Bugün gelin; medya olarak elimizden hiç düşürmediğimiz ve önümüze gelene sürekli batırdığımız çuvaldızla ne yaptığımızı anlayabilmek ve vermekte olduğumuz acının azıcık bir örneğini tatmak için iğneyi kendimize batıralım!

Kurum ve kuruluşların kamil manada yerine oturmadığı toplumumuzda, medyamızın da sağlıklı bir geçmişi bulunmamaktadır. Bunu da, asıl işlevinden koparılan medyanın; belli merkezler adına tetikçilik yapmasında, psikolojik savaşlarda algı oluşturmasında ve hepsinden önemlisi; kendini hem polis, hem savcı ve hem de yargıç konumunda görmesinde müşahede ediyoruz.

Özellikle ‘kutsal’ olan haberi vermede asıl görevi; yansız, objektif ve düz ayna görünürlüğü sağlamak olan medya; iç ve dış mihrakların emrine girerek,  pireyi deve-deveyi pire yapıp algı oluşturuyor.

Bunun son ve tipik örneğini ABD’de yargılanmakta olan Sarraf davasında görmekteyiz.

Rıza Sarraf denilen adamı; bir yandan üçkağıtçı, yalancı, dolandırıcı, aşağılık olarak tanımlarken, diğer yandan bu denli bir pespayenin sözlerini gerçek kabul edip manşetlerimize taşıyoruz.

Ve bakın ne diyoruz: ‘Sarraf konuştukça Türkiye utanıyor!’

Yani böyle bir aşağılık adamın sözlerini gerçek kabul edip; hüküm veriyoruz.

ABD’deki mahkemenin düzmece bir mahkeme olduğunu; Türkiye’deki 17/25 Aralık FETÖ kumpaslarının devamı olduğunu, davanın hukuki olmaktan öte siyasi olduğunu sağır sultan biliyor da; şeytanın yattığı yeri bilen bizim medyamız mı bilmiyor?

Bütün bunları bildiğimiz halde; bir yalancının ve dolandırıcının ‘kurmaca’ sözlerini esas alarak,  insanları nasıl suçlayabiliriz?

Böyle bir durumda; ilgili kişiler adil bir mahkemede yargılanmadan ve bu mahkemenin hükmü görülmeden, asıl kim utanmalı?

Türkiye mi; bu kişileri yargısız infaz edenler mi?

Hem Türkiye neden utansın ki; İran’la ticaret yapmak ayıp mı? İran’la süregelen ticaretimizi devam ettirdik; iç hukuk ve uluslararası hukuk açısından bunun neresi sakıncalı?

Eğer içeride işlenen suç ya da suçlar varsa, bunları kendi aramızda tartışıp yargılayalım. Ama tamamen Türkiye hedefe konularak; aleyhte propagandaya dönük yapılmakta olan şovlara pirim vermeyelim!

Görmüyor musunuz; FETÖ’cüler, mahkemeyi mesken tutup, canlı yayınlarla tüm kepazeliklerini sergiliyorlar!

Türkiye müstakil bir ülkedir ve dilediği ülkelerle ticaret yapabilir. ABD’li şirketler bile kendi ülkelerinin İran’a uyguladığı ambargoyu delip, çeşitli kanallarla
ticaret yaparken, bağımsız bir ülke olan Türkiye neden yapmasın ki?

FETÖ’nün borazanlığına soyunmak ve onun tetikçiliğini yapmak, kamusal görev yapan ve halka karşı sorumlu olan medyaya yakışıyor mu?

Zira medya; belirli kişilerin şahsi hırs, kin ve düşmanlıkları adına şeytanla işbirliği yapamaz!

Yapmamalı!