Yolsuzlukla mücadelenin gereği

Eklenme Tarihi10.09.2008 - 1:39-Güncellenme Tarihi10.09.2008 - 1:40

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin seçimlerde Türk halkına verdikleri sözlerin başında yolsuzlukla mücadele geliyordu.
Başbakan Erdoğan, her fırsatta bunu vurguluyordu. "Damardan giriyoruz" diyordu.
Başbakan'ın, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği'yle ilgili iddialara da aynı duyarlıkla yaklaşması beklenirdi. Buna karşın Başbakan Erdoğan, bu konuyla ilgili iddiaların üzerine gitmek yerine, konuyu başka bir tarafa çekti. Olayı Doğan Grubu ve Aydın Doğan'la kavgaya dönüştürdü.
Oysa yapması gereken, din-iman duygularıyla Almanya'daki vatandaşlarımızdan toplanan paraların, Türkiye'de bazı yayın kuruluşlarına aktarıldığı iddiasını araştırmak olmalıydı.
Ayrıca Almanya'daki davada görüldü ki vatandaşlarımızın hayır yapma duyguları kullanılarak para toplayanlar, Başbakan'ın adını da kullanıyorlar. Bu durum Erdoğan'ın daha da duyarlı davranmasını gerektiriyor.

Denetim talimatı
Başbakan'ın veya Başbakanlık'ın adının geçtiği bir dava karşısında, Erdoğan yetkisini kullanmalı, denetim organlarını harekete geçirmeliydi.
Çünkü iddia, toplanan paraların şirketler ve kuryeler aracılığıyla Türkiye'ye aktarıldığı ve yardım yerlerine değil bazı yayın organlarının yöneticilerine teslim edildiği şeklinde.
Müslümanlık adına Almanya'daki vatandaşlarımızdan toplanan paralar nerelere harcanıyor?
Başbakan bunun hesabını sormalıydı.
En azından Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu, iddiaların Türkiye ayağıyla ilgili olarak harekete geçirebilirdi.  

İki dernek
Aynı isimde iki dernek söz konusu. Biri Almanya'daki Deniz Feneri e.V, diğeri Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği. İki dernek arasında ilişki olduğu Alman adli makamlarınca öne sürülüyor. Soruşturmada adı geçen şahısların ortak yönleri fazla. Ya bu derneklerde ya da bu derneklerle ilişkili şirketlerde yönetim kurulu üyesi, genel müdür veya hissedar olarak görünüyorlar.
Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği Başkanı Engin Yılmaz, dün bir basın toplantısı yaparak Almanya'daki dernekle ilişkilerinin olmadığını söyledi. Hatta bu derneği aynı ismi kullanmamaları ya da kendi çatıları altına girmeleri konusunda uyardıklarını ifade etti.
"Organik bir ilişki yok" dedi ama Almanya'daki Deniz Feneri'nden 7 milyon euro yardım kabul ettiklerini ve ortak bir proje yürüttüklerini de söyledi.
Bu durumda iki dernek arasında "isim benzerliği" dışında bir ilişki olmadığını söylemem çok zor.

Baykal ve Bahçeli
CHP lideri Deniz Baykal, dünkü basın toplantısında çok önemli iddialar ortaya attı. Baykal, bu dernek marifetiyle toplanan paraların AKP siyasetinin finansmanında kullanıldığını öne sürdü.
Başlı başına bu iddia bile Başbakan'ı harekete geçirmeye yetmeli. Bu paraların nereye kullanıldığının ortaya çıkarılması için denetim mekanizmasının devreye sokulması gerekiyor.
Keza MHP lideri Devlet Bahçeli de bu konuda önerilerde bulundu.
Bahçeli, tarafsız bir kurum olarak Devlet Denetleme Kurulu'nu göreve çağırdı. MHP lideri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Devlet Denetleme Kurulu'nu bu iddiaları araştırmak üzere görevlendirmesini istedi.
Erdoğan'a düşen görev, savcılık ve denetim organları eliyle bu iddiaları araştırmak üzere denetim mekanizmasını devreye sokmaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler