Bir kısım kalemşor arkadaşımız ABD ile ilişkilerimizin inişli-çıkışlı olduğunu, zaman zaman krize dönüştüğünü ve sonradan bunların aşıldığını yazıp duruyorlar ki bunlar doğru gözükse bile, esas itibarıyla hepsi yanlıştır!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulduğu günden beri ABD ile yıldızı barışmamıştır; zira onlar kendilerine devlet, bize ise hep kabile gözüyle baktılar ve ona göre muamele ettiler.

50’li yılların başındaki NATO’ya girişimiz, Kore’ye asker yollamamız zoraki bir birliktelik olup, asla zikredildiği gibi gerçek bir dostluk ve müttefiklik değildi.

Büyük Savaş’ın galipleri dünyayı parsellerken, Türkiye ABD’nin tarafına düşmüş, o günden beri ABD bize hep müstemleke gözüyle bakmıştır.

Nitekim yazar arkadaşlarımızın da belirttiği üzere, ABD ile aramızdaki krizler hep hakkımızı istemeye davrandığımız zamanlar olmuştur. Biz kimiz ki bizim hakkımız olabilecek?! Onlar emredecek, bizler yerine getireceğiz! Kölenin hakkı, yalnızca haddini bilmek, yani itaat etmektir!

ABD nüfuz sahasında yer aldığımız NATO ittifakımızla birlikte, başta askeriye olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızın en ücra köşelerine kadar damgalarını vurdular. İstihbarat kurumlarımız bile onlardan habersiz kuş uçurtamıyordu!

Silah yapmamıza müsaade etmeyip, “Ne gereği var? NATO’nun tüm silahları emrinizde!” deyip, başımız sıkışıp onları kullanmaya kalktığımızda ise, NATO’nun silahlarını kullandırmadıkları gibi, üstüne üstlük bir de silah ambargosu uyguladılar!

ABD büyükelçileri, devletler hukuku ve mütekabiliyet esaslarına göre hiçbir zaman kendilerini büyükelçi statüsünde görmedi; sömürge valisi olarak gördü; öyle davrandılar.

Adeta kaçarak giden son Büyükelçi’nin yediği herzeleri gördünüz; İstanbul konsolosluklarında çalışan bir Türk görevlinin casusluk yapmasından şüphelenilip, Türk adli makamlarınca gözaltına alınmasını “Türkiye’nin intikamla hareket ettiğini” ileri sürecek kadar gözü kara ve aynı oranda küstahça bir tavır sergiledi.

Koskoca ABD devleti de elçisinin küstahlığını görmeden, Türkiye ile vize işlemlerini askıya aldığını açıklıyor! Yalvaracağımızı zannettiler ama aynısıyla mukabelede bulunduk ve biz de ABD ile ilgili vize işlemlerini durdurduk.

ABD gibi süper bir gücün, konsolosluğunda çalışan ve kendi vatandaşı olmayan bir kişi için Türkiye ile papaz olmasını neyle izah edeceksiniz? Demek ki o sıradan bir kişi değil, mühim bir kişi ve hakkındaki şüpheleri (kripto FETÖ’cü) doğrular nitelikte.

Belli ki bunun konuşmasından korkuluyor!

Yine belli ki ABD, sepetteki kirli çamaşırlarının ortalığa dökülmesin endişe ediyor!

Yoksa pire için yorgan yakmaz ve Türkiye gibi müttefiki (!) olduğu bir ülkeyle ilişkileri kırılma noktasına getirmezdi.