Osmanlı’nın enkazı üzerinde, sınırları cetvelle çizilmiş onlarca devlet (devletçik) var. Başta Ortadoğu’dakiler olmak üzere, bu devletlerin ortak özelliği ‘güdümlü devlet’ olmalarıdır.

Birinci büyük savaşın galibi İngilizler öyle uygun görmüşler: Bu devletlerdeki insanlar, yöneticilerinin elinde esir olacak; o yöneticiler de İngilizlerin elinde esir olacaktı!

Bu da baskı ve zulümle icra edilecekti.

İkinci büyük savaştan sonra ise, bu savaşın galibi olan ABD, mahut patron kulübünde yerini aldı ve aynı bölgenin parselasyonunda belirleyici (nazım) rol oynadı.

Birinci ve ikinci büyük savaşlar sebep ve sonuçları itibarıyla bitmediler ve insanlık var olduğu müddetçe de bitmeyecekler!

Sebep, muhatabının elindekini ve dolayısıyla muhatabını yemek; sonuç ise doymak ve yetinmektir. Doymak şöyle dursun, her geçen gün iştihalar daha da kabardığına göre, bu açlık (doyumsuzluk) kıyamete kadar devam edecektir.

Emperyalistlerin hedefi, bölge insanını akılsız başlara yönettirip, onları başsız ayaklar haline getirmek ve böylece onları biteviye sömürmektir.

Enerjiyi ve onun güzergâhını kontrol edebilmek için Ortadoğu’da sürekli karışıklık çıkarıldı. Milyonlarca insanın kanı akıtıldı, on milyonlarcası evinden yurdundan edildi.

Bütün bu kepazeliklerin asıl sebebi petrol iken, demokrasi adı altında çeşitli yalan ve iftiralar atılarak sebebin bunlar olduğu söylendi.

Doğulu ve Batılı emperyal güçler, bölgeye yerleşip, enerjiyi ve onun güzergâhını kontrol altına alınca ‘pardon!’ deyip başa döndüler.

Suriye’de tarafların katılımıyla ulusal kongre toplanıp, anayasa hazırlayacak ve yapılacak adil bir seçimle de ülkenin geleceği belirlenecek.

Bu durum, en başından beri Türkiye’nin tezi değil miydi? Türkiye bunun için akılsız başlara az mı dil döktü? Bunca kan akmayıp, ülke yıkılmadan önce bu yola başvurulsaydı olmaz mıydı?

Olmazdı; çünkü o zaman ağa-babaları ‘kurt taksimi’nde zorlanabilirdi!

Şimdi çok kolay; her tarafın kolu kanadı kırık, tüm stratejik yerler işgal altında ve hepsinden önemlisi, kurulmakta olan ‘kurtlar sofrası’nda ev sahipliği yapması gereken akılsız başlar, misafir konumunda!

Masada sığıntı olarak varlar ve ne yapacakları konusunda muhataplarının ağızlarının içine bakıyorlar!

Öyle ki artık her şeye razılar, razı olmak zorundalar.

Bütün bunlardan sonra zarardan geri dönülür mü derseniz; onu da kurtların insafı bilir!