Bütün dünyanın (!) karşı çıkmasına rağmen referandumu yaptınız. Eh, artık istediğiniz sonucu da aldığınıza göre, başınız göğe ermiştir!
Dünyanın bu en netameli bölgesinde kanın ve gözyaşının sürekli akmasının sebebi daha iyi anlaşılmıştır. Zira belli ki bu bölgenin tipik özelliği, bölge sakinlerinin akıllarının zaman zaman tatile çıkmasıdır. Akıllar tatilde olmasa, tüm bu akılsız işlere devamlı imza atılır mı? 

Bölgede mevcut yangınlar az görülmüş olacak ki hem mahut yangınlara körükle gidiliyor ve hem de tüm bölgeyi alev topuna savuracak yangının fitili ateşleniyor!
Vaktiyle Arnavutluk’un başına Enver Hoca diye biri geçmiş ve ülkesini kendi komünizm anlayışına göre dizayn etmişti. Sınırlarını tüm dünya ülkelerine kapatmıştı, kapalı bir dikta rejimiyle ülkesini yönettiğini zannediyordu. 
Ölümünden sonra gelen yeni idareciler ülkenin kapılarını açtılar. İlk giden gazetecilerden biri olarak gözlemimiz şuydu: Enver Hoca rejimi ülkesini zaman tüneline sokarak dondurmuştu. Taş üstüne taş konulmayan ülkede, yalnızca bir şeyin yapılmasına azami dikkat edilmiş ve ülkenin her tarafına mantar gibi koruganlar yerleştirilmişti.
2000’li yıllarda bile 1930’ları yaşayan ülke, asfaltla bile tanışmamıştı; gerisini siz düşünün!
Sefaletin kol gezdiği ülkede Enver Hoca yoklukta eşitliği bir güzel sağlamıştı!
İran, Kuzey Irak’la olan sınırlarını ve hava sahasını daha şimdiden kapattı. Merkezi Irak Yönetimi, Kuzey’den dünyaya açılan tüm imkânları geri istedi ve Irak Parlamentosu Kerkük’te asker bulundurma kararı aldı. Türkiye ise Habur sınır kapısındaki kontrolleri sıkılaştırdı. RTÜK, Barzani’nin televizyon kanalını TÜRKSAT’tan çıkarttı. Ankara, petrol boru hattını kapatmakla tehdit etti ve hepsinden önemlisi, Erdoğan “Bir gece ansızın gelebiliriz!” dedi.
İnsan ister istemez sormadan edemiyor: Bu bir bağımsızlık oylaması mı, yoksa kendi halkını ekonomik ambargo ablukasına aldırmak oylaması mı?
Toplumlar da insanlar gibidir; insanın kendine ettiğini kimse ona yapamaz. 
Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi hem kendi iç hukukları açısından ve hem de uluslararası hukuk bakımından suç işliyor. Dolayısıyla, yapılan bu referandumun hukuksal dayanağı yok. 
Sonuç itibarıyla, yok hükmündeki bir kararla kendi halkını zora sokmanın ve bölge ülkelerinin başını ağrıtmanın ne manası var? Bakınız; tüm bu yaptıklarınızla tek bir ülkeyi (!) sevindiriyorsunuz, o da İsrail’dir. 
Yaptığınız gürültü ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu?
İlla ki bağımsız devlet olmak istiyorsanız, bunun da yolu yordamı var ama bu tutulan yol çıkmazdır; neden anlamak istemiyorsunuz?