Kültürel savaş!

Eklenme Tarihi02.01.2018 - 22:42-Güncellenme Tarihi02.01.2018 - 22:42
Sevgili kardeşim Osman Ataman’la birlikte yönetiminde bulunduğumuz Bab-ı Ali Toplantıları’nın geçen haftaki konuğu Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş idi. 

Sayın Bakan, Sayın Cumhurbaşkanı ile Sudan-Çad ve Tunus ülkelerini kapsayan Afrika ziyaretlerinin akabinde ayağının tozuyla toplantımıza geldi. Kültür ve turizmde çiçeği burnunda (5-6 aylık) bir bakan olmasına karşın, Kurtulmuş Hoca’daki birikim ve doluluk; mahut bakanlıkta hasreti çekilen kişi özelliğini her bakımdan aksettirdi.
Asil olmayan Napolyon’un, “O halde asalet, benden başlasın!” demesi gibi, milletler için kültürü, bugünden başlatamazsınız. Milletçe dününüz varsa, yarınlarınız olabilir. Tarih süzgecinden imbiklenmiş bir kültür hamuleniz (yük-yarınlara taşınan) yoksa milletçe geleceğiniz karanlık demektir.
Sayın Bakan’ın çok verimli geçen sohbetinden, üstünü çizdiğim hususlar şunlardır: “...Milli kültürel bağımsızlığımız çok önemlidir. Tanzimat’tan beri iki zihniyetin savaşına tanık olmaktayız. Kökçülerle taklitçiler... Dünyamızdaki baskın kültürlerin yürüttükleri kıyasıya savaşta, milli kültürler törpülenmekte, yozlaştırılarak yokluğa doğru hızla sürüklenmektedir!
...Zaman saman milli benliğimize sırtını çeviren taklitçiler, yerli ve milli olanları ellerinin tersiyle itmiş ve kurtuluşu Fransız gibi şarap içmekte, İngiliz gibi vals yapmakta aramışlar. Milli bağımsızlığın kapısını açan konumdaki yerli ve milli motor yapan mühendiste aramamışlar!
...Bizim ülkemizde Kültür Şûrası’nı ne yazık ki 25 yıl sonra yapabilmişiz; bundan böyle beş senede bir yapılacak! Yurt dışında ülkemizin görünürlüğünü artırmak zorundayız; ne kadar çok görülürsek, itibarımız o kadar artar.
...Değerlerimizden o kadar uzaklaştırılmışız ki tarihten miras olarak devraldığımız gücün farkında değiliz. Oysaki tılsımlı bir gücümüz var. Düne kadar üç kıta yedi iklimde hükmediyorduk. İmparatorluğumuz yıkıldı ama dünyanın her yanında bizi hatırlatan eserlerimiz var. 
Bu diyarlar ruh olarak bizim; nitekim gittiğimiz birçok ülkenin insanları, ellerinde bizim ülkemizin bayraklarını sallayarak karşılıyorlar. Hiçbir güç bunu onlara yaptıramaz!
Biz Türkler tarih boyunca kimsenin altınını, petrolünü sömürmedik; bilakis hizmet götürdük. Şimdi de eşit ortaklık için oralardayız. Onlara, ‘Tut elimi kardeşim, birlikte kalkınalım!’ diyoruz.
Gerçekleştirdiğimiz 2. Milli Kültür Şûrası ile stratejik eylem planı belirledik; buna göre:
İstanbul AKM opera salonunda icra edilen program, LED vision teknolojisiyle binanın dışına yansıtılacak ve halka mal edilecektir.
Rami Kışlası’nda kitap dünyası oluşturacağız.
15 Temmuz’un en karanlık merkezlerinden biri olan Kuleli Askeri Lisesi’ni müze yapacağız.
İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni restore ediyoruz.
Gülhane’de Fuat Sezgin Kütüphanesi kurup, kütüphaneleri 24 saat yaşanır mekânlar haline getireceğiz...” (Devam edecek, F.B.)