Devlet, sözlükte; toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan teşkilatlanmış millet veya milletler topluluğunun meydana getirdiği tüzel varlık şeklinde tarif edilir. Devletler güçleriyle ayakta durup varlıklarını devam ettirirler. Bu güç, şayet kendinden değilse, o devlet güdümlüdür; yani başka güçlü bir devletin vesayetindedir.

Devletler ellerinde bulundurdukları gücü iki şekilde kullanırlar. Devletleri var eden ve varlıklarını devam ettiren bu güçleridir. Bu gücü, ya adaleti temin etmek amacıyla kullanır, ya da aynı gücü bir baskı aracı olarak kullanarak devletlerinin ömürlerini uzatmaya çalışırlar.

Bunlardan birincisi adil (sosyal) devlet, ikincisi de zorba devlettir. Dünya üzerinde kamil manada adil devlet bir elin parmaklarını geçmez, onlar da netameli coğrafyalardan uzakta olup, esamesi pek okunmayan küçük devletlerdir. İçerideki kendi halkına adaleti sağlayan ve fakat elindeki olanca gücü, dışarının sömürülmesi için kullanan devlet asla adil olamaz. Bunlar da zorba ve zalim devletler sınıfına dahildir.

Gücünü kendi halkına gösteren ve onları baskı ve zulüm altında inleten devletler ise, uşaklığını yaptıkları büyük güçlerin (emperyal) uydularıdırlar. Tarihte hiçbir devlet zulümle payidar olmamıştır. Bundan böyle de olmayacaktır. Bunlar kısa süreli başarılar elde etse de, bunun sürdürülebilmesi imkansızdır. Zira zulüm urganı, en kalın yerinden kopar! Zalime belli bir mühlet (müddet-zaman) verilir ama asla ihmal edilmez!

Dün, dünya iki kutuplu idi ve her biri diğerinden daha zalimdi. Sovyetler dağıldı; dünyamız tek kutuplu olarak ABD’nin elinde kaldı. İki kutuplu taksimde biz, ABD tarafına düşmüştük. Tek kutuplu kalan dünyada, eski düşman (komünizm) kaldırılıp yerine yeni düşman olarak İslam konunca, bizim için ve tüm İslam ülkeleri için dananın kuyruğu koptu! Ya uşak olup ABD’nin suyunda ve yolunda gideceksin; bu da demektir ki onun yaptığı ve yapacağı tüm zulümlere ortak olacaksın. Ya da, şahsiyetini müdrik olarak, uşaklığı reddedip çoklu politikalarla varlığını sürdürmeye çalışacaksın! Bunun için de ne gerekiyorsa yapacaksın!

Dostumuz ve müttefikimiz gözüken ABD, düşmanımız olan PKK/PYD/YPG’yi son model silahlarla ve mühimmatla donatıyor. Onlar da gözümüzün içine bakarak ABD menşeli Hammer’larda PKK çaputlarını ve bölücü başının posterini sallayarak ilerliyorlar!

ABD Başkanının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp; PYD/YPG’ye bundan böyle silah ve mühimmat vermeyeceğiz demesine bakmayın! Zira bu; ‘Hele ellerindekini bir bitirsinler bakalım!’ demektir. Öte yandan Mısır’da tarihin kaydettiği en büyük katliamlarından biri yaşandı. Bunu, Sina’ya geçip yerleşen DAEŞ gerçekleştirdi. DAEŞ militanlarını ise Rakka’dan silahlarıyla birlikte oraya ve dünyanın dört bir yanına gönderen YPG, yani ABD’den başkası değildi. ABD’nin adaleti(!) buysa, elbette ki Allah’ın da bir adaleti vardır ve bu, er ya da geç mutlaka gerçekleşecektir.

 

Etiketler