Murathan Mungan’la hasret gidermek

İnsana sahip çıkan şairler vardır. Hüznüne, aşkına, hayal kırıklıklarına, yaşama sevincine... Hayatına. Onlardan biri, epeyce kıymetlisidir Murathan Mungan benim için. Öyle anlar olur ki mısra çeker canım. İlk koştuklarımdandır Mungan. Hani yakın arkadaşlar gibi. Samimiyetinden sual olunmayan. Uzak düşsek özlerim. İki şiir kitabı arasında da hasret çekerim.

“Yaz geçer” dizesini dua gibi mırıldandım bütün hayatım boyunca. Yazlar da geçti. Ben yazdım da geçti; hiç geçmez sandıklarım. Bir deftere başlarken yeni bir sevda dersi notlarını tuttuğum, ‘son’ sayfada hep aynı dizeler vardı: “Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim / Ben sende bütün aşklarımı temize çektim”. İyi mi yaptım kötü mü bilmem. Ama en okunaklı yazımla temize çektim.

Alacânım indi mi göğsüne heves?

Sitem sevmem ama alıkoyamam da kendimi zaman zaman. O vaktiler hep aynı şiiri okudum, gizli gizli: “Etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim / Seyreldi tenim sahtiyan tarih / Mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm / alacânım / indi mi göğsüne heves?”

Terk de ettim, terk de edildim. Ama hep bildim: “Kimdi giden kimdi kalan / Aslında giden değil / Kalandır terkeden / Giden de / Bu yüzden gitmiştir zaten.

Hikâyelere çok inandım. İnsan hikâyelerini önemsedim. Anlamaya çalıştım. Öğüt gibi aklımdaydı çünkü “Geçer gider herkes / Hikâyelerdir geriye kalan”.

Son şiir kitabı “Solak Defterler” 2016 Nisan ayında çıktı. Üç koca yıl geçmiş aradan. Burnumda tütüyordu şiirleri. Geçen hafta çıkageldi “Çağ Geçitleri”. Çok özler, bir araya gelince de kokusunu içine çekerek öper ya insan sevdiği bir arkadaşını. Öyle yaptım. Kâğıt kokusu. Şiir dumanı tüten.

Ben sana böyle mi geldim?

“Hem içinde yaşadığımız çağ, hem ömrümüzün çağları... aradığımız geçitler...” diyerek tarif ediyor “Çağ Geçtileri”ni Murathan Mungan. Kitap, “Geçerken uğranılacak şiirler değil / Geçidini bulacaksın / Kendi içinden geçerken” dizeleriyle başlıyor. 

İlk şiir bir “Sitem”. Hem onun hem bizim sitemimiz: “Aklımın gücendiği çağ / Ben sana böyle mi geldim?”. “Kendimden başkası olmadığım şiirlerdi / yazdığım ömrün geçiciliğine” diyor “Demirbaş”ta. Ki bu şiirlerde de kendisinden başkası değil Murathan Mungan. Onun yazdığını bilmeden de okusanız Murathan Mungan şiiri olduğunu anlayacağınız. Çağın kaçışlarına göndermeler geliyor bir başka şiirde: “Çağın kolay hastalığı: zengin kalkışı / Oturduğu her konunun masasından” Ömrümüzün çağları geçerken, geçitler yaş alırken, o kadar haklı ki Mungan: “Hatıralar lafa tutuyor insanı / Bir sokağın başında / Birdenbire büyük bir dalgınlık oluyor hayat”.  O dalgınlığı biraz daha açıyor sonra: “Yaşlılık nedir ki / Yıllardır konuştuklarını / Yeniden konuşmaktan başka”. Böyleyse çok da kötü değil aslında. Ki ben inanırım Murathan Mungan’a.

Görmeyene her yanım diş budak

Yelpazesi geniş bir şiirdir Mungan’ın şiirleri. Tasavvuf da yerini alıyor “Çağ Geçitleri”nde: “Bir yanda kalbimden yaptığım dergâh / Bir yanda eğri odunların yandığı dünya / Görene saydam, görmeyene her yanım dişbudak”. 40 yıl boyunca Taptuk Emre’nin dergâhına cetvel gibi düzgün odunlar taşıyan Yunus Emre, “Taptuk’un kapısına eğri odun taşınmaz” diyen. Mungan’ın kalbindeki dergâha da eğri odun girmedi hiç. En iyi okurları bilir. Biz. En iyi de şiirleri anlatır. Zira onun deyişiyle öpüp başına koyduğu ermiş dizeler nice haddeden geçirmiştir onu... Hem zaten ‘kurşundan ağırdır içine saldığı dizeler’.

İnsan hayatının çağ geçitlerindeki son durak. Ölüm. Farkındalığı hayat poliçesi. Bilmez çoğumuz. İnkâr işin kolay yanı. Bana bir şey olmaz yalanı, masumane. Oysa “Yaşarken çoğu kez fark etmeyiz / Deneği olduğumuz ölümün / Bizde ustalaştığını / Her gün / Azar azar / Toprağa verilirken”. Evlilik çağları. Atlanamayan geçitler. Ne çok mutsuz evli var etrafımda. Niyesi Mungan’da anlamını buluyor: “Ayakkabı tekini düşüren kadınla / Kanadının tekini düşüren adamın / Çaresiz beraberliği / Evlilik dediğin / -çoğu zaman- /.” Erkekleri bilmem. Ama biz o ayakkabıyı düşürmeyecektik.

‘O zaman olmadı, olmaz bir daha’

Zekice sorulmuş matematik soruları da var şiirlerinde. Ki hayat, içinden geçtiğimiz çağ geçitleri de o soruların yanıtlarında gizli: “Bir kilo hayal ile / Bir kilo hayat / Hangisi daha ağır çekiyor / Sor bakalım bir zamanlar / Genç olduğun kumsala / Sor bakalım, o yazlar nereye gidiyor?”

Kaçıp kurtulamamak. Kaçtığı Mungan olanların işi ne zor olmuştur hayatta kimbilir: “Nice oldu çekildim / Senin denizinin sularından / Kıyılarım sende kaldı / Kumral kumsallarım / Biliyorum beni göreceksin / Ne zaman güneşe çıksan! / Kalakalacaksın / Benden kaçmanın kapalı ufkunda / Unutma, unutamayacaksın”. E hayatta hiçbir şey için geç kalınmaz dememişler mi? Büyük yalan: “Kapanmayan hesap kurumayan yara / O zaman olmadı, olmaz bir daha”

Böylesi zor bir çağda, hani o “Ben sana böyle mi geldim?” diyerek sitem ettiğimiz, iz bırakacak mıyız onda, hoş bir sada tadında. Mungan’a göre “Şimdi yapacağımız, her şeyin üzerinden yeniden geçmek / Kalıbı kırılmış başka gözlerle / Kanını koruyabilenler kalacak ancak bu çağdan geriye”.

Tweet trak tweet trak...

Muasır medeniyet seviyesi nedir desem? Bu çağda? İşte Mungan’ın yanıtı: “Tweet trak tweet trak olur mu hiç çalışmamak! / Sinyal almıyor burada telefon, telefon burada çekmiyor / Boşuna tarihi aramayınız şu an ulaşılamıyor, en iyisi siz / Boynunuzda ahtapotun kollarıyla selfie çekiniz! / Nasıl görünüyor oradan bakmak?”

Daha nice çağ geçitlerine götürüp bırakıyor bizi Murathan Mungan. Onun da dediği gibi “Geçerken uğranacak şiirler değil bunlar”. Emek istiyor, mesai istiyor, yürekli bir okuma istiyor. Ama işte aradan üç koca yıl geçmiş ben de çok özledim diyorsanız... Şahane bir vuslat “Çağ Geçitleri”, hasret gidermek için, Mungan’ın bu yaşlarını beklemiş ustalıklı şiirler için, iyi ki şiir var demek için... İyi ki Murathan Mungan var demek için.