Şeytanın maskarası!

İngilizlerin çok yerinde bir tespitleri var: Türkler, cephelerde savaşarak yenilmez. Onları ancak dinle yenebiliriz. İçlerine girip dinlerini bozacağız ve her bozduğumuz klik, diğerleriyle savaşacak! Bundan dolayadır ki, sayıları yüzü aşkın tarikatın kurucusu biz İngilizleriz.

Dinimizi nasıl bozduklarını ve din maskesi altında kardeşi kardeşe nasıl kırdırdıklarını FETÖ olayında bütün çıplaklığıyla gördük ve görmeye devam ediyoruz.

Şimdi de; aynı paraleldeki bir başka çete (Adnan Oktar ve avanesi) gözaltına alındı.

Önceleri Siyonizm’e karşı gibi gözüküp o mealde kitaplar yazdı. Toplumdaki hemen her kesimin (!) gözünü boyadıktan sonra ise, alenen Siyonizm’in emrine girdi.

Zengin ailelerin çocuklarını tuzağına düşürüp; etrafını kalın duvarlarla örerek kendi hisar (kale) devletini kurdu. Kalenin içine girilemiyor ama içerideki ‘kedicikler’ ile yaptığı TV yayınlarıyla zehrini, topluma kusuyordu.

90’lı yıllarda yakalanıp içeri alındı ama davası takipsizlikle sonuçlandı. Bu arada onu içeri alanlar ve onun aleyhinde yazıp-çizen ve söz söyleyenlerin başlarına gelmeyen kalmadı.

Devletin kaplumbağası arsız tavşanı yakalar. Yeter ki devlet, devlet olsun. Belli ki; özellikle son aylarda devlet bunların ipini olabildiğince salmıştı. Onlar da; FETÖ’nün boşalttığı alanı doldurmak amacıyla şeytan çatlatıyorlardı.

Şeytanın maskarası bu adam(!) en büyük zararı mukaddes dinimize verdi. İğrençliklerini sergilerken, kutsal kelimeleri diline pelesenk edip, sürekli dini aşağıladı.

Tüm bu iğrençlikler TV ekranlarında sergilenirken, devlet de, devletin sorumlu kurumu olan Diyanet de seneler senesi uyudu. Onca rezillik karşısında susup müdahale etmedi.

Dikkat ediniz; İngilizler yahut diğer şer güçler, dinimizi bozmaya çalışırken; mevcut boşluklardan faydalanırlar. Bizimse, en boş yanımız dinimiz; dinimiz hakkındaki bilgisizliğimizdir.

Dinini bilmeyen ise, şeytanın maskarası olur!

Dinini bilen bir Müslüman kızına; dini söylemleri çırılçıplak da olsa söyleyebileceği telkini yapılabilir mi? İtirafçı kız, böyle yapmakla ibadet ettiğimi sanıyordum diyor.

Dinin yasakladığı ve çirkin gördüğü eylem ve söylemleri ibadet olarak algılatıp yaptıran bu sapık ve sapkın hareket; aynen FETÖ metotlarını kullanarak insanları şantaj, tehdit ve kaset komplolarıyla sindirdi.

Özellikle dini açıdan Türk toplumuna bakıldığında; taşların bağlanıp köpeklerin salındığı görülür!

İtilip kakılan, kılıktan kılığa sokulan ve zaman zaman yasaklanan din, yerin altına girdi. Karanlık dehlizlerde istenilen kalıba döküldü ve maalesef din adına meydan yeri şarlatanların, hokkabazların elinde kaldı.

Bu konuda; saldım çayıra anlayışındaki devlet ve devlet kurumları (Diyanet-RTÜK vb.) kadar, bu denli karanlık yapılara çocuklarını teslim eden ana-babaların da vebali var.

Yeni dönemde A’dan Z’ye dönüştürülen ve yeniden yapılandırılan devlette; toplumu, maddi ve manevi olarak kemiren tüm yapılar gözden geçirilmeli ve halkımız din bezirganlarının elinden kurtarılmalıdır.

Zira; din adına, hangi taşı kaldırsanız, altından Adnan Oktar’lar ve türevleri çıkmakta..