Değişen dengeler

Eklenme Tarihi18.12.2017 - 1:30-Güncellenme Tarihi17.12.2017 - 23:30
Dünya beşten küçük sayıldığı müddetçe; ister büyük güçlerin uydu konumundaki ülkeler olsun, isterse kendi ayakları üzerinde durabilen ülkeler olsun, dış politikalarını sürekli değiştirmek zorundalar.

Bu durum biraz da yaşadığımız sürat çağıyla ilgilidir. Zira akşamdan sabaha olaylar değişmekte, eski ittifaklar bir bir yıkılıp, süratle yeni birliktelikler oluşturulmaktadır.
Dedik ya; dünyaya sözde nizamat vermek iddiasındaki ABD’nin niyeti bozuk. Onun yegane amacı; ülkelerin arasında nifak tohumları ekmek, aralarını açıp onları savaş ortamına sokmaktır. Ülkeler savaşacak ki, ABD’li silah fabrikaları günlerini gün etsinler!
ABD’nin dostları ve ona yeni dost olacak ülkeler; onun dost ve müttefik addettiği ülke konumundaki Türkiye’ye ibretle bakıp, önlem almalıdırlar!
Yıllar boyunca Türk gençliğini sağcı-solcu diyerek, kıyasıya çatıştırdı; her iki kesimden gençleri öldüren silahların tetiğini aynı parmak çekiyordu.
Maksatları; Türkiye ayakları üzerine kalkmasın ve bölgesinde belirleyici rol oynayamasın idi. Bunu da ‘yurtta sulh cihanda sulh!’ deyişine farklı manalar vererek yürüttüler. Halbuki o sözün açıklaması; ‘hazır ol cenge, istiyorsan sulh-u salah!’tır ve bu, koca Türk tarihinin özetidir.
Öyle olmasaydı; o sözün sahibi olan Atatürk, Hatay’ı anavatana kazandırır mıydı?
Dışarısı bu denli suçlu da; içerisinin, içerideki aymazların, gafillerin ve hatta hainlerin suçu yok mudur? Elbette; hem de suçun daniskası onlarda! Zira bu netameli bölgede hainin bini, bir paradır! 
Biz ülke olarak birlik olabilsek veya İslam ülkeleri kendi aralarında birliği temin edebilseler, dışarısı ne yapabilir ki? İçimizdekileri saflarına katarak ve onları adeta bir manivela gibi kullanarak mahut iğrenç emellerine ulaşıyorlar.
Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve BAE’nin durumu ortada! ABD’nin ve İsrail’in yanında yer alıp İslam birliğini içeriden hançerliyorlar. İsrail’le savaşmanın caiz olmadığını söyleyen bu zihniyet, Müslüman ülkelerle pekala savaşabiliyor!
Hemen her gün değişen Orta-Doğu politikaları yüzünden yalnız kalan ABD; dostları olan ülkeleri dışlayıp, terör örgütleri ile kurduğu gayr-i meşru ittifaklarla cascavlak ortada kaldı.
ABD’nin bu boşluğunu da Rusya doldurdu; hem de tüm bölge genelinde.
Türkiye’de yapılan üst üste darbelerden ibret almayan ve hâlâ ABD’ye güvenmeye devam eden ülkeler, bunun bedelini Türkiye’den çok daha acı şekilde ödeyeceklerini bilmelidirler.
Saddam da vaktiyle ABD’nin biricik dostuydu. Ordusunu ABD silahlarıyla donatmış, bölgenin en güçlü devletlerinden biri idi.
Irak’ın bugünkü hali, ABD dostluğunun tipik ifadesidir!
Anlayana!