Ortada mağduriyet yok!

Eklenme Tarihi13.05.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi13.05.2019 - 8:15

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptalinden sonra, hem Binali Yıldırım ve hem Ekrem İmamoğlu seçimin mağdurunun kendileri olduklarını ilan ettiler.

Şaibeli bir seçimin varlığı Yüksek Mahkemece karar altına alındığına göre; seçimin kazananı belli değil ki, mağduru olabilsin! Seçim iptal edildiğine göre yok hükmündedir ve ortada mağduriyet diye bir şey söz konusu değildir.

Yani Ekrem İmamoğlu, mazbatası elinden alındı diye boşuna mızmızlanıyor ve tamamen algı oluşturarak mağduriyete uğradığını ileri sürüyor.

Bu seçimlerde illa bir mağdur aranacaksa, o da seçmenin ta kendisidir. Seçmen, anasının ak sütü gibi verdiği helal oylara sahip çıkılmadığı için mağdurdur. Seçmenin özenle verdiği oyları birileri tarafından iç edildiği için mağdurdur.

Başından beri söylüyoruz ama kimseye laf anlatamadık; YSK, oyların tümünü, yeniden saydırmamakla yanlış yaptı. Oysa sayılması için vaki başvuru vardı; kimini ilçe seçim kurulları, kimini il seçim kurulu reddetti.

Görünen o ki, İstanbul seçimleri yerel seçim olmaktan çıktı. iktidarla muhalefetin güç göstergesine dönüştü.

Birilerinin iddia ettiği gibi, burada, sadece Cumhur ittifakı ile Millet ittifakı adayları yarışmayacak. Onlarla beraber onların arkalarındaki, görünen ve görünmeyen güçler savaşacak.

Bundan dolayıdır ki, yine birilerinin iddia ettikleri gibi Ekrem İmamoğlu ‘kurgulanmış bir insan olarak’ asla yalnız değildir. Şu kadarını söyleyelim ki, Sayın Tayyip Erdoğan’ın karşısında ne kadar güç varsa, bunların hepsi Ekrem İmamoğlu’nun yanındadır ve tüm güçleriyle ona destek olmaktadırlar ve olacaklarını deklare etmektedirler.

Üstelik bu güçler öyle sıradan güçler değiller: ABD’den, ABD’deki Pensilvanya sakininden, AB’ye ve Kandil’e değin ne kadar legal ve illegal kurum ve kuruluş varsa hemen hepsi Sayın Erdoğan’ın karşısındalar.

Nasıl ki, dün, Gezi olaylarını bahane edip iktidarın karşısında blok halinde yer almışlarsa, bugün de İstanbul seçimlerini bahane edip aynı pervasızlıklarını sergilemektedirler.

Türkiye’deki bir ilin yerel seçiminden ABD’ye ne? FETÖ’ye ne? Kandil’e ne? AB’ye ne?

Kazın ayağı öyle değil işte; seçim bahane, Türkiye’de kaos oluşturup, iktidarın meşruiyetini tartışmak ve onu alaşağı etmek şahane!

Sayın Erdoğan’la kıyasıya savaş, ‘one minute!’ le başladı ve MİT tırları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz alçak girişim ve ayaklanması ile devam etti.

‘One minute!’le beraber Türkiye kıskaca alındı ve kuşatıldı. Rusya’yla, İran’la, Irak’la Suriye’yle, PKK-YPG-PYD’yle, Suudi Arabistan’la, Mısır’la, BAE’yle kuşatılmaya çalışıldı ve el-an kuşatılmakta.

Bütün bu şer güçler, Sayın Erdoğan’ı yıkmak için yetmedi; şimdi de AK Parti’nin içine el attılar. Zira onlar da biliyor ki kale içinden yıkılır. Zira yine onlar gördüler ki; vaktiyle bu partide ikbal sahibi olan yığınla insan, sözde küstürülmüş olarak ihanete teşnedir ve davayla dava insanlığıyla bir alakaları yoktur.

Gaflet ve hatta ihanet içindeki sözde AK Partililerin göremediğini Sayın Bahçeli gördü ve Sayın Erdoğan’ın yanında yer aldı. Ve son olarak şu değerlendirmeyi yaptı. ‘ ..28 bin oydan 13 bin oya düşerken bu kadar oyun nereden çalındığının üzerinde mutabakat kuracakları yerde hırsızın üstünü örtmenin bir manası yok!..’

İyi ki herkesin aklını başına devşirecek ve haddini bildirecek sandık var. 

Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler!