Aşağılık gerekçe!

Eklenme Tarihi02.03.2018 - 0:33-Güncellenme Tarihi02.03.2018 - 0:33
Malum, kör topal işleyen demokrasimiz darbelerle malul.

Sağlıklı bir beyin, sebebi ne olursa olsun, hiçbir şeyi darbeye gerekçe gösteremez. Demokratik idarelerde darbe en büyük suçtur ve hiçbir şekilde izahı mümkün değildir.

Ama gelin görün ki ülkemizde yapılan her darbenin bir gerekçesi(!) olmuştur.

Dolayısıyla, sağlıklı beyin taşımayıp darbeye tevessül edenlerin ve darbe sevenlerin sığındıkları gerekçelerin başında ‘Laiklik tehlikede!’ yavesi gelmektedir.

Dumura uğramış mahut beyinlere göre, kamuda çalışan kadının başörtüsü takması veya üniversitede okuyacak kızların başörtü takmaları laikliği ortadan kaldırır ve rejimi sarsar.

En tabii insan hakkı olan kişinin inancı doğrultusunda giyinmesinin önünü açtı diye tek başına iktidarda bulunan AK Parti’ye ‘laikliğin karşıtı eylemlerin odağı haline gelmesi’nden ötürü kapatma davası açılmıştı.

Başörtüsünün alanı daha da genişletilerek hemen her yerde serbest oldu. Hani laiklik tehlikeye girecekti? Laiklik olduğu yerde duruyor; hem bu laiklik ipin üzerinde yürüyen sirk cambazı mı ki yürürken tehlike arz etsin ve ha düştü düşecek diye bakılabilsin?!

Batı’ya körü körüne bağlı, yerli ve milli olmayan köksüz tipler de Batı’ya darbenin gerekçesini(!) izah ederlerken, yalnızca onlara yaranma adına ‘Laiklik tehlikedeydi!’ derlerdi. Darbenin asıl yapıcıları olan Batılılar da bunlara acıyarak bakar ve ‘Ya, öyle mi? Geçmiş olsun! Kutlarız sizi!’ diyerek sırt sıvazlarlardı.

Nedense biz, başarılı olmuş darbe sahiplerini hep kahraman bellemişiz. Hatta 1960 darbesini milli bayram ilan ettik ve adına demokrasiyi katletmesine rağmen ‘Demokrasi Bayramı!’ dedik! Bu hal, milletle alay etmenin ve onu aşağılamanın daniskası değil de nedir?

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin sözde gerekçesi de ‘... gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır...’ diyordu.

İşte bu hıyanet şebekesi başarılı olsaydı, ülkemizde Cumhurbaşkanlığı makamına Pensilvanya’dan getirilecek şebek suratlı o melun oturtulacaktı! Ve bu satılmış hain, ülkeyi gaflet, dalalet ve hıyanet içindeki Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerinden kurtaran bir kahraman olarak belletilecekti!

Dikkat ediniz; mahut zevat bu iblisçe iftiralarından bir adım geri atmış değiller; aynı teraneleri yurt dışında dillendiriyor ve aynı yalan ve iftiraları ortakları olan yabancı ülke yetkilileri ile koro halinde seslendiriyorlar.

Bunların halleri ortada da, ya aynı meşum koroya iştirak eden ve Türkiye’yi dışarıdaki Türkiye düşmanlarına gammazlayan ve onlarla ortak dil kullanan içimizdeki aymazlara ne demeli?  

Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunan bu satılmışlara tek kelimeyle:

Yuh olsun!