Terörün gölgelediği sorunlar

Hakkâri
Hakkâri’ye gidip de gençliğimizde efsane olmuş o köprüyü görmemek, o köprüden geçmemek olmazdı.
Zap suyunun üzerindeki o ünlü köprüden söz ediyorum.
68 kuşağının İstanbul Boğazı’na yapılacak ilk köprünün tartışıldığı yıllarda, “Boğaza değil önce Zap suyuna köprü” sloganı ile başlattıkları ve 70 üniversiteli gencin 60 günde kurdukları o asma köprü...
Abdi İpekçi’nin başlattığı Milliyet kampanyasıyla toplanan yardımlarla Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının çabalarıyla Zap suyunun üstüne Boğaziçi Köprüsü’nden önce kurulan köprü.
Milliyet, Zap suyuna köprü yapılmasına da Çanakkale abidesinin dikilmesine de öncülük etmiş bir gazete olarak sosyal sorumluluk projelerini devam ettiriyor.
Bu bağlamda, “Geleceğe Yatırım Türkiye’ye Yatırım” adı altında Anadolu’nun sorunlarını gündeme getirmek için başlattığımız toplantıların 15’incisini yapmak üzere Hakkâri’deyiz.

Terör konuşulmayınca
Van-Hakkâri karayolunda verdiğimiz molalardan başlayarak Hakkâri’de düzenlediğimiz toplantının sonuna kadar ağırlıklı konu bu kez ekonomik ve sosyal sorunlardı. Her zaman karakol baskınları nedeniyle adını duyduğumuz Üzümlü ve Derecik’in isimleri bu kez de sık sık geçti ama konu terör değil, sınır kapılarıydı. Karakol baskınları nedeniyle Türkiye’yi acılara boğan Üzümlü ve Derecik için Hakkârililer, bu iki belde sınır kapısı olarak anılsın istiyorlardı. Sohbete katılan vatandaşlar, toplantıda söz alan esnaf ve iş sahipleri, Hakkâri’nin makus talihini yenmesi, coğrafyasını ekonomiye çevirmesini talep ettiler.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Hakkâri’nin 1920’lerden bu yana Türkiye’nin en yoksul kenti olduğuna vurgu yaptı. Ekonomide, ticarette, eğitimde, sağlıkta, yatırımda hep sonuncu il olarak kaldığını artık bunun değişmesi gerektiğini ifade etti.
Devletin Hakkâri’ye bakışını değiştirmesi üzerinde duran Demirtaş, Hakkâri’nin kalkınması için yerel yönetimin güçlendirilmesinin önemi üzerinde durdu. Hakkâri halkının yüzde 85 oy verdiği temsilcileri tarafından değil, Ankara tarafından yönetilmesine itirazını sürdürdü.
Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu ise, bu devirde dahi Hakkâri’nin suyunun 24 saat akmadığını, bir şehirler arası otobüs terminali bile olmadığını, bir hale bile sahip olmadığını vurguladı. Belediye bütçesine değinirken de, “Sadece personel giderimiz, bütçenin yüzde 137’sine ulaşıyor ve her ay 400 bin liranın üzerinde borçlanıyoruz” diye yakındı.
Söz alan diğer Hakkârililer de bölgeye yatırım yapılması gerektiğini vurgularken, BDP Hakkâri Milletvekili Adil Zozani ise, Hakkâri’nin serbest ticaret bölgesi ilan edilmesini talep etti. İnsan Hakları Derneği Hakkâri Şube Sekreteri Sait Çağlayan da Ankara’nın ticarette ve yatırımda Erbil’e gösterdiği özeni Hakkâri’ye de göstermesini istedi.

Esat Canan’ın şikâyeti
BDP Hakkâri Milletvekili Esat Canan ise yaşanan yeni süreçle Hakkâri’deki güvenlik uygulamalarının çeliştiğine vurgu yaptı. Canan, PKK’nın çekildiği bir süreçte, yollarda Hakkâri’de ve özellikle de Şemdinli’de kontrol noktalarının artırıldığını ve 3 bin nüfuslu yerleşim yerinde de karakol sayısının 9’a çıkarıldığını belirtti.
Canan, yeni süreçte barış umudunun arttığı bir ortamda yol kontrolleri ve karakolların sıklaştırılmasına anlam veremediklerini ifade etti.
Hakkâri’de sohbet ettiğimiz vatandaşlar ve dinlediğimiz yöneticilerin konuşmaları gösterdiği ki, terör gündemden düştüğünde başta işsizlik olmak üzere halkın ekonomik ve sosyal sorunları öne çıkıyor.
Hakkâri’de söz alan herkes terörün gölgelediği sorunları gündeme taşıdı.