Suriye sadece Türkiye’nin sorunu değil, olmamalı

Suriye’den gelen top mermilerine karşı Türkiye yanıt veriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Suriye sınırı boyunca önlemlerini almış durumda.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Galip Mendi’yle birlikte bu birlikleri denetledi. Moral ziyaretleri yaptı.
TSK, Suriye sınırındaki her hareketi yakından izliyor ve Türk sınırına düşen her atışa karşılık vererek Suriye’den atış yapan mevzileri vuruyor.
Bu karşılıklı atışların ne kadar devam edeceği belli değil. Ankara’nın kararı şu ki, Suriye atışlara devam ettikçe, Türkiye de bu atışların yapıldığı mevzileri vurmaya devam edecek.
Türkiye bu kararı F-4 uçağımızın düşürülmesinden sonra aldı ve uygulamaya koydu.
Bu durum Ankara ile Şam arasındaki diyaloğu kestiği gibi güveni de sıfırladı.
İki ülke savaşa yakın bir sınırda gidip-geliyorlar.

Dünya izliyor
Suriye’de yaşanan iç savaş sadece Türkiye’nin sorunu değil.
Ama sanki sadece Türkiye’nin sorunuymuş gibi davranılıyor.
Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle Suriye’de yaşananları seyrediyorlar. Türkiye ile aynı cephede görünen ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ise ara sıra Türkiye’nin sırtını sıvazlamaktan öteye bir şey yapmıyorlar.
ABD kendi seçimini bekliyor.
AB ülkeleri ekonomik krizle meşguller.
Sadece Fransa, Türkiye’nin taleplerine yakın bir söylem sürdürüyor ancak eylem düzeyinde bir katkı vermiyor. Ürdün sınırına bir sağlık ekibi göndermek dışında Fransa’nın da elini taşın altına koymaya niyeti yok gibi.

Aylarca beklemek
Dünya Suriye’deki olayları aylarca seyredecekse, bunun anlamı faturanın sadece Türkiye’ye kesileceğidir. Oysa Türkiye’nin bu faturayı tek başına ödemek için bir nedeni yok.
Suriye’den gelen ve sayıları 100 bini bulan göçmenlerin yükü tek başına Türkiye’nin üzerinde. Sınırda hala bekleyen 14 bin Suriyeli daha var.
Bu insanların hepsinin Türkiye topraklarında güvenli bir şekilde barındırılması giderek zorlaşıyor. Ancak Suriye topraklarında barındırılmaları için gerekli olan güvenli bir bölgenin kurulması, uçuşa yasak bölge ilan edilmesi gibi önlemler konusunda ise Türkiye yalnız bırakılıyor. Bu taleplerine BM’de bir karşılık bulamıyor.
ABD seçimleri yaklaştıkça Suriye konusu Washington’un gündeminden uzaklaştı. Rusya, Çin ve İran’ın ikna edilmesi konusunda da yoğun bir çaba gösterildiği söylenemez.
Bu durumda Türkiye ile Suriye’yi çatıştırıp sonucu beklemek BM başta olmak üzere uluslararası kurumların sorumluluğuyla bağdaşmaz.
BM’nin öncelikle Suriye’de akan kanı durdurması, Esad yönetimini bir geçiş dönemine ikna etmesi gerekiyor.
Ancak bu yönde etkili bir çaba görünmüyor.

Türkiye’nin savunması
Türkiye elbette kendi topraklarına yapılacak saldırılara karşılık vermek, sınır güvenliğini sağlamak zorunda.
Ankara askeri önlemlerini savunma amacıyla almış durumda.
Suriye’ye girmek, bu ülkeyle savaşmak gibi bir niyeti yok. Türkiye ile savaşa girmek ise Esad’ı kurtaracak bir yol hiç değil.
Şam’ın da Ankara’yı bu yönde tahrik etmekten bir fayda elde edemeyeceğini görmesi gerekiyor.