Türkiye’nin yumuşak gücü

Somali’de çöken devlet yapısı, BM öncülüğünde, uluslararası toplum tarafından yeniden inşa edilmeye çalışılıyor ama henüz başarılı bir sonuç

Türkiye’nin  yumuşak gücü

Somali’de çöken devlet yapısı, BM öncülüğünde, uluslararası toplum tarafından yeniden inşa edilmeye çalışılıyor ama henüz başarılı bir sonuç alındığı söylenemez... Türkiye, Somali’nin genelinde en etkili yumuşak güç konumunda. Kızılay’ın yardım ve hizmetleri halk üzerinde çok büyük güven ve sempati oluşturmuş durumda

Somali’deki iç savaş 25 yıldır sürüyor.
1991’de başlayan iç savaş ülkede taş üstünde taş bırakmamış...
İnsan kaybı ise yüz binlerle ifade ediliyor.
İç savaş, sadece kentleri, köyleri değil, devleti de yıkmış durumda.
Başkent Mogadişu’da gördüklerimiz, ülkede bir “devlet ve devlet otoritesi”nden söz etmenin mümkün olmadığını gösteriyor.
Çöken devlet yapısı, Birleşmiş Milletler’in (BM) öncülüğünde, uluslararası toplum tarafından yeniden inşa edilmeye çalışılıyor ama henüz başarılı bir sonuç alındığı söylenemez.
Türkiye’nin tek başına Somali’ye yaptığı yardım, BM çatısı altında bütün dünyanın yaptığı yardımdan daha fazla ve daha adil...

Patlamamış sokak yok

Mogadişu’daki tek güvenli bölge BM kontrolündeki havaalanı bölgesi.
Bu bölge dışında güvenli herhangi bir sokak yok.
El Şebap milislerinin ne zaman, nerede ortaya çıkacakları ve nereyi patlatacakları belli değil.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinden bir gün önce de başkentte iki büyük patlama oldu.
Bu bombalı eylemlerin Erdoğan’ın ziyaretini ertelemesine yönelik olduğu yorumları yaygındı. Ancak Erdoğan ziyaretini ertelemedi. Somali’yi ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı oldu.
Güvenli havaalanı bölgesinden çıkan ve Mogadişu’ya giden ilk yabancı devlet adamının Erdoğan olduğu da Somalili yetkililer tarafından belirtildi.
Mogadişu’ya Somali ordusunun koruduğu zırhlı araçlarla gidebildik. Yollar bombalamalar yüzünden engebeli arazi gibiydi. Ana caddeye açılan tüm sokakların çıkışları Somalili askerler tarafından tutulmuştu. Sokak içlerine doğru baktığımızda tamamının harabeye döndüğünü gördük. Bu harabelerde yaşayan özellikle Somalili kadınlar, yol boyunca Türk konvoyuna sevgi gösterileri yaptılar. Müziklerle, danslarla karşıladılar.

Türkiye’nin rolü

El Şebap terörü altında günlük yaşamın felç olduğu Mogadişu’da Türkiye ve Türklerin ayrı bir yeri var.
Somali hükümeti ve halkının Türkiye’ye güveni çok güçlü...
Bunun iki nedeni var: Birincisi, Türkiye’nin en kanlı çatışmaların sürdüğü dönemlerde bile Kızılay üzerinden hiçbir ayrım ve çıkar gözetmeksizin gıda ve sağlık yardımı yapması, bunu kesintiye uğratmadan sürdürmesi; ikincisi ise Türk Deniz Kuvvetleri’nin Aden Körfezi’ndeki görevi sırasında Somalili korsanlara karşı çok başarılı bir mücadele vermesi, Somali güvenlik güçlerine her zaman yardımcı olması.
Tabii, işbirliğinin temelinde Osmanlı dönemine kadar dayanan tarihi geçmişin de etkisi olduğunu unutmamak lazım...

Devlet ve ordu inşası

Türkiye, Mogadişu ve Somali’nin genelinde en etkili yumuşak güç konumunda.
Kızılay’ın yardım ve sağlık hizmetleri Somali halkı üzerinde çok büyük güven ve sempati oluşturmuş durumda.
Aynı yaklaşım Türk askeri personeline de gösteriliyor.
Somali hükümetinin isteğiyle kısa süre önce başlatılan Türk askeri eğitim tesislerinin inşaatı neredeyse bitmek üzere. Yaz sonunda tesislerin teslim edilmesi ve törenle açılması planlanıyor.
Askeri tesisler Somali ordusunun yeniden kurulmasında önemli rol oynayacak.
Bu tesisler içinde Türk Kara Harp Okulu’na eşdeğer eğitim verecek bir harp okulunun yer alacağı yetkililerce belirtildi. Bu tesislerde eğitimci Türk subayları, Somali ordusuna subay yetiştirecek. Bu eğitim faaliyeti Somali ordusunun yeniden kurulmasına büyük katkı sağlayacak.
Somalili yetkililer Türkiye’nin bu katkısının sivil alanda da devam edeceğini vurguladılar.
Yeni anayasa hazırlanması, devlet organlarının yeniden inşası gibi çok geniş bir yelpazede Türkiye deneyimlerini paylaşacak, uzman öğretim üyeleriyle katkı vermeye çalışacak.

Emperyalist güçler

Somali, Kızıldeniz girişini kontrol edebilecek stratejik bir coğrafyaya sahip. Bu özelliği nedeniyle de her zaman emperyalist ülkelerin iştahını kabartmış bir ülke...
İngiltere, ABD, Rusya, Almanya, Portekiz, İtalya’nın eli hiçbir zaman bu güzel ülke ve yoksul Somali halkının içinden çıkmamış.
Somali sahili 1800’lü yıllardan beri İngiltere, Almanya ve Portekiz’in sömürgeleştirme mücadelesine sahne olmuş. Somaliland bölgesi (bağımsızlık ilan eden ancak uluslararası müdahaleyle başarılı olamayan bölge) uzun süre İngilizlerin, Güney Somali ise İtalyanların işgali altında kalmış.
1967’de bir askeri darbe ile ilk Cumhurbaşkanı Daar’ı deviren General Said Barre, ülkeyi Sovyetler Birliği’ne yaslamış ve Varşova Paktı şemsiyesi altına girmişti. Ancak 1969’da Etiyopya ile yaptığı savaşı kazanmak üzereyken Rusya ve Küba’nın Etiyopya’yı desteklemesi üzerine savaşı kaybeden Barre bir iki gün içinde ülkedeki 20 bin Rus askerini sandallarla okyanusa bırakmıştı.
Bu savaştan sonra düzen tutmayan Somali, 1991’de başlayan iç savaş sürecinde, yine emperyal amaçlar güden İngiltere, ABD, Rusya ve İtalya’nın hakimiyet mücadelesine sahne olmaya devam etti. ABD’nin askeri açıdan hüsrana uğramasıyla askeri üslerin kapandığı Somali’de, BM de henüz bir hakimiyet ve istikrar kurabilmiş değil.
Şu anda 275 sandalyeli Federal Somali Parlamentosu 4-5 kabile arasında pay edilmiş durumda.
Somali birliğinin kurulması için çaba gösteren, kısmen başarılı olan gençler grubunda yer alan Hasan Mahmud, bu kabileler adına seçildiği cumhurbaşkanlığı görevini sürdürüyor.
Somali’ye girmeye ve Aden Körfezi’nde yer edinmeye çalışan emperyal amaçlı diğer ülkeler karşısında, halk arasında fark gözetmeyen, tarihi bağlarla hareket eden ve çıkar politikası gütmeyen Türkiye’nin yeri bu nedenle farklı... El Kaide’ye bağlı “gençler” anlamına gelen El Şebap örgütünün Türkiye’yi hedef almasının nedeni de bu...

Türkiye’nin  yumuşak gücü

Somali’deki Türk Büyükelçiliği’nin yeni binasının açılışında polis özel haraket timleri görev yaptı.