çıkarırdı. Tokatlı’nın Mola ekibine meslekte belli bir başarı ve kıdemden sonra girilirdi. Bu sofralarda, haber kaynaklarıyla nasıl konuşulacağı, nasıl soru sorulacağı, haberin nasıl çıkarılacağı öğrenilirdi.

Unutulmayacak
Türk basını çınarlarından birini daha yitirdi. Orhan Tokatlı, Türk basınında her zaman anılacak, değerli bir meslek büyüğü olarak hak ettiği yeri alacaktır.
Orhan Tokatlı’ya Allah’tan rahmet, başta eşi Özen Tokatlı’ya, sevenlerine, Türk basınına başsağlığı diliyorum.