Demokrasinin neresindeyiz?

Seçilmiş başbakan, bakan ve milletvekillerimize reva gördüğümüz muamelenin, dünya demokrasi tarihinde başka bir örneği yoktur. Sözde bir mahkeme sonucunda da Başbakanımızla birlikte iki bakanımızı asmış, onlarca bakan ve milletvekillerini de çeşitli cezalara çarptırmayı maharet bilmiştik.

Bu kepazelikle yetinmemiş; ayrıca, bu uğursuz (meşum) günü bayram ilan etmiştik.

Halbuki elimize hiçbir şey geçmemişti ama çok şeyler kaybetmiştik. Çeyrek asır sonra kendilerine iade-i itibarda bulunabildik; naaşlarını, atılmış oldukları çukurlardan çıkartıp, kendilerine anıtmezarlar yaptık.

Şehit Adnan Menderes ve arkadaşlarının ruhları aramızda ve belli ki birilerini ebediyete kadar rahat bırakmayacak.

Tabiatıyla, kaybeden ülkemiz, ülkemiz insanı ve ülkemizin sahip olmaya çalıştığı demokrasi oluyor. Bugün hâlâ sağlıklı ve kâmil manada bir demokrasiye sahip değilsek, bunun sebebi işte o darağaçlarıdır.

Zira o darağaçları yalnızca merhum Menderes ve arkadaşları için dikilmemişti; bütün bir ülkenin geleceği için dikilmişti. İpte sallananlar, başbakan ve bakanların yanı sıra, ülkemizin demokrasisiydi. Milli iradenin ta kendisiydi.

Nitekim o darağaçları, sonra gelen her başbakanın kâbusu olmuştur.

Ve yine belli ki hiç ibret alınmıyor ve tarih mütemadiyen tekerrür ediyor. Bizde, Mısır’da ve dünyanın muhtelif yerlerinde.

İpin ucu p..tun elinde olunca, hem bizde ve hem de dünyanın muhtelif yerlerinde daha çok demokrasicilik oyunu oynanır.

Vaktiyle bizdeki darbeyi de ABD yapmıştı, daha sonraları Mısır’dakini de. Bizde, demokrasiyi katlederek adına ‘Hürriyet ve Demokrasi Bayramı’ dedi; Mısır’da da, halkın seçtiğini alaşağı edip, yerine zorla getirdiği zorba yönetime ‘meşru’ dedi.

Evet, dünyanın jandarmalığını yapan ABD’ye göre Mısır’daki darbe yönetimi meşrudur. Daha açık ifadesiyle, dünyanın neresinde olursa olsun ve rejim olarak hangi adı taşırlarsa taşısın, ABD’ye uşaklık eden her sistem meşrudur.

Dikkat ediniz, darbecilerin zihniyetleri hep aynıdır. Son derece korkaktırlar, en çok da ölümüne sebep olduklarının ruhlarından korkarlar.

Nitekim ne Menderes ve arkadaşlarının ve ne de Mursi’nin cenazelerini ailelerine teslim etmediler, edemediler.

Mısır da tıpkı bizim gibi, bir gün demokrasiye geçtiğinde, Mursi’nin kıymetini anlayacak ve ondan af dileyecektir ama...

Şairin dediği gibi; “Hiç ibret alınsaydı, tarih tekerrür mü ederdi!”

İbret alınmıyor ki darbe heveslileri her an tekerrür
için aportta beklemekte!