SSK ve malzeme alımları

SSK ve malzeme alımları


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın SSK'nın protez ve benzeri iyileştirici malzeme alımlarında yöntem değişikliğine yönelmesine ilişkin tartışmalar ve tepkiler sürüyor.
Protokol yerine ihale ile alımların gerçekleştirilmesi yöntemine geçen Okuyan, protokol yönteminde SSK kaynaklarının firmalar ve doktorlar lehine istismar edildiği düşüncesinde. Bu malzemeleri satan firmalar ise ihale yönteminin teknik olarak mümkün olmadığı, protokol yönteminin de SSK tarafından geliştirildiği, değişiklik ile bazı firmaların kayrılmasının amaçlandığı görüşünü savunuyorlar.
Doktorlar açısından ise durum biraz daha farklı.
Bu malzemeleri ameliyatlarda kullanan bazı doktorlar, tartışma bir sonuca varıncaya kadar ameliyatlarını ertelediklerini belirtiyorlar. Ölümcül bir aciliyet olmadıkça ameliyat yapmadıklarını, yapamadıklarını kaydediyorlar. Özellikle kalp cerrahisi ve ortopedi ameliyatları için bu geçerli.
Örneğin, Ankara Tıp Fakültesi Dekanı ve Kalp Cerrahı Prof. Dr. Tümer Çorapçı, çok acil olanlar dışında ameliyatları ertelediklerini belirtiyor. Malzeme sıkıntısı ve fiyat belirsizliğinin böyle bir sonuca yol açtığını vurguluyor. Bütün hastanelerde aynı eğilimin hakim olduğunu kaydediyor. Kalp ameliyatları ile ilgili malzemelerin ihale sürecini bekleyemediği görüşünü dile getiriyor.
Bazı doktorlar ise SSK ve Emekli Sandığı gibi sosyal güvenlik kurumlarının tedavi ödemeleriyle ilgili olarak satıcı firmalarla doktorlar arasında çıkara dayalı işbirliği bulunduğu iddiasının genelleştirilmesinden rahatsızlar. Bu alandaki yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet olayları ile bu olaylara karışan doktorların tek tek saptanmasını ve suçlamaların buna göre yapılmasını, bütün doktor camiasının karalanmaması gerektiğini vurguluyorlar.
Okuyan'a karşı çıkan doktorlar önce bu ayırımın yapılmasını istiyorlar.
Bu arada bu sektörle ilgili insanlardan da hem bilgi, hem tepki geliyor. Görüntüleme hizmetlerinde firmalarla, doktorlar ve ödeyici kurum ilgilileri arasında çıkar işbirliği iddiaları çok yoğun. Örneğin okurlarımızdan biri sadece İstanbul'un Trakya yakasındaki görüntüleme cihazlarından (MR) sayısının bütün Avrupa'daki MR sayısından fazla olduğunu bildiriyor. Bu özel görüntüleme merkezlerinde çalışanlardan çoğunun görevinin, görüntüleme merkezinin aldığı ücretin bir kısmını o merkeze hasta sevk eden doktora götürmek olduğunu iddia ediyor.
Bu bilgi ve iddialar sağlık sektörünün bu yönüyle mercek altına alınması gerektiğini gösteriyor.
Bu ilişkiler saptanmalı ve topluma aktarılmalı. SSK, Emekli Sandığı ve Bağ - Kur'un alımları ve sağlık ödemeleri nasıl yapılıyor, gerçekten gereksinim olmadığı halde doktorlar özel kurumlara hasta sevk ediyorlar mı, özel görüntüleme ve tedavi merkezleriyle nasıl bir ilişki var, malzeme alımlarında firmalar ile kurumlar ve doktorlar arasında maddi çıkar bağı kuruluyor mu, nasıl kuruluyor ve nasıl işliyor?
Bu soruların yanıtlarının ortaya çıkması gerekli. Bu konuda ilgili bakanlar olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un inceleme yaptırmaları ve sonucu kamuoyuna açıklamaları da bir gereksinim.
Tabii, hasta, hasta yakını ve bilgi sahibi bütün vatandaşların da bilgilerini yetkililer ve kamuoyuyla paylaşmalarında büyük fayda var.