İşte Batı bu!

Eklenme Tarihi15.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi15.03.2019 - 8:15

Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren Türkiye raporunu kabul etti. Doğrusu, bu skandal rapora da, karara da şaşırmadık; şaşıranların da aklına şaşarız.

Zira biz bu Avrupa’nın gerçek yüzünü 15 Temmuz’daki aşağılık darbe girişiminde gördük.

Türkiye’de demokrasinin kalbi olan parlamentomuz bombalandı; Avrupa Parlamentosu bombalayanların yanında yer aldı ve onların yandaşlarını Genel Kurul’unda konuşturdu.

Bunu da gizlemiyorlar; nitekim mahut raporda, Türkiye’nin yurt dışındaki FETÖ örgütü mensuplarına yönelik operasyonlarından ‘üzüntü duyulduğu’ belirtiliyor. Yani şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar!

Rapordaki eleştiri konularına dikkat ettiğimizde, Avrupa’nın bize olan bakış açısını görmüş oluruz:
FETÖ operasyonları kapsamında uzun tutukluluk süreleri ve kötü muameleden endişe duyuyorlar.

Ankara yönetimi Akkuyu Nükleer Santral inşaatını durdurmalı.

Türkiye, Kıbrıs’taki askeri varlığına son vermeli.

Ayasofya, zinhar camiye dönüştürülmemeli.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü askeri harekâtları sonlandırsın.

Türkiye, Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirsin ve iki ülke arasındaki sınır kapısını açsın.

Yani kısaca bize demek istedikleri şu: FETÖ’nün yurt içinde ve dışındaki takibini bırakın; ülkeyi terör örgütlerine ve onların dışarıdaki ağalarına teslim edin!

Suriye’deki harekâtlara son vererek, ülke güvenliğinizi terör örgütlerine havale edin ve ülkenizin bölünmesini sadece seyredin!

Dikkat ederseniz, Avrupa’nın bize olan bakış açısı ile ABD’nin bakış açısı aynı. Tepeden bakıyorlar ve bizi kendilerinin uydusu olarak görüyorlar.

AB, Türkiye’de idam kaldırılıncaya kadar başımızın etini yedi; bunun yanında ne ABD’deki idamlara karşı oldu ne de Mısır’daki katliam şeklinde yapılan idamlara
ses çıkardı.

Açıktan söyleyemiyorlar; gerçekte AB, Türkiye’den, Türkiye’nin büyüklüğünden korkuyor. Zira Türkiye’nin büyüklüğü AB karar mekanizmalarını kökünden değiştirir diye endişe ediyorlar.

İngiltere’nin ayrılmak istemesiyle birlikte AB zaten çatırdıyor. Ayakta durmakta zorlanan bir yapı, Türkiye gibi nüfusu kalabalık ve güçlü bir ülkeden boşuna korkmuyor!

Avrupa’nın zihniyetini, mültecilere karşı takındıkları tavırda görebiliriz; denizlerde boğulsunlar, yeter ki kendilerinin kapılarını zorlamasınlar!

Daha dün, İslam diye, Avrupa’nın ortasındaki Bosna’ya reva gördükleri vahşeti ne çabuk unuttuk?
Bu Avrupa’dan mı biz
insanlık dersi alacağız?

Bakınız, 1963 yılından beri biz o kapıda bekliyoruz; onlar bekletmekten bıktı, biz beklemekten bıkmayacak mıyız?

Tak sepeti koluna, herkes yoluna!