YSK’dan gelen sinyal

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), 7’si BDP’nin destekledikleri olmak üzere 12 bağımsız aday hakkında verdiği karar siyaseti sarstı. Bu karar sonrasında çıkan olaylarda maalesef dün bir kişi yaşamını yitirdi. Birçok yerde protesto gösterileri yapıldı. Seçim öncesinde siyasi hava gerildi.
Sorunun çözülebileceği yolundaki ilk işaret önceki akşam saatlerinde gelmişti. YSK Başkanı Ali Em, sürecin devam ettiğini, itiraz ve belge sunumu halinde durumun değerlendirileceğini belirtti.
YSK Başkan Vekili Kırdar Özsoylu, adayların bazılarının yeni belgeler sunduğunu, dosyalarının tek tek bugün değerlendirileceğini söylerken, kararın demokratik hakların önünü açacak bir karar olmasını temenni ettiğini söyledi.
Özsoylu’nun bu temennisi, adaylıkların kabul edileceği ve böylece sorunun çözüleceği mesajı olarak algılandı.

Adayların durumu
YSK’nın yasaklanmış hakların iade edildiğine ilişkin mahkeme kararı talep ettiği bazı adaylar, bu belgeyi yerel mahkemelerden aldılar. Gültan Kışanak ve Ertuğrul Kürkçü, bu belgeleri aldılar.
Diğer adaylar Leyla Zana, Hatip Dicle, Salih Yıldız’ın da yasaklanmış hakları olmadığına ilişkin mahkeme kararı aldıkları haberleri geldi. Sebahat Tuncel’in ise cezasının önce 6 aya düşürülmesi ve kararın sonraya bırakılması nedeniyle adaylığı önünde engel kalmadığı belirtildi.
BDP’nin desteklediği 7 adaydan 6’sının bu belgelerle adaylıklarının yolu açıldığı yorumları yapılırken, İsa Gürbüz’ün, suçunun niteliği nedeniyle istenilen belgeyi alamadığı ifade edldi.
YSK, bugünden itibaren söz konusu adayların durumunu tek tek inceleyecek ve her biri hakkında karar verecek. Ankara’daki beklenti, 7 adaydan 6’sının adaylığının kabul edilebileceği yönünde.

Gül’ün girişimi
YSK’nın kararıyla gerilen siyasi ortamı yumuşatmak için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül devreye girdi. Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’i ve eski BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı Köşk’e davet etti.
Gül’ün bu daveti bile havanın yumuşamasını sağlamıştı ki, Diyarbakır’dan çatışma haberleri ve Bismil’de bir kişinin yaşamını yitirdiği haberi geldi. Bu haberler, ortamı yeniden gerdi.
Ankara’ya gelmek üzere Diyarbakır’dan hareket eden Demirtaş ise yolunu değiştirerek Bismil’e gitti. Demirtaş, bu koşullarda Cumhurbaşkanı ile görüşmek üzere Ankara’ya gidemeyeceğini, ancak durumu telefonla Gül’e aktaracağını açıkladı.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de tansiyonu düşürecek açıklamalar yaptı, sağduyu çağrısında bulundu.

BDP’ye düşen görev
BDP’ye düşen görev, gerginliği tırmandıracak açıklamalar değil, aksine tansiyonu düşürecek, sağduyuyu hâkim kılacak açıklamalar yapmaktır.
BDP’nin izleyeceği yol, “Türkiye’de savaş ortamı doğar” gibi tahrik edici açıklamalar yapmak yerine, sabırla hukuki yolların tüketilmesini beklemek; demokratik ve hukuki çözüm yollarına yönelmek olmalıdır.
Güvenlik güçleri de tahriklere kapılmamalı, tahammül göstermeli ve kan akışını önleyici yönde bütün çabayı göstermelidirler. Porovokasyona uygun ortamlarda güvenlik güçlerinin sabırlı olmaları büyük önem taşıyor. Siyasi liderlerin de ortamı yumuşatacak mesajları vermeleri önem arz ediyor.
Türkiye, bunca yıllık deneyimden sonra 12 Haziran seçimlerini, üzerine hiçbir gölge ve kan damlası düşmeden güvenlik içinde gerçekleştirebilmelidir. Bütün siyasi partilerin ortak hedefi bu olmalıdır.